Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sözü sohbeti yerinde

güzel, oyalayıcı, kırmadan konuşan: 'Bayanın kocası olan şişman adamcağız, sözü sohbeti yerinde, efendiden bir adam.' -M. Ş. Esendal.

105

sözü tartmak

ölçülü konuşmak.

114

sözü uzatmak

gereğinden çok konuşmak: 'Bu hesapları yapabildiğimi göstermek için bu kadar sözü uzatıyorum.' -A. Midhat.

121

sözüm meclisten dışarı

konuşma arasında çirkin bir söz kullanmak gerektiğinde o sözden orada bulunanların alınmamasını belirtmek için söylenen bir söz: 'Gülseren, sözüm meclisten dışarı, uygunsuz bir çift yakalamış bekçi, dedi.' -H. Taner.

120

sözüm yabana

sözüm meclisten dışarı.

102

sözün ardı boşa çıkmak

söz olumlu sonuca ulaşmamak: 'Her seferki gelişimde bu katakulliyi okursun fakat sözün ardı hep boşa çıkar.' -H. R. Gürpınar.

120

sözünde durmak

verdiği sözü yerine getirmek, verdiği sözden dönmemek, verdiği sözü tutmak: 'Sözümüzde durmuştuk, benzeme bahsine girmedik.' -R. H. Karay.

118

sözünden çıkmamak

birinin isteklerine, öğütlerine, sözlerine uyarak davranmak: 'Halit Ağabey sen benim büyüğümsün, sözünden çıkmam.' -S. F. Abasıyanık.

112

sözünden dönmek

verdiği sözü yerine getirmemek veya tutmamak.

115

sözüne sadık kalmak

verdiği söze bağlı olmak.

105

sözünü (sözünüzü) balla kestim (kesiyorum)

karşısındakinin konuşmasını kesip arada herhangi bir şey hatırlatmak istenildiğinde izin dilemek için söylenen bir söz.

116

sözünü bağlamak

konuşmasını bitirmek için son sözlerini söylemek: 'Müdür medrese mantığı ile sözünü bağladı.' -K. Korcan.

112

sözünü esirgememek (sakınmamak)

düşündüğünü, karşısındakini kıracak bir söz olsa bile söylemekten çekinmemek: 'Dikbaşlı ve sözünü esirgemez bir insan olduğundan orada bir köşede, küçük bir kâtip kalmıştı.' -Y. K. Beyatlı. 'Emine iskambil falı açıyor, dikiş dikiyor, çorap örüyor, kafasına uyan insanlarla konuşuyor, sözünü sakınmıyor.' -H. E. Adıvar.

41

sözünü geri almak

1) üstüne aldığı bir işten vazgeçtiğini söylemek; 2) söylemiş olduğu bir sözde haksız olduğunu kabul ederek onun söylenmemiş sayılmasını istemek.

112

sözünü kesmek

biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek: 'Birkaç söz daha söyleyip esasa geçmek istedi ise de arkada oturanlardan biri onun sözünü kesti.' -M. Ş. Esendal.

119

sözünü tutmak

verdiği sözü yerine getirmek: 'Sözümü tuttum gibime geliyor, siz istediğiniz kadar bana meşhursun deyin.' -S. F. Abasıyanık.

120

sözünün eri

verdiği sözü ne olursa olsun yerine getiren kimse.

104

stop etmek

araba, durmak.

103

stres atmak

bir etkinlikte bulunarak gerginlikten, sıkıntıdan kurtulmak.

113

strese girmek

gerilmek, sıkıntıya girmek: 'Evine görücü gelecek kız tarafı strese girerdi.' -Ü. Dökmen.

37

strese sokmak

gerilime, sıkıntıya sokmak.

113

su almak

1) suyu içine çekmek: Ayakkabılarım su alıyor. 2) den. su yapmak; 3) den. gemiye içme suyu doldurmak; 4) tıp herhangi bir organdan tedavi maksadıyla su boşaltmak; 5) mec. bozukluk, yozlaşma başlamak: 'Bu güven bir yerinden su alıyorsa o gediği zamanında kapamak gerekir.' -H. Taner.

109

su basmak

bir şey veya yer sular altında kalmak, her yanı suyla dolmak.

44

su çarpmak

yüzünü su ile yıkamak.

45

su çekmek

1) içine su almak; 2) alçak bir yerden tulumba vb. ile su çıkarmak.

106

su dökmek

hlk. küçük abdest bozmak.

107

su dökünmek

yıkanmak: 'Biraz su dökünüp hafiflik hissettikten sonra kalktılar.' -N. F. Kısakürek.

121

su etmek

den. bir geminin içine herhangi bir yerinden su girmek veya su sızmak.

35

su gelmek

tıp doğumdan önce amniyon sıvısı döl yolundan akmak.

109

su gibi

çok ıslak: 'Ben bir yere gidemem, arkamda gömlek su gibi.' -M. Ş. Esendal.

42