Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gerize taş atmak

edepsiz bir kimseye edepsizliğini göstermeye fırsat vermek.

113

geviş getirmek

yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek: 'Evin önünde birkaç davar geviş getiriyordu.' -Halikarnas Balıkçısı.

111

gevrek gevrek gülmek

1) kendine güvenip karşısındakini küçümsemek: 'Diğer dükkânların satılmayan mallarını ben sanki ne yapayım diye gevrek gevrek gülerek kendi kendine hak verirdi.' -A. Ş. Hisar. 2) neşeli ve kendine güvenli biçimde gülmek.

115

geyik etine girmek

genç kız, erginlik çağına girmek.

110

geyik yapmak

boş, yararsız konuşmak.

113

geze almak

hedefe doğrultmak: 'Bağ hendeğine sinip tüfeği geze aldım.' -M. Ş. Esendal.

118

gezip tozmak

eğlenmek amacıyla çokça gezmek: 'Seher hep Bayram'ın sinirine dokunanlarla gezip tozdu.' -S. F. Abasıyanık.

47

geziye çıkmak

uzak yerleri dolaşmak.

110

gıcık almak (kapmak, olmak)

argo bir davranışa veya bir kimseye sürekli sinirlenmek.

121

gıcık tutmak

bir süre boğaz gıcıklamasına yakalanmak: 'Gıcık tutmuş gibi manalı manalı öksürdü.' -M. Yesari.

110

gıcık vermek

1) boğazı yakıp kaşındırarak öksürmeye yol açmak; 2) argo bir kimseyi sürekli sinirlendirmek.

104

gıcır gıcır etmek

1) 'gıcırtı' sesi çıkarmak: Merdiven basamakları gıcır gıcır ediyordu. 2) tertemiz duruma getirmek.

104

gık dedirtmemek

ses çıkarmasına fırsat vermemek.

94

gık demek

ses çıkarmak, karşı çıkmak, yakınmak.

41

gık dememek (gıkı çıkmamak)

sesini çıkarmamak, karşı çıkmamak, yakınmamak.

123

gıllıgışlı olmak

gizli amaçlı, inandırıcılıktan uzak bulunmak: 'Yüreği temiz olan başkalarının gıllıgışlı olabileceğini kolay kolay aklına getirmez.' -H. Taner.

113

gına gelmek

usanmak, bıkmak: Siyasetten, eleştiriden gına gelmişti.

120

gına getirmek

bıkmak, usanmak.

42

gır atmak

konuşmak, laf atmak.

116

gır geçmek

1) bol bol konuşmak, çene çalmak; 2) dikkat etmemek, aklı başka yerde olmak.

113

gır kaynatmak

birkaç kişi işlerini bırakıp yârenlik etmek.

48

gırla gitmek

1) uzun sürmek, sürüp gitmek: 'Park enikonu bir olay, tebrik ve övgüler gırla gidiyor.' -T. Buğra. 2) bol bol ortaya dökülüp harcanmak.

113

gırtlağına kadar

çok fazla: 'İşrete düşkünlüğünü anlata anlata bitiremiyorlar, gırtlağına kadar borç içindeymiş.' -A. İlhan.

45

gırtlağından kesmek

herhangi bir amaç için yiyeceğinden kısıntı yapmak, boğazından kesmek, tasarruf etmek.

117

gırtlak gırtlağa gelmek

kıyasıya dövüşmek.

114

gibi gelmek

... sanısı vermek, ... sanısı yaratmak: 'Murat'a, boş, kimsesiz ahşap bina, temelinden sallanıyor gibi geldi.' -K. Tahir.

103

gibi olmak

bir duruma, bir duyguya yaklaşmak: 'Sorum üzerine biraz çekinir gibi oluyor.' -A. Ümit.

125

gibisine gelmek

imiş gibi gelmek, sanmak: Öyle gibime geliyor ki bu işin içinden kolay çıkamayacağız.

97

gibisine getirmek

sanısı uyandırmak, sanısı vermek: Bu teklifi doğru bulmamış gibisine getirdi.

101

gidiş o gidiş

konuşmaya konu olan kimsenin bir daha dönmediğini anlatan bir söz.

105