Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dilden düşmez olmak

herkes tarafından sürekli tekrar edilir olmak: 'Kapsamı iyice belirtilmeyen, gerektiği gibi tanımlanmayan sanat sözü, dillerden düşmez oldu.' -S. Hilav.

106

dilden düşürmemek

sürekli tekrar etmek.

114

dile (dillere) düşmek

hakkında dedikodu yapılmak: 'Yâr adını desem olmaz / Düşer dillere dillere' -Erzurumlu Emrah.

115

dile dolamak

bir şeyi veya konuyu sık sık tekrar etmek.

98

dile gelmek

1) dile düşmek; 2) konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak, dillenmek, lisana gelmek: 'Günlerce elin, dile gelmeyen çocuğunu bağrına basan fabrika sahibine acındı.' -L. Tekin.

56

dile getirmek

1) konuşturmak: 'Yıllar yılı, bu amaçları devlet adamlarımız, basınımız, sanat âlemimiz dile getirip durmuştur.' -T. Halman. 2) belirtmek, anlatmak, açıklamak, ifade etmek: 'Kendi kendime, adlı şiirinde bunu şöyle dile getirir.' -S. Birsel.

127

dile vermek

gizli tutulması gereken bir şeyi açığa vurmak, duyurmak, yaymak.

118

dilediği gibi

kendi düşünce, görüş ve isteğine göre: 'Duygu, düşünce, dilediğim gibi yaşamak özgürlüğümü korumak isterim.' -N. Cumalı.

106

dilencilik etmek

dilenmek.

110

dili (başka bir dile) çalmak

bir kimsenin konuşması başka bir dile benzemek.

108

dili (dilinin) döndüğü kadar

söyleyebildiği kadar, anlatma gücünün elverdiği ölçüde: 'Mademki çocuk terbiyesi hakkında konuşmak istiyorsunuz, dilimin döndüğü kadar söyleyeyim.' -S. Ayverdi.

110

dili açılmak

herhangi bir sebeple konuşmayan kimse konuşmaya başlamak.

106

dili ağırlaşmak

hastalık sebebiyle güçlükle söz söyleyebilmek, güçlükle konuşmak: 'Hastaya bazı şeyler soruyor. Fakat anlaşılır cevaplar alamıyordu. Birkaç saatin içinde kaynımın dili ağırlaştı.' -H. R. Gürpınar.

98

dili alışmak

çok kullandığı bir söze alışmak: 'Bizim moruk ertesi güne devrisi der de ondan dilim alışmış.' -S. F. Abasıyanık.

124

dili bir karış (olmak)

fazla konuşan, her söze karşılık veren.

112

dili bir karış dışarı çıkmak (sarkmak)

koşmaktan, yürümekten ve yorulmaktan çok susamak: 'Koştu koştu da dili bir karış sarktı.' -S. F. Abasıyanık.

43

dili boğazına akmak

konuşamaz olmak, sesi soluğu çıkmamak: 'Kılıcı görünce dili boğazına aktı hayranlığından.' -Y. Kemal.

103

dili çözülmek

konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak: 'Aslında ben çok az konuşan biriyim. Dilimin böyle birdenbire çözülmesi çok garip.' -İ. Aral.

56

dili damağına yapışmak (dili damağı kurumak)

susuzluktan ağzı kurumak, çok susamak: 'Kupkuru dili damağına yapışıyor, boğazından midesine doğru...' -E. E. Talu.

118

dili dolaşmak

korku, heyecan, hastalık, utangaçlık, sarhoşluk gibi sebeplerle şaşırarak söyleyeceğini karıştırmak: 'Vehbi Dedenin kendini dinlediğinin farkına varır varmaz dili dolaştı.' -H. E. Adıvar.

99

dili dönmemek

1) bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek: 'Üstelik ben dilim dönmezken armağan ettiğim çiçeklerle konuşmuyor muyum?' -R. Mağden. 2) amacını iyi anlatamamak.

108

dili durmak

susmak, dedikodu etmemek: 'Götüreceği cadı karının dili dursa neyse... Okuyup iyileştirirse herkese yayar.' -A. Kutlu.

39

dili durmamak

1) sürekli konuşmak; 2) söylenemeyecek şeyleri de söylemek.

108

dili ensesinden çekilsin!

bıktıracak kadar çok konuşan veya kötü sözler söyleyenler için kullanılan bir ilenme sözü.

120

dili kılıçtan keskin

kırıcı ve ağır konuşan.

98

dili kurusun!

'söz söyleyemez olsun!' anlamında kullanılan bir ilenme sözü.

113

dili pabuç kadar

saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan.

116

dili sürçmek

1) konuşma sırasında kelimeleri yanlış söylemek: 'Bir dil sürçmesi sonucu, bu tartışmayı yarım saat kadar yürütmüşüm.' -S. İleri. 2) istenmeyen bir konudan söz etmek.

112

dili tutulmak

sevinç, korku, şaşkınlık vb. sebeplerle birdenbire söz söyleyemez olmak: 'Elmas'ın dili tutulmuştu. Çıt çıkarmadan bakıyordu sadece.' -A. Kulin.

111

dili uzamak

haddini bilmeden konuşmak.

113