Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

işini bilmek

nereden, nasıl yararlanacağını bilmek, çıkarını bilmek.

58

işini görmek

1) görevini yapmak: 'Bu dünyaya geldi geleli elini ılıktan soğuğa vurmamış, işini hep kurnazlıkla görmüştür.' -Y. Kemal. 2) mec. dövmek; 3) argo öldürmek.

49

işini uydurmak

kurnaz, açıkgöz davranarak işine istediği gibi biçim vermek.

105

işini yoluna koymak

işi veya görevi olumlu olarak yürütmek, sıkıntı çekmeden gerçekleştirmek: 'Kendisi burada işini yoluna koyduğu sıralarda, dört yıl, göğsünü, o, savaş meydanlarında siper yapmıştı.' -R. H. Karay.

104

işinin adamı

çalıştığı işte başarı sağlayan, işinin gerektirdiği nitelikleri taşıyan kimse.

100

işitmezliğe getirmek (işitmezlikten gelmek)

işitmemiş, duymamış gibi davranmak, aldırmamak.

113

işkembeden atmak (söylemek)

tkz. uydurarak söylemek.

104

işkembesini düşünmek

tkz. öncelikle karın doyurmayı düşünmek.

98

işkembesini şişirmek

tkz. oburca yemek.

99

işkenceye sokmak

maddi veya manevi sıkıntı vermek, zora sokmak.

29

işlem görmek

ekon. herhangi bir mal, kıymetli kâğıt, döviz vb. piyasada alınmak, satılmak, değiştirilmek.

45

işleme koymak

bir işin gerçekleşmesi için gerekli olan işlemleri başlatmak: 'Hasta ile ofis dışı ilişki kurduğunu duyarsam şikâyet dilekçemi işleme koyacağım.' -A. Kulin.

112

işler açılmak

piyasa canlanmak.

108

işler arapsaçına dönmek

işler çok karmaşık bir hâl almak: 'İşler arapsaçına döner ve doğacak arbedeleri de önlemenin çaresi bulunmaz.' -K. Korcan.

112

işler becermek

zararlı, gizli işler yapmak.

110

işportaya düşmek

değerini yitirmek, herkes tarafından kullanılmak.

116

iştah açmak

yemek isteğini artırmak.

108

iştah kapamak (kesmek)

yemek isteğini azaltmak.

109

iştaha gelmek

arzulamak.

96

iştahı kapanmak (kesilmek)

yemek isteği yok olmak: 'Doktor muayenesine gitmek için aldığı her randevunun ardından korkudan iştahı kesiliyordu.' -S. Erez.

36

iştahı olmak

yemek isteği fazla olmak.

35

iştahı yerinde olmak

yemesi, içmesi ve yaşaması düzenli olmak.

36

işten (bile) değil

çok kolay: '... gürültüler ve rezaletler çıkarmak onun için işten bile değildi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

45

işten el çektirmek

görevden uzaklaştırmak.

114

işten güçten kalmak

herhangi bir sebeple çalışmamak, çalışamamak: 'Oraya kadar sürüklenmek, hanlarda birçok para harcamak, günlerce işten güçten kalmak köylülerin gözünü yıldırır.' -H. E. Adıvar.

101

işten güçten vakit bulamamak

çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak.

45

iştiyak duymak

göreceği gelmek, özlemek.

33

it dişi domuz derisi

sevilmeyen iki kişi arasındaki anlaşmazlıktan duyulan hoşnutluğu anlatan bir söz.

41

it gibi çalışmak

çok çalışmak, yorulmak.

35

it izi at izine karışmak

at izi it izine karışmak.

103