Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

merakta kalmak

kaygı içinde olmak.

36

meraktan çatlamak

merakından çatlamak.

32

meraktan ölmek

çok kaygılanmak.

38

meram (meramını) anlatmak

isteğini, derdini anlatmak: 'Gözlerini siyasi ihtiraslar bürüyen kimselere meram anlatmak mümkün olmamıştı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

100

meram etmek

üstüne düşmek, yapmak istemek: 'İşte o, meram ettiği zaman etrafındakilere böyle tahakküm ederdi.' -R. N. Güntekin.

109

mercek altına almak

çok titizlikle ve etraflıca incelemek.

114

mercimeği fırına vermek

tkz. kadınla erkek gizlice aşk ilişkisi kurmak.

41

mercimek kadar

çok küçük ve yuvarlak.

83

merdiven dayamak

ileri bir yaşa yaklaşmak: 'Elliye merdiven dayadık, ötesine de geçtik.' -N. Araz.

107

merhaba çakmak

hlk. selamlamak: 'Kişileri kendi adıyla anmıştım, ona buna, yardımına koşan bunca kişilere bir merhaba çakayım diye.' -A. Erhat.

90

merhaba etmek

hâl hatır sormak, görüşüp konuşmak: 'Bir oturun bakalım, bir merhaba edelim!' -M. Ş. Esendal.

101

merhamet duymak

acıma veya şefkat duygusu uyanmak veya kabarmak: 'Ömrümde hiç kimseye bu kadar saf ve derin merhamet duymamıştım.' -P. Safa.

107

merhamete gelmek

acıma duygusuna kapılmak.

99

merhem olmak

bir derde çare olmak.

105

mermer gibi

beyaz, parlak, sert, sağlam ve pürüzsüz.

104

mesafe almak

bir konuda veya çalışmada önemli ölçüde ilerlemek.

115

mesafe bırakmak (koymak)

ilişkilerde samimi olmamak.

107

mesafe katetmek

yol almak, ilerlemek: 'Tam mesafe katettiğimiz zaman bizi nasıl yarı yolda bırakırsın?' -O. Aysu.

91

mesai yapmak

bir iş yerinde, yasal günlük iş süresi dışında ek bir ücretle fazla çalışmak.

37

mesaiye kalmak

mesai yapmak.

32

mesaj bırakmak

yazı veya sözle bilgi vermek: 'Giderken ona bir mesaj bırakmamış, haber de vermemiş.' -A. Ş. Hisar.

99

mesaj vermek

duygu ve düşünceleri karşı tarafa dolaylı bir biçimde anlatmak.

105

mesele çıkarmak

sorun çıkarmak.

105

mesele yok!

'herhangi bir sıkıntı, güçlük yok!' anlamında kullanılan bir söz.

61

mesken tutmak

yerleşmek: 'Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun / Gördün güzelleri beni unuttun' -Halk türküsü.

96

meskûn kılmak

bir yeri şeneltmek.

101

meskût geçmek

söylemeden geçmek.

36

meskût kalmak

konuşulmamak.

97

mesleğinin eri (erbabı) olmak

işinin uzmanı veya ustası olmak: 'Mesleğimin eri olduğumu takdir edersiniz.' -R. N. Güntekin.

110

mesnetsiz atmak

dayanağı olmadan konuşmak.

106