Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

zıp diye çıkmak

beklenmeyen bir zamanda ortaya çıkmak.

45

zıp zıp zıplamak

çok sevinmek.

130

zırıltı çıkarmak

anlaşmazlık sebebiyle kavga etmek: 'Durup dururken zırıltı mı çıkarmalı?' -M. Ş. Esendal.

39

zırnık (bile) koklatmamak

en ufak bir şey vermekten kaçınmak: 'Karın, kaynanan, çocukların hepsini yiyip sana zırnık koklatmazlar.' -H. R. Gürpınar.

115

zırnık (bile) vermemek

en ufak bir şey vermemek.

110

zıvanadan çıkmak

1) çok sinirlenmek, öfkelenmek: 'Dürdane Hanım'ın aşkı seni zıvanadan büsbütün çıkarmış.' -H. R. Gürpınar. 2) aklını yitirmek, çılgın gibi davranmak: 'Kaç zamandır zaten bir acayipleşen oğlanın artık adamakıllı zıvanadan çıktığına hükmediyorlardı.' -H. Taner. 3) denetlenemez duruma gelmek: Bu iş zıvanadan çıktı.

118

zifafa girmek

gerdeğe girmek: 'Zifafa girdiği gece kaynatası ölüverdi.' -Ö. Seyfettin.

120

zift gibi

1) çok acı; 2) simsiyah.

113

zift yesin

'ne yerse yesin' anlamında öfke bildiren bir söz.

107

ziftin pekini yesin

zift yesin.

104

zihin açmak

zihni daha iyi çalışır duruma getirmek.

106

zihin yormak

bir konuda çok düşünmek, kafa yormak.

41

zihinde (zihninde) yer etmek

çıkmamak üzere belleğe yerleşmek: 'Bir hadise insanın zihninde yer etti mi orada kerpiçleşip kalıyor.' -E. İ. Benice.

118

zihni açılmak

kavrayışı, anlayışı çoğalmak.

118

zihni boşalmak

kafası rahat ve dingin olmak: 'Zihnim boşaldıkça daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçenin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm.' -B. Felek.

110

zihni bulanmak (karışmak)

1) düşünürken olaylar arasındaki bağlantıyı yitirmek; 2) ne yapacağını şaşırmak: 'Duvar saatine bakmayı akıl ettiğinde ise zihni adamakıllı bulandı.' -İ. O. Anar.

137

zihnini altüst etmek

düşüncelerini karmakarışık duruma getirmek: 'Günlerden beri bu düşünce, Anadolu'ya geçmek zihnini altüst ediyordu.' -S. Kocagöz.

124

zihnini dağıtmak

gerektiği gibi düşünmemek.

107

zihnini oynatmak

çıldırmak, delirmek.

108

zihnini toplamak

kendine gelmek, sağlıklı düşünmeye başlamak: 'Vehibe benden önce zihnini toplayarak cevap verdi.' -H. R. Gürpınar.

102

zikri geçmek

anılmak, adı geçmek: Dün sizin zikriniz geçti.

46

zikzak yapmak

1) sık sık sağa sola yön değiştirmek; 2) mec. sık sık düşünce değiştirmek.

115

zil kalmak

parasız kalmak: 'Zaten müdür aç herifin biri, zil kalmış da gelmiş buralara.' -K. Korcan.

113

zil takıp oynamak

çok sevindiğini belli etmek: 'Birini buldu, ne güzel oldu diye zil takıp oynayacak mıydım?' -A. Ümit.

112

zillete düşmek

hor görülmek, aşağılanmak: 'Zillete düşmemek için tehlikeyi kabul etmek daha iyi olmaz mı?' -E. İ. Benice.

105

zilsiz oynamak

çok sevindiğini belli etmek.

121

zimmet çıkarmak

eksik veya yanlış yapılan bir işlemden dolayı kişiye fazladan ödenen miktarı belirlemek ve ödemesini sağlamak için bildirimde bulunmak.

43

zincir gibi

art arda sıralanmış şey.

105

zindan gibi

karanlık veya iç sıkıcı (yer).

120

zinde tutmak

genç ve diri kalmasını sağlamak: 'İçim ürperiyor, ürpertinin beni zinde tutacağına inanıyorum.' -A. Ümit.

44