Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

çifte çubuğa gitmek

ekim ve biçim işleriyle uğraşmak: 'Yatağa düşersen hayvanlara kim bakar nine, çifte çubuğa kim gider?' -T. Oflazoğlu.

108

çifte koşmak

çift koşmak: 'Harmanı biz dövelim, öküzleri biz çifte koşalım, tarlayı biz sürelim, siz yukarıda aşık atın.' -S. F. Abasıyanık.

102

çifte vurmak

çiftelemek.

94

çifte yemek

hayvanın çiftesine maruz kalmak.

36

çifti bozmak

çiftçilik yapmaktan vazgeçmek.

108

çiğ düşmek

hoş karşılanmamak, kaba ve yersiz bulunmak: 'Onların da belki merhume ve öksüzler hakkında söylenilecek bir fikirleri olurdu. Fakat şimdilik ne deseler çiğ düşecekti.' -R. N. Güntekin.

103

çiğ kaçmak

yersiz, yakışıksız olmak: Onun o sözü pek çiğ kaçtı.

40

çiğ süt emmiş

iyiliğini gördüğü insana kötülük yapan kişiler için kullanılan bir söz.

117

çiğden vermek

ask. yiyecek karşılığını para olarak ödemek.

111

çiğlik etmek

ters veya yersiz bir davranışta bulunmak: 'Etrafını saranla, çiğlik ettin, adam sana vereceğini vermiş, daha ne versin, dediler.' -N. Cumalı.

118

çil yavrusu gibi dağılmak

toplu olarak bulunan insanların her biri bir yana dağılmak: 'Çocuklar çil yavrusu gibi dağıldılar, biz de baştaki boş çadıra gittik.' -O. C. Kaygılı.

95

çile çekmek

büyük sıkıntı ve üzüntü içinde yaşamak: 'Âşıkın olmaz mı çile çekmesi / Çilenin olmaz mı boyun bükmesi' -Seyrani.

130

çile çıkarmak (doldurmak)

sıkıntılı bir işin veya bir durumun sona ermesini beklemek: 'Yirmi beş senedir Beykoz'daki o tekke gibi evde çile dolduruyorum.' -R. N. Güntekin.

102

çileden çıkmak

1) olup bitenler karşısında sabrı ve dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık göstermek: 'Ben ötede beride tanıdığım yaşlı başlı Fransızlarla böyle konuştukça kardeşim çileden çıkıyordu.' -B. R. Eyuboğlu. 2) çile süresini bitirmek.

99

çilesi dolmak

1) esk. derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak; 2) üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.

132

çileye girmek

dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve perhizli döneme girmek.

103

çimdik atmak (basmak)

çimdiklemek: 'Kadınlar halay çeken işçi kadınları göstere göstere gülüşüp birbirlerine çimdik attı.' -L. Tekin.

99

çiriş gibi

yapışkan ve acı.

104

çirkefe taş atmak (çirkefi üzerine sıçratmak)

edepsiz bir kimsenin tepkisine yol açacak bir davranışta bulunmak: 'Çirkefe taş atma, hikmetini mırıldanarak kaçar gibi uzaklaştı.' -Ö. Seyfettin.

105

çirkin kaçmak

hoş olmayan bir durum olmak.

99

çişi gelmek

işeyeceği gelmek.

113

çitlembik gibi

ufak tefek, esmer ve sevimli.

114

çivi gibi

1) çok sağlam ve çevik (kimse); 2) çok soğuk: 'Suyu çivi gibi tutan toprak testiyi çarpıp kırmıştı bir seferinde.' -T. Dursun K.

46

çivi kesmek

tkz. çok üşümek: 'Ayağının çivi kestiğini ancak o zaman fark etti.' -H. Taner.

116

çivi kırmak

ayakkabıların içinden çıkan çivi uçlarını bir aletle kesip raspa ile eğeleyerek köselenin içine gömmek.

106

çivi sokmak (sürmek)

bir işin olmasında engel, güçlük çıkarmak: 'Bakanlıktan biri bir çivi sürer diye korkuyor.' -M. Ş. Esendal.

99

çizgi çekmek

1) bir noktayı hat biçiminde çeşitli yönde uzatmak: 'Yerlerinden kalkıp duvara bir çizgi çekmişler.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. bitirmek, sona erdirmek: 'Tüm Müslümanlar aralarındaki kızgınlıklara, kinlere, o gün bir çizgi çekeceklerdi.' -H. Taner.

47

çizgisinden sapmamak

görüşlerinden vazgeçmemek, kararlı davranmak.

107

çizmeden yukarı çıkmak

bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak: 'Daha çoğunu istemeye kalkarsa iş değişir o zaman; buna çizmeden yukarı çıkmak denir, herkes haddini bilmeli.' -M. C. Anday.

108

çizmeleri çekmek

bir işe girişmek: 'Yaptığım işe hâlâ şaşmaktan ve inanamamaktan vazgeçemediğim hâlde çizmeleri çekmiştim.' -R. N. Güntekin.

102