Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

rüyasına (rüyalarına) girmek

1) rüyasında görmek: 'Geceleri Avrupa şehirleri rüyama girer.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. bir şeyden çok etkilenmek, çok korkmak.

119

rüyasında görememek

olacağını, gerçekleşeceğini düşünememek.

116

rüyasında görse hayra yormamak

hatır ve hayalinden geçirmemek, olacağına inanmamak.

43

rüzgâr almak

yel esen bir yerde bulunmak: Bu ev çok rüzgâr alıyor.

113

rüzgâr ekip fırtına biçmek

yaptığı bir kötülüğün çok daha kötüsü ile karşılaşmak.

113

rüzgâr gelecek delikleri tıkamak

istenmeyen bir durum veya gelişmeye karşı her türlü önlemi almak.

122

rüzgâr gibi

çabucak: 'Rüzgâr gibi geçip giden gençliğimin tanıkları / Şu yıpranmış fotoğraflar, soluk renkli, siyah beyaz' -M. Çınarlı.

45

rüzgâr tutmamak

rüzgâra açık ve kapalı bulunmak: 'Rüzgâr tutmayan yerlerinde dadılar, çocuklar ve ihtiyarlar güneşlenirler.' -B. Felek.

111

rüzgârdan nem kapmak

en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak.

119

saat başı galiba!

bir toplantıda, herkesin dalıp sustuğunda bu durumu fark eden bir kimsenin söylediği söz.

109

saat bir (iki, üç ...) yönünde

saat başlarını söyleyerek hedefi yön açısından belirlemek için kullanılan bir söz.

122

saat bu saat

'ele geçen fırsattan yararlanmanın tam zamanı' anlamında kullanılan bir söz.

115

saat gibi

tam bir düzgünlükte, tıkır tıkır.

42

saat gibi işlemek

aksamadan, ara vermeden çalışmak.

112

saat on bir buçuğu çalmak

yaşı çok ilerlemiş olmak.

44

saat tutmak

saate bakarak bir işin ne kadar sürdüğünü hesaplamak.

108

saati çalmak

bir şeyin vakti gelmek: 'Herkes ona artık vaktini ibadete hasretmek zamanının geldiğini, daha doğrusu ahireti düşünmek saati çaldığını ima ediyordu.' -H. E. Adıvar.

113

saati saatine uymamak

durumu, huyu sık sık değişmek.

110

sabaha çıkmamak

sabaha kadar yaşayamamak, sabahtan önce ölmek.

106

sabaha kadar

bütün gece boyunca.

110

sabahı bulmak (etmek)

sabahlamak: 'Hiç uyuyamadım. Her dakika gelip kaldıracaklar sanıyorum. Ama işte sabahı ettik.' -S. F. Abasıyanık.

112

sabahı sabah etmek

sabahın olmasını uyumadan sabırsızlıkla beklemek.

125

sabahı zor etmek

bir türlü sabah olmamak: 'İstediği şeyler gelinceye kadar, sevinç ve sabırsızlık içinde sabahları zor ediyordu.' -Halikarnas Balıkçısı.

126

sabahlar (sabahışerifler) hayrolsun!

1) günaydın! 2) iş işten geçtikten, olan olduktan sonra gösterilen ilgi için söylenen bir söz.

116

saban sürmek

1) toprağı sabanla kazıp altüst etmek; 2) sp. güreşte, hasmı ayaklarından tutup yüzükoyun yerde sürümek.

43

sabit olmak

1) bir şeyin varlığı, gerçekliği kesin olarak belli olmak: 'Önceden koyduğu teşhislerin doğruluğu sonradan kaç defa sabit olmuş.' -A. Ş. Hisar. 2) durağan durumda bulunmak.

108

sabrı taşmak (tükenmek)

artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak: 'Sabrı tükenmiş olanlardan birkaçı, birden söze başlamak istedilerse de reis izin vermedi.' -M. Ş. Esendal.

121

sabunköpüğü gibi sönmek

gösterişli olmakla birlikte en hafif bir etki ile yok olmak.

41

saç ağartmak

saç sakal ağartmak.

116

saç saça baş başa

kadınlar, birbirlerini kıyasıya hırpalayacak biçimde.

47