Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ağzı olan konuşuyor

'konuyla ilgisi olmayan, bilir bilmez herkesin söyleyecek sözü var' anlamında kullanılan bir söz.

97

ağzı oynamak

1) bir şeyler yemek; 2) konuşmak.

102

ağzı sulanmak

1) imrenmek; 2) yeme, içme isteği artmak.

109

ağzı süt kokmak

çok genç ve toy olmak: 'Yazmaya başladığım günden bu yana ağzı süt kokan bir yazar olmaktan korkmuşumdur.' -T. Uyar.

111

ağzı teneke kaplı

şaka çok sıcak veya çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen, yiyebilen (kimse).

111

ağzı var dili yok

1) 'pek sessiz, kendi hâlinde' anlamında kullanılan bir söz: 'Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?' -B. Felek. 2) 'konuşamayan, derdini anlatamayan' anlamında kullanılan bir söz: 'Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.' -S. F. Abasıyanık.

137

ağzı varmamak

söylemeye, açıklamaya gönlü elvermemek.

35

ağzına almak

1) yemek, içmek; 2) söylemek: 'Bir daha millet kelimesini ağzına alırsan dilini koparırım, anladın mı?' -R. H. Karay.

41

ağzına bir kemik atmak

birini küçük bir çıkarla susturmak.

102

ağzına burnuna bulaştırmak

bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.

96

ağzına etmek

argo haddini bildirmek.

34

ağzına geldiği gibi

önünü sonunu düşünmeden.

104

ağzına geleni söylemek

1) nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek; 2) gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.

43

ağzına gem vurmak

susturmak, söyletmemek.

112

ağzına kadar

boş yeri kalmayacak bir biçimde: 'Bir bardağı bu yeşil şerbetle ağzına kadar doldurdu.' -İ. O. Anar.

98

ağzına kilit takmak (vurmak)

1) susmak; 2) susturmak.

115

ağzına kira istemek

söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.

106

ağzına sağlık

1) bir sözü yerinde söyleyen kişilere söylenen bir beğenme sözü; 2) yapılan konuşmanın beğenildiğini belirtmek için söylenen söz.

112

ağzına sıçmak

1) birini çok kötü duruma sokmak; 2) bir şeyi, bir işi işe yaramaz duruma getirmek, bozmak.

109

ağzına takılmak

bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.

100

ağzına taş almak

söze karışmayıp susmak.

43

ağzına tıkmak

susturmak, konuşmasına engel olmak: 'Aleyhinde kim ne söylerse hemen ağızlarına tıkarlardı.' -O. C. Kaygılı.

100

ağzına verilmesini beklemek (istemek)

çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek.

105

ağzına yakışmamak

söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak.

95

ağzına yüzüne bulaştırmak

bir işi kötü yapmak, becerememek: 'Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.' -R. N. Güntekin.

102

ağzında bakla ıslanmamak

sır saklamamak.

106

ağzında yaş kalmamak

bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak.

109

ağzından (söz, lakırtı) dirhemle çıkmak

çok az veya zorla konuşmak.

100

ağzından baklayı çıkarmak

baklayı ağzından çıkarmak.

94

ağzından bal damlamak (akmak)

çok tatlı konuşmak: 'Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.' -A. İlhan.

119