Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ayağına getirmek

sıra, saygı gözetmeksizin birinin yanına gelmesini sağlamak.

41

ayağına ip takmak

bir kimseyi çekiştirmek: 'Ara sıra ötekinin berikinin ayağına ip takmaktan başka konuşacak lakırtıları olmazdı.' -R. N. Güntekin.

55

ayağına kira istemek

gelmeye nazlanmak, üşenmek.

105

ayağına sağlık

'gelmen çok memnun etti' anlamında kullanılan bir söz.

114

ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim?

seyrek gelen bir konuğa yarı sitem, yarı sevinçle söylenen söz.

114

ayağına sıkmak

ayağına ateş ederek tehdit amacıyla gözdağı vermek.

115

ayağına üşenmemek

hamarat olmak, ayak işlerini bıkmadan, yorulmadan yapmak.

37

ayağını (ayaklarını) öpeyim

hlk. 'yalvarırım' anlamında kullanılan bir söz.

105

ayağını (ayaklarını) sürümek

1) verilen bir işi ağırdan almak; 2) bir yerden uzaklaşmak üzere bulunmak; 3) halk inanışına göre bir kimse gelirken ardından başkalarının da gelmesine yol açmak; 4) ölmek üzere olmak.

102

ayağını alamamak

1) ağrı veya uyuşma dolayısıyla ayağını oynatamamak; 2) alışılan bir yere gitmekten kendini alamamak.

115

ayağını bağlamak

engel olmak.

109

ayağını denk almak

1) başkalarının kendisine yapma ihtimali bulunan kötülüklere karşı uyanık davranmak; 2) dikkat etmek: 'Ayağınızı denk alıp, bu sorunu bir an evvel çözümlemenizi istiyorum.' -R. Mağden.

111

ayağını denk basmak

dikkatli ve uyanık davranmak.

110

ayağını giymek

ayakkabısını giymek.

109

ayağını kaydırmak

bir yolunu bulup birini işinden veya görevinden uzaklaştırmak: 'Hatta vekilin bile ayağını kendisinin kaydırdığını iddia ediyor.' -H. Taner.

104

ayağını tek almak

bir işte iyi düşünüp dikkatli davranmak.

110

ayağının (ayaklarının) altını öpeyim

'yalvarırım' anlamında kullanılan bir söz: 'Dadıcığım merhamet... Ayaklarının altını öpeyim...' -H. R. Gürpınar.

102

ayağının altına karpuz kabuğu koymak

bir yolunu bulup bir kimseyi düzenle işinden uzaklaştırmak.

123

ayağının bağını çözmek

1) karısını boşamak; 2) sıkıntılı bir durumdan kurtulmak.

49

ayağının pabucunu başına giymek

1) dengi olmayan bir kimseyle evlenmek; 2) değersiz bir kimseyi üstün bir yere geçirmek.

46

ayağının tozu ile

yoldan gelir gelmez, henüz dinlenmeden: 'Halep'ten İstanbul'a döndüğü gün ayağının tozu ile devrin padişahını görmeye gitmişti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108

ayağının tozunu silmeden

ayağının tozu ile.

109

ayak açmak (vermek)

âşıklar arasındaki tartışmalarda veya sıralı söyleyişlerde söze başlamak amacıyla kelime, kelimeler takımı, dize, beyit ile konuyu belirtmek.

118

ayak almak

müz. hlk. ayak, çalınan çalgıya uymak.

44

ayak atmak

1) girmek: 'Kalabalıktan en hoşlanan insan vagona ayak attı mı derhâl bir inziva hastalığına tutulur.' -R. N. Güntekin. 2) ilk kez gitmek.

60

ayak bağı olmak

bir yere gidilmesine veya bir işin yapılmasına engel olmak: Bu çocuk bana ayak bağı oluyor.

125

ayak basmak

1) bir yere varmak, ulaşmak: 'Bu bahçeye ayak bastığım andan beri toprağın iyiliğini kendimde hissediyordum.' -K. Bilbaşar. 2) girmek, gelmek, uğramak: 'Köy evinin içine ayak basar basmaz, elbette bir saman ve hafif tezek kokusu duyulur.' -S. F. Abasıyanık. 3) mesleğe girmek; 4) bir yere bağlanmak.

114

ayak basmamak

bir yere hiç uğramamak: 'Tevfik'in kızı, kendi evladı gibi büyüttüğüm çocuk, konağa ayak basmıyor.' -H. E. Adıvar.

47

ayak çekmek

kandırmaya çalışmak, avutmak.

101

ayak diremek

bir düşünceyi, bir davranışı sonuna kadar sürdürmek, kendi tutumundan şaşmamak: 'İnek sütü içmemekte hep böyle ayak direyecek misiniz?' -N. Hikmet.

108