Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

malı götürmek

herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek.

110

malum değil

bilinmeyen konular için kullanılan bir söz.

114

malum ya!

'bilinen şey' anlamında kullanılan bir söz: 'Bana gücenmeyiniz hanımefendi, malum ya, elçiye zeval yoktur.' -H. R. Gürpınar.

122

malumu ilam etmek

bilinen ve açık olan bir şeyi söylemeye, açıklamaya kalkmak.

112

mana çıkarmak

1) yersiz bir yargıya varmak, yanlış değerlendirmek; 2) bir söze, söyleyenin aklından geçmeyen bir anlam vermek; 3) anlam çıkarmak.

109

mana vermek

kendince bir yargıya varmak, yorumlamak.

136

manasına gelmek

anlamına gelmek.

100

manaya gelmek

anlam bildirmek.

98

manda gibi

çok iri ve hantal.

104

manda gibi yayılmak

dikkatsizce ve bütün ağırlığıyla oturmak.

115

manda gibi yemek

çok ve acele ile yemek.

41

mandepsiye basmak (düşmek)

aldatılmak, tuzağa düşürülmek: 'Karı kocaya benzemiyordu ya neyse beni adamakıllı mandepsiye bastırdılar.' -A. Gündüz.

109

maneviyatı bozulmak

moral gücü sarsılmak.

121

maneviyatını kırmak

moral gücünü sarsmak.

46

manevra yapmak

1) bir araca istenilen hareketi yaptırmak. 2) ask. askerî birlikler savaş denemesi yapmak.

107

mangal gibi yüreği olmak

cesareti çok olmak: 'Sen bana iyi baksana, bende mangal gibi yürek var!' -O. Kemal.

117

mangalda kül bırakmamak

yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek.

133

mâni düzmek (yakmak)

1) mâni okumak; 2) müzik eşliğinde mâni söylemek.

41

manken gibi

vücut ölçüleri düzgün ve ince olan.

113

mantar atmak

argo yalan söylemek, martaval atmak.

115

mantar gibi (yerden) bitmek

birdenbire veya kendiliğinden ortaya çıkmak.

112

mantar gibi üremek

hızla çoğalıp yayılmak: 'Son zamanlarda mantar gibi üreyen yeni kahveci dükkânlarından birinde oturmuş, derin bir sohbete dalmışlardı.' -O. Aysu.

118

mantara basmak

argo birinin hazırladığı oyuna düşmek, oyuna gelmek.

39

manzara koymak

televizyon yayını sırasında beklenmeyen kesinti aralarını doldurmak için ekrana değişik manzara resimlerini getirip göstermek.

105

mapusa düşmek

hapse girmek.

109

mapushaneye düşmek

hapse girmek.

47

maraza aramak

çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak: 'İkinci yarıda herkesin dili bir karış dışarı çıktığı, maraza aradığı, çamurlaştığı zaman, seninki, oyuna yeni girmiş gibi terütaze koşar durur.' -H. Taner.

112

maraza çıkarmak

kavgaya yol açmak, kavga çıkarmak, anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak.

108

marifet göstermek

ustalığını ortaya koyabilmek: 'Bütün bu zahmetlere ... rağmen bari bir marifet gösterse idik.' -R. H. Karay.

108

Marmara çırası gibi yakmak (yanmak)

perişan etmek, mahvetmek veya perişan olmak, mahvolmak.

105