Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ilgi görmek

ilgi çekmek.

38

ilgi göstermek

ilgisini esirgememek, belli etmek: 'Eski gardiyan boş gözlerle bakıyor, en küçük bir ilgi göstermiyordu.' -O. Kemal.

116

ilgi toplamak

1) ilgisini yoğunlaştırmak, belli etmek; 2) ilgi görmek.

36

ilgisini çekmek

ilgisini, dikkatini ve merakını üzerinde toplamak, alaka duymak: 'İki üç ders içinde ilgisini çeken bir öğrenci olmuştum.' -Y. Z. Ortaç.

34

ilgisini kesmek

bir kimse veya şeyle bütün bağlarını koparmak, ilişkisi kalmamak, alakayı kesmek: 'Çocuğu babasına bırakıp kendisi erkekle ilgisini keser ve familyasının yanına döner.' -F. R. Atay.

120

ilham almak

esinlenmek.

38

ilham etmek (vermek)

içe doğmasına sebep olmak, esindirmek: 'Osmanlı müverrihleri, acı tecrübelerin ilham ettiği bu insafsız hükümlere elbette ki itibar etmeyeceklerdi.' -C. Meriç.

101

iliği kemiği donmak

çok üşümek.

105

iliği kemiği ısınmak

üşümüşken vücudu iyice ısınmak.

105

iliğine (iliklerine) kadar

iyice, en son sınırına dek: 'Ilık bir mart güneşi, iliklerine kadar ısınıyor insan.' -O. V. Kanık.

108

iliğine işlemek (geçmek)

1) çok ıslanmak: 'Korunaklı sandığım köşe o kadar da korunaklı değildi. Yağmur iliklerime kadar işlemişti' -S. Dölek. 2) çok üşümek; 3) bütün varlığını kaplamak, çok etkilenmek: 'En büyük payın yine de Celile'nin iliklerine işlemiş korkusu olacağını zannederim.' -R. N. Güntekin.

109

iliğine kadar ıslanmak

çok ıslanmak: 'İliklerine kadar da ıslanmış ve soğuk almış.' -N. F. Kısakürek.

108

iliğini kemirmek

1) çok etkilemek; 2) sömürmek.

114

iliğini kurutmak

canından bezdirecek kadar sıkıntı vermek.

97

ilik gibi

1) çok lezzetli, iyi pişmiş (et); 2) argo çok güzel, istek uyandıran (kadın veya kız).

100

iliklerinde duymak

benliğinde yoğun bir biçimde hissetmek.

112

ilişiği kalmamak

var olan ilgisi, bağlılığı artık olmamak: Onunla hiçbir ilişiğim kalmadı.

112

ilişiğini kesmek

hiçbir ilgisi kalmamak, bağlantılarını koparmak.

111

ilkel kalmak

gelişmemek, ilk durumunda kalmak.

78

illallah dedirtmek

bezdirmek, usandırmak.

107

illallah demek (etmek)

usanmak, bıkmak, bezmek.

43

ilmik atmak

ilmik yapmak.

37

ilmini almak

bir işin özelliklerini, işleyişini, en ince ayrıntılarına kadar iyice öğrenmek.

33

iltibasa yol açmak

karışıklığa sebep olmak.

111

iltizam etmek

keseneğe almak.

103

imamın abdest suyu gibi

soğuk veya sıcak olması gerekirken ılık olan içecekler için kullanılan bir söz.

118

imamkayığına binmek

ölü tabut içinde veya sal üzerinde mezarlığa götürülmek.

37

iman getirmek

1) gönül rızasıyla Müslümanlığı kabul etmek; 2) yürekten inanmak: 'Onun özveri, alçak gönüllülük taşan yüzünü görünce hayatın sadece bir para çekişmesi olmadığına iman getirir, ferahlardınız.' -H. Taner.

101

imana gelmek

1) Müslümanlığı kabul etmek; 2) en sonunda doğruyu söylemek; 3) sonradan bir şeyi kabul edip uymak.

113

imana getirmek

1) Müslümanlığı kabul ettirmek; 2) istenilen biçimde davranmayı zorla kabul ettirmek: 'Müslüman olmadan varmayacağını anlayınca kırkyıllık kart gâvuru imana getirdi.' -H. E. Adıvar.

101