Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kafa tutmak

boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek: 'Hocalara, amirlere, büyüklere kafa tutmak sökmezdi.' -R. N. Güntekin.

117

kafa yapmak

argo dalga geçmek.

47

kafa yok!

'akıl, düşünce yok' anlamında kullanılan bir söz.

109

kafa yormak

bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek: 'Oynarken yaptığı hatalar üstüne kafa yoruyor, sonra yığınla düş kuruyordu.' -N. Cumalı.

113

kafadan atmak

bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, uydurmak, yalan söylemek.

128

kafakola almak

1) sp. güreşte kafa ve kolu birlikte kavrayarak rakibi çevirmek; 2) mec. etkisi altına alıp kandırmak.

110

kafası (kafasına) takılmak

zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak: 'Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.' -T. Buğra.

110

kafası almamak

1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) zihin yorgunluğu sebebiyle anlayamaz duruma gelmek; 3) olabileceğine inanmamak.

114

kafası bozulmak

öfkelenmek, kızmak.

106

kafası bulanmak

bir olay karşısında aklı karışmak, anlayamaz, kavrayamaz duruma gelmek.

116

kafası dolmak

zihninde çeşitli konular birikmek: 'Kafası daha o yıllarda özgürlük ve eşitlik fikirleriyle dolmuştu.' -H. Topuz.

39

kafası dönmek

1) sıkışık bir durumda sersemlemek; 2) kızıp öfkelenmek.

111

kafası dumanlanmak

1) çok dalgın olmak; 2) sarhoş olmak: 'Saz, söz başlasın, içki ile kafalar iyice dumanlansın, cümbüş tam kıvamını bulsun.' -H. R. Gürpınar. 3) esrar içmiş olmak.

98

kafası durmak

zihin yorgunluğundan düşünemez olmak.

113

kafası düzelmek

doğruyu ve iyiyi bulmak.

68

kafası ile oynamak

takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak.

111

kafası işlemek (çalışmak)

aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak: 'Hasan'ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.' -O. C. Kaygılı.

121

kafası karışmak

önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak: 'Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.' -İ. O. Anar.

50

kafası kazan (gibi) olmak

kafası şişmek.

107

kafası kızmak

öfkelenmek: 'Namusum hakkı için bir kafam kızarsa atarım denize seni.' -S. F. Abasıyanık.

108

kafası sarmamak

anlamamak, aklı ermemek.

117

kafası sersem sepet (olmak)

gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak): 'Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.' -E. Bener.

44

kafası şişmek

1) zihni yorulmak; 2) gürültüden tedirgin olmak.

120

kafası yerinde olmamak

gereği gibi düşünecek durumda olmamak.

42

kafası yerine gelmek

kendini toparlamak, kendine gelmek.

114

kafasına dank etmek

bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak: 'Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.' -A. Ağaoğlu.

106

kafasına estiği gibi

sadece kendi düşünce ve isteklerine göre.

110

kafasına geçirmek

başına geçirmek.

115

kafasına girmek

1) bir düşünce aklına uygun gelmek; 2) birini bir iş yapmaya kandırmak.

42

kafasına girmemek

anlayamamak, kavrayamamak.

109