Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kaç zamandır

'belirsiz fakat çok zamandan beri, çoktan beri' anlamında kullanılan bir söz.

40

kaça patlamak?

ne kadara mal olmak, fiyatı ne olmak?

110

kaçacak delik aramak

korku ile saklanacak yer aramak: 'O adam onları aşağıladıkça utancından kaçacak delik arayan Âşık Ali'ye acıyordu.' -Y. Kemal.

34

kaçak güreşmek

1) asıl konuya girmeksizin başka şeylerden söz etmek; 2) politikada sık sık düşünce değiştirip esas amacını gizlemek.

117

kaçamak yapmak

hoş görülmeyen şeyi gizlice ara sıra yapmak: 'Fakat yeni görevini de ihmal edip fırsat buldukça Galata meyhanelerine kaçamak yapması balyosun sabrını taşırdı.' -İ. O. Anar.

94

kaçmaktan kovalamaya vakit olmamak

önemli işler yüzünden başka işlere yetişememek.

95

kadastroya geçmek

kadastrosu yapılmak.

106

kadeh kaldırmak

herhangi birini veya bir şeyi onurlandırmak için içmeden önce kadehleri yukarı kaldırmak: 'Localarda kadınlar erkekler, kadeh kaldırıyorlar, gülüşüyorlardı.' -N. Cumalı.

98

kadeh tokuşturmak

içki içerken kadehleri karşılıklı olarak birbirine dokundurmak.

103

kadere boyun eğmek

yazgısını, talihini kabul etmek.

107

kadidi çıkmak

1) çok zayıflamak, bir deri bir kemik durumuna gelmek: 'Sıtmalı arabacıların titredikleri, cılız, kadidi çıkmış öküzlerin iç ezici bir şekilde düşündükleri görülürdü.' -S. F. Abasıyanık. 2) iskeleti görünmek.

113

kadife gibi

yumuşak, pürüzsüz ve parlak (ses, ten vb.).

37

Kadir Gecesi doğmuş

çok şanslı, kısmetli kimseler için söylenen bir söz.

103

kadrini anlamak

değerinin farkına varmak: 'Hakikaten, insan sevdiklerinin kadrini yokluklarında anlıyor.' -P. Safa.

34

kadrini bilmek

değerini bilmek, yararlanmak: 'Onun kadrini iyi bilenler de var.' -A. Ş. Hisar.

110

kadük olmak (kalmak)

1) değerini yitirmek; 2) yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarıları değerini yitirmek.

47

kafa (kafasını) dinlendirmek

tasa veya zihni yoran sorunlardan kendini uzaklaştırmak: 'Kırmak da istemiyorum zavallı garibancığı, ama ben de buraya kafamı dinlendirmeye geldim.' -M. İzgü.

109

kafa (kafasını) karıştırmak

önceki düşüncelerini altüst etmek.

113

kafa (kafasını) şişirmek

gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek: 'Kafamızı şişirmeyi sürdürecekti ki, cep telefonum çalmaya başladı.' -A. Ümit.

118

kafa (kafasını) ütülemek

argo çok laf edip tedirgin etmek: 'Evi satacağım ama içinde kiracı varken müşteri bulamıyorum diye kafamızı ütülemeye başladı.' -S. Dölek.

44

kafa (kafayı veya kafasını) dinlemek

1) zihni yoran sorunlardan uzak kalmak; 2) sessiz, sakin kalmak: 'Bir dakika kafamı dinleyip başka şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğum zaman...' -S. F. Abasıyanık.

116

kafa (kafayı) çekmek

argo kafayı çekmek: 'Benimle kafa çekmenin onlar için pek keyifli olduğunu sanmıyorum.' -E. Bener. 'Ona birisi kafayı çekmekte olduğunu söyleseydi, kılı bile kıpırdamazdı.' -S. F. Abasıyanık.

116

kafa atmak

kavga sırasında karşıdakinin yüzüne, sert ve şiddetli bir biçimde kafayla vurmak.

124

kafa cilalamak

tkz. içki içmek: 'İpini koparmış aylakla, çiçeği burnunda asistan, dejenere mirasyedi ile ağır işçi, burada dirsek dirseğe kafa cilalardı.' -H. Taner.

113

kafa eskitmek

zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak: 'Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya, kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları için suçlu aramaya...' -T. Buğra.

112

kafa göz yarmak

beceriksizlik göstermek.

114

kafa kafaya vermek

1) iki veya birkaç kişi bir kenara çekilip konuşmak: 'Şimdi, isterseniz, kafa kafaya verip topunuz birden, yahut topunuzun namına içinizden birisi cevap versin.' -N. Hikmet. 2) dayanışmak.

113

kafa kalmamak

zihin yorularak çalışmaz olmak.

88

kafa patlatmak

bir konu üzerinde pek çok düşünmek: 'Sen sabahtan akşama kadar rahat rahat oturuyorsun, ben kafa patlatıyorum.' -H. E. Adıvar.

49

kafa sallamak

1) ikaz etmek için başını iki yana veya öne arkaya hafifçe eğmek; 2) baş sallamak; 3) doğru veya yanlış her şeye evet demek.

111