Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bir yiyip bin şükretmek

kötü durumda olanlara bakarak kendi durumunun değerini bilmek: 'Bekâr olduğumuza bir yiyelim de bin şükredelim.' -R. N. Güntekin.

104

bir yol tutturmak

bir davranış, bir tutum biçimi belirlemek: 'Herkes bir yol tutturmuş kendince / Bir düzen kurmuş iyi kötü' -B. Necatigil.

118

bir yolunu bulmak

çare bulmak, çözüm üretmek: 'Hemen bir yolunu bulurlar yükü üstlerinden aşırmanın.' -A. Ağaoğlu.

97

birbiri için yaratılmış olmak

birbiriyle çok iyi anlaşmak.

38

birbiri üstüne gelmek

arka arkaya meydana gelmek, ara vermeden olmak: 'Son günlerde birbiri üstüne gelen yorgunluklardan söz etti.' -N. Cumalı.

38

birbirine düşmek

araları açılmak, aralarında anlaşmazlık çıkmak.

107

birbirine girmek

1) karışmak; 2) iplik vb. dolaşmak, çözülmeyecek duruma gelmek; 3) mec. kavga etmek, dövüşmek: 'Bunun için sabır, sükûnet, soğukkanlılık gerek hâlbuki biz birbirimize giriyoruz.' -H. R. Gürpınar.

120

birbirine katmak

1) aralarını açmak, aralarını bozmak, olay çıkarmak; 2) karıştırmak.

32

birbirini çekememek

kıskanmak: 'Bu iki birbirini çekemezin kişiliklerini kendi imbiğinde eritmiş bir şair olduğu söylenir.' -H. Taner.

33

birbirini tutmaz

birbiriyle ilgisi olmayan, tutarsız.

109

birbirini yemek

iki veya daha çok kimse birbiriyle uğraşmak, birbirine kötülük etmek: 'Birbirimizi yiyecek zaman değil çocuklar.' -R. N. Güntekin.

44

birbirinin ağzına girmek

birbirine çok düşkün olmak.

109

birbirinin ağzına tükürmek

tkz. bir sorunda, bir olayda sözleşmiş gibi ağız birliği yapmak.

111

birbirinin gözünü çıkarmak

kıyasıya dövüşmek.

95

birbirinin gözünü oymak

aralarında aşırı geçimsizlik olmak.

85

bire ... vermek

1) buğday, arpa, nohut, fasulye vb. ürünler için toprak, kullanılan tohumun belli bir katı kadar ürün vermek; 2) şans oyunlarında verilen paradan daha fazla para kazandırmak.

39

bire beş katmak

bire bin katmak: 'Rahmi'nin neyi var neyi yoksa özellikle de son zamanda aldıklarını, bire beş katarak sayanlar ... çıktı.' -T. Buğra.

102

bire bin katmak

çok abartmak: 'Hiç merak etmeyin, hep bire bin katarak anlatır.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

111

biri eşikte biri beşikte

küçük çocuğu çok olan kimseler için söylenen bir söz.

41

birinci elden kaynağa gitmek

bilimsel çalışmalarda kaynakların aslına, özgününe dayanmak.

98

birinci gelmek (çıkmak)

birçokları arasında en iyi olarak seçilmek.

102

birisinden biri

içlerinden biri, birkaç kişiden herhangi biri.

65

birlik olmak

bir işi yapmak için anlaşmak: 'Bu ayıbı işleyenlerle birlik olmayı bir türlü kibrime yediremiyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

103

bis yapmak

seyirci, beğenilen bir konserin sonunda tempolu biçimde alkışlayarak sanatçıyı veya sanatçıları bir eser seslendirmesi için yeniden sahneye çağırmak.

124

bismillah demek

bir işe uğurlu olması dileği ile başlamak.

101

bit kadar

çok küçük.

104

bitap düşmek

çok yorulmak, yorgun düşmek: 'Sabaha doğru bitap düştü, onun kucağında uyuyakaldı.' -R. N. Güntekin.

112

biti kanlanmak

sıkıntı içinde yaşayan bir kişi para ve varlık yönünden güçlenmek: 'Fakat geçim durumunu az çok düzene sokmuş ve biti kanlanmışlar için rütbe ve şeref, paranın da üstündedir.' -R. N. Güntekin.

116

bitmek tükenmek bilmemek

bir türlü sonu gelmemek, eksilmemek: 'Kendisine ikram edilen kahveyi içerken her nefes alış verişinde göğsündeki taşın o bitmek tükenmek bilmez takırtıları duyuluyordu.' -İ. O. Anar.

113

bitmez (bitip) tükenmez

bitmeyen, sonu gelmeyen, uçsuz bucaksız: 'Kırk yıl bana bitmez tükenmez çok uzun bir süre gibi görünürdü.' -N. Cumalı.

107