Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kumar oynamak

1) ortaya para koyarak talih oyunu oynamak: 'Kazanacağından emin olmadıkça kumar oynamak deliliktir.' -A. İlhan. 2) mec. olumlu sonuçlanması şüpheli olan bir işe bile bile girişmek.

112

kumda oynamak

bir fırsat kaçırarak umulanı elde edememek.

38

kumpas kurmak

gizli bir iş, hile, düzen hazırlamak: 'Üç kişi burada gizli gizli ne kumpaslar kuruyorsunuz bakayım?' -O. C. Kaygılı.

102

kumpasa dâhil olmak

hileli bir işe ortak olmak: 'Samimi bir acıma hissiyle mi, yoksa o çok değerli elmas broşun sahibi olmak için mi bu kumpasa dâhil olduğuna karar verememişti.' -A. Kulin.

119

kumpasa gelmek

hile ile kandırılmak.

104

kumru gibi

kendi dünyasına çekilmiş: 'Başlarını dinlerler, kumru gibi yuvalarında oturur, şunun bunun aleyhinde konuşmazlar.' -B. Felek.

111

kundak sokmak (koymak)

1) yangın çıkarmak için bir yere tutuşmuş yağlı bez parçası koymak; 2) mec. ara bozacak bir söz söylemek veya böyle bir davranışta bulunmak.

110

kupkuru kesilmek

çok kurumak: '... ağzım kupkuru kesildi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105

kur yapmak

1) karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitmek, gönlünü kazanmaya çalışmak: 'Hepsi de aynı yavan, tatsız sözlerle kur yapacaklardı.' -H. C. Yalçın. 2) birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışmak: 'Muhtaç hemşehrilerin bir kısmı etrafımda dolaşmaya, bana kur yapmaya başladılar.' -R. N. Güntekin.

114

kurabiye gibi

çok gevrek, ağızda dağılıveren (yiyecek).

98

kurban gitmek

suçsuz yere ölmek, zarara uğramak: 'Muhakkak bir ihanete kurban gitmiştir.' -F. F. Tülbentçi.

120

kurban olayım!

1) aşırı sevgi ve hayranlık anlatan bir söz: Kurban olayım, ne güzel memleket! 2) yalvarma sözü: 'Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal.' -M. A. Ersoy.

48

kurban vermek

can kaybına uğramak: 'Arada bizim gibi birkaç kurban verilebilir.' -F. R. Atay.

115

kurbanlık koyun gibi

başına geleceklerden habersiz olan: 'Kâh yollarda tabur olmuş yürüyorlar, kâh garlarda, istasyonlarda kurbanlık koyun gibi bekleşip duruyorlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

43

kurdele kesmek

1) tesis veya kuruluşun açılış töreninde gerilen şeridi iyi dileklerle kesmek; 2) herhangi bir amaçla bağlanmış olan şeridi kesip ayırmak: Nişan töreninde kırmızı kurdele kestik.

102

kurdele takmak

okulda belli bir konudaki başarıyı belirtmek üzere öğrenci giysisinin yakasına renkli, özel bir şerit takmak.

106

kurdunu (kurtlarını) dökmek (kırmak)

çoktan beri özlediği bir şeyi bol bol yapıp hevesini almak: 'Daha sonra Paris'te kurtlarını dökmeye gelen her milletten insanlara rastladık.' -B. R. Eyuboğlu.

47

kurşun atmak

1) silahla mermi atmak: 'Yarın, öbür gün Arap çeteleri ile sarılacaksınız, Peygamberin yeşil kubbesine kurşun atacaklar.' -F. R. Atay. 2) mec. düşmanlık etmek.

114

kurşun dokunmak

mermi isabet etmek: 'Suriye'de bel kemiğine bir kurşun dokunmuştu.' -Ö. Seyfettin.

115

kurşun dökmek

halk inanışına göre erimiş kurşunu, hastanın üstünde, içinde su bulunan bir kaba dökerek ortaya çıkan şekillerin yorumuyla nazar, büyü, hastalık vb. şeyleri önlemek, iyileştirmek.

102

kurşun gibi

1) katlanması zor bir biçimde: 'Gurbet acısı kurşun gibi içine çökmüştü şimdi.' -H. Taner. 2) sıkıntı veren; 3) çok ağır.

48

kurşun manyağı yapmak

argo ölümle tehdit etmek.

109

kurşun sıkmak

silahı ateşlemek, mermi yakmak: 'Az bir sürede bütün köy bu kurşunları sıkanın Hasan olduğunu öğrendi.' -Y. Kemal.

103

kurşun yağdırmak

çok sayıda kurşun atmak.

107

kurşun yemek

vurulmak: 'Kurşunu yer yemez, kayalardan aşağı yuvarlanmış leşi, ta derenin kucağına!' -T. Oflazoğlu.

106

kurt ağzı bağlamak

açıkta kalan hayvanların kurt tarafından boğulmasını önleme amacıyla çeşitli uygulamalar yapmak.

105

kurt gibi

işini bilen, girişken (kimse).

115

kuru başına kalmak

hayatında veya yanında kimsesi kalmamak, kimsesiz, yalnız kalmak.

115

kuru gürültüye pabuç bırakmamak

bir durum karşısında telaşsız, korkusuz, dilediğince davranmak: 'Köse Mümeyyiz öyle denemeden kuru gürültüye pabuç bırakır takımından değildi.' -Ö. Seyfettin.

108

kuru hasır (kilim) üstünde kalmak

aç, parasız, evsiz kalmak.

42