Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

çamura taş atmak

çirkefe taş atmak.

110

çamura yatmak

argo 1) borcunu ödememek; 2) sözünü yerine getirmemek.

104

çamuru karnında, çiçeği burnunda

çiçeği burnunda, çamuru karnında.

111

çan çalmak

herkese bildirmek.

121

çan çan etmek (ötmek veya konuşmak)

yüksek sesle sürekli gevezelik etmek.

106

çanak tutmak (açmak)

davranışları veya sözleriyle kötü bir sonuca yol açmak: 'Oh olsun... Vallahi memnun oldum, diyordu. Çanak tuttun. Şunun şurasında rahat sana battı mıydı?' -R. N. Güntekin.

113

çanak yalamak

dalkavukluk etmek.

114

çantadan yetişmek

bir mesleği eğitim görmeden deneyimlerle kazanmak.

109

çapanoğlunun abdest suyu gibi

çok sulu, tatsız ve kötü görünüşlü olan (içilecek şeyler).

114

çapraza almak

1) karşı yönlerden kuşatmak: 'Mitralyözler onu çapraza almış, kızıl iğneleriyle gövdesini delik deşik ediyorlardı.' -A. İlhan. 2) mec. herhangi bir konuda çeşitli yönlerden sıkıştırmak.

108

çapraza sarmak

bir iş içinden çıkılmaz duruma gelmek, çaprazlaşmak.

112

çaptan düşmek

çalışma gücü, verimi azalmış veya tükenmiş olmak.

104

çaresiz kalmak

çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak: 'Köyde kim çaresiz kalırsa, kimin işi bozulursa İstanbul yolunu tutar.' -Ö. Seyfettin.

103

çark çevirmek

aynı yol üzerinde dönerek gitmek: 'Kırmızı balıklar birdenbire canlanırlar ve kavanozun içinde birbiri ardınca keyifli keyifli çark çevirmeye başlarlar.' -H. E. Adıvar.

109

çark etmek

1) bir doğrultuda giden kimse, şey sağa veya sola doğru yön değiştirmek: 'Küçük hizmetçi masanın öbür ucundan yarım sağa çark ederek elektrik düğmesine doğru döndü.' -S. F. Abasıyanık. 2) geri dönmek; 3) mec. savunduğu düşünceden vazgeçmek.

108

çarka vermek (çektirmek)

kesici araçları bileği çarkı ile biletmek.

106

çarkı döndürmek

hlk. geçimini sağlamak.

116

çarkına etmek (okumak)

argo birine büyük kötülük yapmak veya işini bozarak zarar vermek.

114

çarpıntısı tutmak

heyecan, korku veya üzüntüden çarpıntı nöbeti gelmek.

108

çarşaf gibi

dalgasız, dümdüz ve durgun (deniz, göl).

122

çarşaf kadar

pek büyük, çok geniş: 'Çarşaf kadar bir kâğıda künyemi yazmışlar.' -R. H. Karay.

108

çarşafa dolanmak

argo bir işin içinden çıkamamak, kötü ve başarısız duruma düşmek, zor durumda kalmak, çarşaflamak.

111

çarşafa girmek

çarşaf giymeye başlamak.

109

çat orada çat burada çat kapı arkasında

çok çabuk yer değiştiren bir şeyin durumunu anlatan bir söz: 'Sizin sevgili bir yerde durmaz, çat orada çat burada çat kapı arkasındadır.' -O. C. Kaygılı.

103

çatal görmek

net görememek, bir şeyi iki görmek.

113

çatır çatır çatlamak

1) çok çatlamak: 'Kızgın güneşe maruz bırakılmış çam fıstıkları çatır çatır çatlıyor, sapır sapır dökülüyordu.' -E. E. Talu. 2) çok kıskanmak.

51

çatıyı almak

çatıya ulaşmak.

125

çatkın olmak

kendini ağırdan satmak: 'Müdüre göre idareci biraz çatkın olacak yani oldukça ağırdan satacak kendini.' -K. Korcan.

114

çatlasa da (çatlasa da patlasa da)

tkz. 'elinden gelen her çareye başvursa da' anlamında kullanılan bir söz.

115

çay kenarında kuyu kazmak

elde, amaca ulaşılacak bol araç varken emek harcayarak başka yollar aramak.

117