Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

biletini kesmek

1) ölümüne karar vermek; 2) işine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak.

41

bilgi tazelemek

önceden sahip olduğu bilgiyi yenilemek, güncelleştirmek: Matematikle ilgili bilgilerimi tazeledim.

100

bilgiçlik satmak (taslamak)

bilmediği hâlde bilir görünmek, bilgin geçinmek: 'Hazır olanlar, bilgiçlik tasladılar, tasdik ettiler.' -N. Araz.

104

bilincine varmak

anlamak, kavramak: 'İnsanın herhangi bir araçla ne yaşadığının bilincine varmasının bir doyum ve haz kaynağı olduğu unutulmamalıdır.' -A. Cemal.

39

bilir bilmez

yarım bilgi ile, bilip bilmediğine aldırmadan: 'Günde beş yüz defa, kendiliğimden bilir bilmez bunu haykırıyordum.' -R. H. Karay.

104

billur gibi

1) çok duru, çok temiz (su); 2) çok beyaz ve pürüzsüz (kol, gerdan, göğüs); 3) pürüzsüz (ses).

112

bilmece gibi konuşmak

açık, anlaşılır bir biçimde konuşmamak.

107

bilmem hangi (kaç, kim, nasıl, ne)

önemli veya anlatılması gerekli görülmeyen şeyler için kullanılan bir söz: Bilmem hangi dairede kâtipmiş.

108

bilmezlikten gelmek

bilmiyor görünmek.

105

bin can ile

çok isteyerek, gönülden.

115

bin derde deva

1) pek çok işe yarayan; 2) her sıkıntıyı gideren.

109

bin dereden su getirmek

birini kandırmak için birçok sebep ileri sürmek, dil dökmek: 'Rıfat Paşa gibi terbiyeli bir zat bile bin dereden su getirir, harp siyasetimizi methederdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

112

bin kalıba girmek

birbirine benzeyen birçok iş yapmak, sürekli olarak düşünce değiştirmek.

112

bin pişman olmak

çok pişman olmak: 'Kaç kez yakındım ona, yüzünü öyle bir yas kapladı ki yakındığıma da yakınacağıma da bin pişman oldum.' -Halikarnas Balıkçısı.

45

bin tarakta bezi olmak

birçok işi veya ilişkisi olmak.

112

binbir ayak bir ayak üstüne

'herkesin ayakta olduğu kalabalık' anlamında kullanılan bir söz.

115

bindiği dalı kesmek

kendisine gerekli ve yararlı olan şeyi farkında olmadan yararsız duruma getirmek, kendi eliyle yok etmek: 'Bindiği dalı kesmek diye bir deyim vardır ya, sanki insanlığın bugünkü bunalımını anlatmak için bulunmuş.' -H. Taner.

119

bini bir paraya

1) pek çok ve ucuz; 2) pek çok yapılan, pek çok olan: 'Ali Çavuş'un hiddeti daha ziyadeleşti. Küfrün bini bir paraya.' -N. Nâzım.

46

binin yarısı beş yüz (o da bizde yok)

şaka çok düşünceli görünen birine 'aldırma!' anlamında kullanılan bir söz.

40

bir ... bir (bir de)

hem ... hem: 'Denize bir konup bir kalkan martılar yüksekten avlarına bakarak haykırışırlar.' -A. İlhan.

108

bir (aynı) yastıkta kocamak

karı koca birlikte uzun bir ömür sürmek.

114

bir araya gelmek

bir yerde toplanmak, buluşmak: 'Hep böyle bir araya gelip gülüp eğlenebilseler!' -N. Cumalı.

50

bir araya getirmek

toplamak: 'Gurbet duygusu sevgi ile ayrılık ve birleşme özlemini bir araya getirir.' -M. Kaplan.

44

bir arpa boyu (gitmek, yol almak)

çok az (gitmek veya yol almak): 'Süfli gayeler, kütleleri ya oldukları yere mıhlayan ve bir arpa boyu ileri götürmeyen sefil isteklerdir.' -S. Ayverdi.

109

bir aşağı bir yukarı

amaçsız olarak gidip gelmeyi anlatan bir söz: 'Karabibik tenha sokakta bir aşağı bir yukarı gezinmekteydi.' -N. Nâzım.

107

bir atımlık barutu olmak (kalmak)

bir konuda yapabileceği çok az şeyi bulunmak.

114

bir avuç toprak olmak

ölmek: 'O olmasaydı, sen şimdi bir avuç toprak olmuştun.' -R. N. Güntekin.

109

bir ayağı çukurda olmak

1) yaşayacak çok az zamanı kalmış olmak: 'Ben, bir ayağı çukurda hasta bir ihtiyarım.' -M. Yesari. 2) çok yaşlanmış olmak.

112

bir ayak üstünde bin yalan söylemek

çok kısa sürede pek çok yalan söylemek: 'Bir ayak üstünde kırk yalanın belini büktüğü hâlde para hesabına bir türlü akıl erdiremez, bakkala bozdurulan paranın gerisini daima eksik getirirdi.' -R. N. Güntekin.

102

bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek

çok kısa sürede pek çok yalan söylemek.

107