Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kıymete binmek

çok değerli duruma gelmek: 'Düşündüm ki başka bir yerde çalışmaya başlarsam belki kıymete binerim.' -A. Kulin.

39

kız almak

bir ailenin kızını gelin olarak kendi ailelerine katmak.

91

kız gibi

1) kıza benzeyen: Kız gibi oğlan. 2) utangaç; 3) argo çok güzel ve yeni: 'Şimdi de kucağında evirip çevirdiği İngiliz malı, kız gibi mavzerine bakıyor, gözlerini ondan ayırmıyordu.' -T. Buğra.

117

kız istemek

bir kızı evlenmek için ana ve babasından veya yakınlarından istemek: 'Sen kızı kandıracaksın, sonra kaynananla gidip kızı isteyeceksin.' -H. E. Adıvar.

41

kız kaçırmak

bir kızı kendinin veya ailesinin rızası olmadan alıp götürmek.

110

kız vermek

bir ailenin kızını bir başka aileye gelin etmek.

39

kızağa çekmek (almak)

1) gemiyi bakım, onarım için bir süre veya hiç kullanılmamak üzere kızak üzerine almak; 2) mec. bir görevliyi etkin bir görevden alıp çalışmayı gerektirmeyen pasif bir işe vermek.

108

kızak yapmak

taşıt fren görevini yerine getirdiği hâlde duramayıp kaymak.

102

kızana gelmek

dişi kedi ve köpek erkek istemek.

111

kızarıp bozarmak

utanç, öfke vb. duyguların etkisiyle yüzü renkten renge girmek.

106

kızılca kıyamet kopmak

kavga, gürültü olmak: 'Bunlardan herhangi birisinin hizmetine girse kızılca kıyamet asıl o zaman kopar.' -Y. K. Beyatlı.

106

kızıp durmak

sürekli olarak kızmak ve söylenmek: 'Tatmin olmamış bir sanatçı öfkesiyle eski arkadaşlarına kızıp duruyordu.' -Ç. Altan.

35

kibarlığı tutmak

bir olay karşısında genel davranışları dışında incelik göstermek.

102

kibarlık taslamak

kibar olmadığı hâlde kibar gibi görünmeye çalışmak.

36

kibrine dokunmak

gururu zedelenmek: 'Ayan azası olduğu için, bekleme salonunda birkaç dakika kalmak bile kibrine dokunmuştu.' -F. R. Atay.

103

kibrine yedirememek

gururuna dokunmak: 'Sütninenin üstüne düşmeyi kibrine yediremediği için merak etmiyormuş.' -R. N. Güntekin.

106

kibrit çakmak

kibriti yakmak için bir yere sürtmek.

34

kilidi küreği olmamak

her şeyi açıkta bulunmak, kilitli yere saklanmamış olmak.

103

kilimci ile kör hacı

herhangi birileri.

100

kilise direği gibi

şaka çok kalın (ense).

101

kilit altına almak

kilitlemek.

101

kilit gibi olmak

birbirine çok bağlı ve dayanışmalı olmak.

107

kilit kürek altına almak

bir şeyi kilitli yere koyarak saklamak: 'O gün her tarafı kilit kürek altına aldı.' -Ö. Seyfettin.

103

kilit kürek olmak

bir yeri korumak, o yerin güvenilir, sağlam adamı olmak: '... evime kilit kürek ol diye onun sırtını okşar.' -R. N. Güntekin.

109

kilit vurmak

kilitlemek.

35

kilo almak

beslenerek vücudun ağırlığı artmak, şişmanlamak.

99

kilo vermek

vücudun ağırlığı azalmak, zayıflamak.

104

kilometre yapmak

yol almak.

103

kim bilir

1) belirsizlik, bilinmezlik bildiren bir söz: 'Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında / Bir namazlık saltanatın olacak / Taht misali o musalla taşında' -C. S. Tarancı. 2) olabilirlik bildiren bir söz: Kim bilir ne kadar çok beğenildi.

108

kim kime dum duma

kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz: 'Gece yarısı kim kime dum duma, köşk de eski yapı zaten, baca gibi alev bir anda dört yanı sarıvermiş.' -H. Taner.

113