Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

lisana gelmek

konuşmaz şeyler konuşmaya başlamak, dile gelmek, dillenmek: Ağaç lisana gelerek...

111

liyakat göstermek

başarmak.

111

lodosa çevirmek (dönmek)

hava soğukken lodosla ısınmak: 'Hava öğleden beri lodosa çevirdiği için soğuk değildi.' -P. Safa.

116

lokma (lokması) ağzında büyümek

üzüntü veya iştahsızlık sebebiyle lokmasını yutamamak: 'Ağzımızda lokmalar büyürdü, muşambanın buz gibi teması âdeta ellerimizi yakardı.' -R. H. Karay.

43

lokma dökmek

1) lokma tatlısı yapmak: 'Sonra arkasından lokma filan dökmek değil a, bir Yasin, bir Fatihacık bile okuyan bulunmaz.' -Ö. Seyfettin. 2) konuk için yemek hazırlamak.

115

lokma etmek

yemek yemek: 'Ben de uskumru aldım. Kendim kızartacağım. Ne olur kalın, beraber lokma edelim.' -H. E. Adıvar.

106

Lokman hekimin ye dediği

tadı güzel olan şeyler için kullanılan bir söz.

47

lokum gibi

1) tatlı, güzel, yumuşak; 2) çok güzel (kadın).

41

lort gibi

rahat bir biçimde: 'Onların öyle lort gibi kurulup durduklarına bakmayın.' -R. N. Güntekin.

117

lök gibi

bütün heybetiyle, ağırlığıyla (oturmak, çökmek).

115

lügat paralamak

konuşma dilinde geçmeyen yabancı kelimeler kullanmak, ağdalı konuşmak: 'Deli eniştemiz, dil dökerek ve lügat paralayarak âlim görünmek isterdi.' -A. Ş. Hisar.

121

lüzum görmemek

gerekli bulmamak, gerekli görmemek: 'Bütün bunlardan bahsetmeye lüzum görmedim.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

114

lüzumsuz görmek

gereksiz bulmak.

118

maaş bağlamak

aylık bağlamak.

111

maaşa geçmek

aylığa geçmek.

43

macera aramak

başına geleceklerden habersiz, sonu bilinmeyen, tehlikeli, heyecanlı bir işe girişmek.

43

maceraya atılmak

tehlikeli, yorucu, sıkıcı ve ne olacağı bilinmeyen bir işe kalkışmak.

107

maç satmak

karşılaşma sonucunu belirlemek amacıyla meşru olmayan yollardan veya para karşılığı anlaşmaya varmak.

47

maça beyi gibi kurulmak

saygısızca yayılarak oturmak.

113

madalyonun ters tarafı (tersi, arka yüzü)

'olumlu bir iş, bir durum veya bir olayın düşünülmesi, hesaba katılması gereken olumsuz yönü' anlamında kullanılan bir söz.

106

madara etmek

kötü duruma düşürmek, yalanını, yanlışını çıkarmak.

114

madara olmak

kötü duruma düşmek, yalanı, yanlışı ortaya çıkmak.

107

mağdur etmek

zarara uğratmak.

112

mağdur olmak

zarara uğramak.

104

mahal kalmamak

gerek kalmamak, gereği olmamak.

107

mahal yok

yeri, gereği yok: 'Otomobilin dinmeyen yaygarasını üstüne alınmaya mahal yoktu.' -Ö. Seyfettin.

127

mahalle kahvesi gibi

havasız, gürültülü ve kalabalık (yer).

104

mahalleyi ayağa kaldırmak

bağırıp çağırarak konu komşuyu tedirgin etmek.

121

maharet kazanmak

beceri edinmek, ustalaşmak.

107

mahcup çıkarmamak

utandırmamak: 'Her yazdığımı tutan hocayı mahcup çıkarmamak için yazdıklarımı daha ciddi bir öz eleştiri eleğinden geçirir olmuştum.' -H. Taner.

112