Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

altını üstüne getirmek

1) bir şey bulmak için aramadık yer bırakmamak; 2) söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düşürmek, karmakarışık etmek: 'İnsanın gözü bir şey görmedi mi dünyanın altını üstüne getirmeli.' -Z. Selimoğlu.

113

altmışaltıya bağlamak

geçici bir çözümle durumu kurtarmış görünmek.

101

altta kalmak

1) herhangi bir iyiliğin karşılığını ödeyememek; 2) herhangi bir çatışmada, çekişmede yenilmek.

51

altta yok üstte yok

yoksul, fakir.

117

alttan almak

sert konuşan bir kimseye yumuşak bir dil kullanmak, aşağıdan almak.

109

alttan güreşmek

gizli gizli yenme yollarını kollamak.

120

altüst etmek

1) alt yüzünü üst yüzüne getirmek; 2) çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak: 'Ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgâr altüst edebilir onları.' -C. Meriç. 3) yıkmak, harap etmek: Deprem köyü altüst etti. 4) huzursuz etmek, rahatsızlık vermek: 'Kalbini altüst eden yeni durumu orada öğrendi.' -H. E. Adıvar.

120

altüst olmak

1) çok karışık duruma gelmek; 2) üzülmek, tedirgin olmak, yıkılmak: 'Tasarısı birdenbire altüst olan insanlar gibi bakınıyordu.' -İ. H. Baltacıoğlu. 3) rahatsızlanmak: Yediğim yemekten midem altüst oldu.

110

ama ne

1) 'ne hoş' anlamında kullanılan bir söz: Ama ne manzara! Ama ne film! 2) 'şaşılacak niteliği olan' anlamında kullanılan bir söz: Ama ne kılık!

106

amaç gütmek

bir amacı gerçekleştirmeye çalışmak: 'Dernekler, 13'üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi siyasi amaç güdemezler.' -Anayasa.

117

aman bulmak

kurtulmak.

111

aman dedirtmek (amana getirmek)

karşı koyan birini boyun eğmek zorunda bırakmak, zor durumda bırakmak: 'Galiba bu sene soğuk aman dedirtecek.' -R. H. Karay.

44

aman derim!

'sakın ha, böyle bir iş yapayım deme' anlamında kullanılan bir söz: Evi satacakmışsın, aman derim!

106

aman vermek

canını bağışlamak, öldürmemek: 'Teslim olan halka aman vererek hepsini evlerine yolladı.' -F. R. Atay.

117

aman vermemek

1) rahat bırakmamak, göz açtırmamak: 'İri sivrisinekler gece gündüz aman vermiyordu.' -N. Cumalı. 2) acımayıp öldürmek.

49

aman zaman bilmemek

fırsat vermemek.

46

aman zaman dedirtmemek

aman vermemek.

109

amana gelmek

önce direnirken zor karşısında boyun eğmek.

111

aması maması yok!

hiçbir özrün geçerli olamayacağını anlatan bir söz: 'Ama diye sözünü kestim adamın. Aması maması yok, dedi o, sert bir sesle. Niye istifa etmedin?' -N. Eray.

110

ameliyat (... ameliyatı) geçirmek

ameliyat edilmiş olmak: 'Bu koğuşta ayak ameliyatı geçirmiş hasta Şahin'di.' -H. R. Gürpınar.

106

ameliyata almak

gerekli hazırlıkların yapılmasından sonra hastayı ameliyat etmek.

112

ameliyata girmek

1) ameliyat işlemlerini gerçekleştirmek; 2) ameliyat olmak.

43

amma da yaptın ha!

söylenen bir söze pek inanılmadığını ve şaşıldığını anlatan bir söz.

113

ana baba bir

aynı anne ve babadan olan.

44

ana baba eline bakmak

ana ve babanın verdiği para ile geçinmek.

52

ana baba yavrusu

nazlı büyütülmüş çocuk.

110

ana bir, baba ayrı

anaları bir, babaları ayrı olan (kardeşler).

49

ana rahmine düşmek

döl yatağında cenin oluşmak: 'Ulan Mustafa, insanoğlu ana rahmine düşer de dokuz ay on gün sonra capcanlı fırlar.' -S. F. Abasıyanık.

45

anadan doğmuşa dönmek (anadan yeni doğmuş gibi olmak)

1) dertsiz, tasasız bir duruma gelmek; 2) günahlardan arınmış duruma gelmek.

110

anafora kaptırmak

başkasının emeksiz ve karşılıksız olarak yararlanmasına sebep olmak.

108