Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

üstüne fenalık gelmek

aşırı derecede sıkılmak, pek bunalmak: 'Bütün kan başıma çıktı, üstüme bir fenalık gelir gibiydi.' -M. Ş. Esendal.

103

üstüne geçirmek

1) bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak; 2) evlat edinmek.

110

üstüne gitmek

1) bir işe el atmak, karışmak: 'Hancı kırda yatıyormuş, üstlerine gidememiş. Karıyı gözünün önünde kesmişler de üstüne gidememiş.' -M. Ş. Esendal. 2) üstüne doğru gitmek; 3) bir şeyi ısrarla yapmak; 4) bir işi yapmak için kişiyi zorlamak.

41

üstüne koymak

katmak, eklemek.

116

üstüne kuma gelmek

kocası, başka bir kadın almak: 'Üstüne kuma gelmesi şart değil insanın bu acıyı tatması için.' -A. Kulin.

112

üstüne kuş kondurmak

olağanüstü, o ana kadar görülmemiş bir şey yapmak: 'Tahta döşetmek değil ya, üstüne bir de kuş kondurursan yine de burada oturulmaz.' -M. Ş. Esendal.

51

üstüne olmamak

daha üstü, iyisi bulunmamak: 'İngiliz gemisi üstüne gemi olmaz.' -M. Ş. Esendal.

101

üstüne oturmak

tkz. hakkı yokken bir şeyi kendisine mal etmek: 'Bunların nesi yoksa ele geçirip sonra da üstüne oturmak mümkün.' -E. E. Talu.

113

üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi

1) tembel, uyuşuk, cansız, miskin; 2) çok derin bir biçimde.

110

üstüne perde çekmek

isteyerek örtmek, gizlemek.

110

üstüne titremek

bir şeye veya kimseye sevgi, özen göstermek: 'Topu topu beş bin lirayı bulan bu tasarrufun üstüne titreyip durmaktaydı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

130

üstüne tuz biber ekmek

üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

127

üstüne yaptırmak

bir malın tapusunu kendi adına yazdırmak: 'Ev galiba halasınındı ama Emin üstüne yaptırmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

108

üstüne yok

'bundan daha iyisi olamaz, hepsinden iyisi bu' anlamında kullanılan bir söz: 'Güner desinler, bir ev döşemiş, üstüne yok.' -A. İlhan.

121

üstünü görmek

gebeyken aybaşı olmak.

119

üvey evlat gibi tutmak (saymak)

horlanmak, haksızlık etmek, iyi davranmamak: 'Sanatçıyı üvey evlat sayma huyumuz yine değişmedi.' -H. Taner.

122

üvey evlat muamelesi yapmak

1) dışlamak: 'Bana üvey evlat muamelesi yapıyorsun, beni burunluyorsun.' -O. Kemal. 2) kötü davranmak.

114

üyeliği düşmek

üye olma niteliğini kaybetmek: 'Meclis çalışmalarına özürsüz olarak bir ay içinde toplam beş birleşim günü katılmayanların üyeliğinin düşmesine karar verilir.' -Anayasa.

114

üyelik dondurmak

herhangi bir sebeple bir üyenin bağlı olduğu kuruluşun çalışmalarında yer almasını veya toplantılarda bulunmasını belirli bir süre için engellemek.

105

üzerinde durmak

bir işe önem vermek, bir işle yakından, sürekli ilgilenmek: 'Klasik yazarlarımızın yapıtları üzerinde durmak, hepimiz için bir görev.' -S. İleri.

116

üzerinde kalmak

1) mal veya iş, artırma sırasında bir kimsenin olmak: 'Hasılı ne yaptı yaptı, elektrikli süpürge üzerinde kaldı.' -H. Taner. 2) istenmeyen şey birine yüklenmek, sorumluluğuna bırakılmak.

119

üzerinden atlamak

bir şeyi ödev edinmemek.

116

üzerinden atmak

1) sıkıntı veren bir iş veya durumdan kurtulmak; 2) işi başkasına devretmek.

120

üzerinden dökülmek

bol ve biçimsiz olmak.

42

üzerine alınmak

üstüne alınmak.

112

üzerine almak

1) bir işi görev edinmek, deruhte etmek: 'İşte o günden beri keman sesi, ses duymayan kızların kulaklarına sevdanın sesini duyurmak işini üzerine almıştır.' -N. Hikmet. 2) bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak: 'Söylediklerini hepimiz ayrı ayrı üzerimize almıştık, susuyor ve sıkılıyorduk.' -Ö. Seyfettin. 3) eşinin üzerine bir başkasıyla evlenmek: 'Fakat haydi beni boşadınız. Almanya'da sevdiğiniz bir başka kadını üzerime aldınız neyse.' -Ö. Seyfettin.

44

üzerine bir iki güneş doğmak

hlk. üstüne bir iki güneş doğmak.

44

üzerine çekmek

üstüne çekmek.

108

üzerine çökmek

duygu, durum vb. bastırmak, kaplamak: 'Üzerimize çöken şimşekli, yıldırımlı havanın bana verdiği helecanı yeniden duyuyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

104

üzerine çullanmak

üstüne çullanmak: Korku, su içen bir ceylana saldıran kurt gibi üzerime çullandı.

117