Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

adalet dağıtmak

kanunların saydığı hakları sahiplerine vermek.

107

adam beğenmemek

herkesi değersiz görmek.

111

adam değilim

'herhangi bir durumun gerçekleşmemesi durumunda, kendisinin insan sayılamayacağı' anlamında kullanılan bir söz.

103

adam gibi

1) terbiyeli, akıllı uslu; 2) adamlığa, insanlığa yaraşır yolda; 3) iyice.

110

adam içine çıkmak

topluluğa karışmak, insanların bulunduğu yerlere gitmek, eşe dosta gitmek.

108

adam içine karışmak

bir topluluğa girmek, kendisine değer verilir olmak.

114

adam kullanmak

1) birini çalıştırmasını bilmek; 2) birini kendi çıkarına alet etmek.

114

adam olana çok bile

layık olmadığı, hak etmediği hâlde kişinin beklentisi daha fazla olduğu durumlarda kullanılan bir söz.

118

adam sen de!

bir işin önemsenmediğini anlatmak için söylenen bir söz.

118

adam sırasına geçmek (girmek)

daha önce toplumda önemli bir yeri veya özel bir değeri yokken artık kendisine önem ve değer verilmek: 'Bize yol aç, erkân göster; yollar aç bize de, biz de adam sırasına girelim.' -K. Korcan.

105

adama benzemek (dönmek)

1) giyim kuşamıyla, davranışlarıyla insana yakışır bir biçim almak: 'Bak gördün mü, isteyince adama dönüyorsun.' -E. Işınsu. 2) beğenilir duruma gelmek: Şimdiki belediye başkanı sayesinde şehir adama benzedi.

110

adamına göre

1) kişiler arasında ayrıcalık gözeterek; 2) herkesin yeteneğine uygun olarak.

109

aday göstermek

bir iş veya bir görev için birini aday olarak belirlemek, namzet göstermek: 'Siyasi parti grupları Başkanlık için aday gösteremezler.' -Anayasa.

108

adaylığını koymak

bir iş veya göreve seçilmek için kendini ileri sürmek: 'Bankacılardan birkaçının kurgularıyla belediye başkanlığına adaylığını koymuştu.' -M. Ş. Esendal.

41

âdembaba gibi

parasız pulsuz, perişan, zavallı.

101

âdembabaya dönmek

malını mülkünü kaybetmek.

106

âdet görmek

kadın aybaşı olmak.

106

âdet olduğu üzere

alışıldığı gibi.

110

âdet yerini bulsun diye

'gerekli görüldüğü için değil, yalnız alışılmış olduğu için' anlamında kullanılan bir söz.

104

adı (bile) olmamak

değeri olmamak: Bir baş soğanın da adı mı olurmuş?

103

adı batmak

sevilmeyen bir şey veya kimse unutulmak, adı anılmaz olmak, artık sözü edilmemek.

118

adı bile okunmamak

birine veya bir şeye hiç önem verilmemek.

114

adı çıkmak

1) kötü bir ün kazanmak: Onun adı çıkmış yoksa fena adam değil. 2) hakkı olmayan bir ün kazanmak: O berberin adı çıkmış, aslında iyi tıraş edemiyor.

117

adı çıkmış dokuza, inmez sekize

'birinin bir kere adı çıktıktan sonra onun hakkındaki yaygın inanç artık kolay kolay düzelemez' anlamında kullanılan bir söz: 'Artık o yana bir daha gelme, adın çıktı dokuza, inmez sekize, demedim miydi?' -B. Günel.

113

adı deliye çıkmak

deli olmadığı hâlde deli olarak tanınmak: 'Böyle bir şey yazmaya kalkarsam adım deliye çıkacak.' -R. N. Güntekin.

98

adı geçmek

anılmak, söz konusu olmak, ismi geçmek: 'Necip Fazıl, adı geçen iki şiirden birer bölüm okudu.' -A. Kabaklı.

115

adı gibi bilmek

çok iyi bilmek.

114

adı kaldırılmak

anılmaz olmak, silinip gitmek: 'Saatlerce adı dünya yüzünden kaldırılmaya çalışılan Türklüğün talihini düşünürdüm.' -Ö. Seyfettin.

101

adı kalmak

bir kimse veya bir şey öldükten, ortadan çekildikten sonra dillerde yalnız adı dolaşmak.

118

adı kötüye çıkmak

ünü kötü olarak yayılmak.

100