Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ne yazık ki

üzülerek belirtelim ki: 'Ne yazık ki bu görüşleri bozuk kimselerin gördükleri ekseriya mukavva heykellerdir.' -A. H. Çelebi.

35

ne yüzle

hiç utanmadan, sıkılmadan.

105

necat bulmak

kurtulmak.

112

neci oluyor!

niçin karışıyor, ona ne? Sen neci oluyorsun, kendi işine bak!

110

nedamet duymak (getirmek)

pişman olmak: 'Ben şimdi nedamet getirdim.' -P. Safa.

101

neden olmak

bir şeyin olmasına veya ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak.

39

nedir ki

1) şu var ki: Nedir ki onların sözü pek dinlenmez. 2) hangi nedenle? 3) önemsiz, değersiz.

120

nefes aldırmamak

dinlenmesine fırsat vermemek, aralık vermemek.

102

nefes almak

1) havayı ciğerlerine çekmek, soluk almak: 'Nefes aldıkça içime kurum ve is kokusu doluyor sanıyorum.' -R. E. Ünaydın. 2) dinlenmek; 3) ferahlamak, rahatlamak: 'Bu telgrafı okur okumaz, geniş bir nefes aldım.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 4) mutlu bir biçimde yaşamak: 'Gezecek, eğlenecek, nefes alacak hiçbir yer yok.' -M. Ş. Esendal.

36

nefes çekmek

1) sigara veya başka bir şeyin dumanını içine çekmek: 'Ramazan sigarasının izmaritinden birkaç nefes çekti.' -Ç. Altan. 2) esrar içmek.

33

nefes darlığı çekmek

solumada sıkıntı yaşamak: 'Nefes darlığı çeker, sık sık tedavi olmak için başka şehirlere gider gider gelirdi.' -A. Kulin.

114

nefes etmek

boş bir inanışa göre, rahatsızlığı, illeti geçirmek için okuyup üflemek: 'Ahalinin büyük bir kayıtsızlıkla 'çiçek' ismini verdiği frengiye nefes eder, tütsü yapardı.' -R. H. Karay.

35

nefes nefese kalmak

soluğu tıkanacak gibi olmak: 'Delikanlı, sonunda gömleği terden sırtına yapışıp nefes nefese kaldığı bir an, gömleğinin yeniyle alnının terini silerek oyunu bıraktı.' -N. Cumalı.

68

nefes tüketmek

uzun uzun ve boş konuşmak: 'Enişte istediği kadar nefes tüketsin, hepsi bir kulağımdan girer, öteki kulağımdan çıkar.' -S. M. Alus.

102

nefesi durmak

1) ölmek: 'Nabzı durdu, nefesi durdu galiba.' -Y. Z. Ortaç. 2) mec. şaşkınlık içinde kalmak.

105

nefesi kesilmek (daralmak veya tutulmak)

1) güç soluk alacak duruma gelmek veya soluğu büsbütün durmak: 'Nefesi daralıyor, yüzü kızarıyor, böğrüne bir ağrı giriyor ve yol ona gittikçe uzuyordu.' -M. Ş. Esendal. 2) mec. bunalmak, sıkılmak: 'İki güzel filmin arkasından peş peşe on tane moloz film sıralanınca insanın nefesi kesiliyor.' -B. R. Eyuboğlu. 3) mec. hayran kalmak, etkilenmek.

104

nefesini tutup beklemek

heyecan, merak veya endişeyle sonucu izlemek: 'Uzun süren ziyaretin sona ermesini, nefeslerini tutup beklemişlerdi.' -A. Kulin.

112

nefret duymak

birinden tiksinmek, hoşlanmamak: 'Gönlümde o zamana kadar duyduğum nefret yerine büyük bir korku titriyordu.' -M. Ş. Esendal.

104

nefret uyandırmak

nefret etmesine sebep olmak: 'Çünkü Ömer Bey, başka birinde son derece nefret uyandıran bir kabalık, bir kusur sayılması lazım gelen o gurur ve azamet buhranları içinde bile bir çocuk saflığını saklıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

101

nefsine uymak

bedenin isteklerine uymak, günah işlemek: 'Nefsine uyanların, zevkten başka bir şey tanımayanların, hayvanlardan ne farkı var?' -Ö. Seyfettin.

102

nefsini köreltmek (körletmek)

beden isteklerinden herhangi birini üstünkörü gidermek, nefsini yatıştırmak: 'Yani şüphelendiği müşterilerin yolunu kesmiyor, uzaktan uzağa onları takip etmekle nefsini köreltiyordu.' -N. Hikmet.

103

neler

çok ve çeşitli şeyler: Bugün neler gördük.

96

neler de neler, maydanozlu köfteler

alay 'akla gelmedik şaşılacak şeyler' anlamında kullanılan bir söz.

106

nerede akşam, orada sabah

bir kimsenin gece kalacak belli bir yeri olmadığını, rastgele bir yerde kalabileceğini anlatan bir söz.

107

nerede kaldı

ne yararı oldu? 'Senin filozofluğun nerede kaldı?' -Ö. Seyfettin.

111

nerede kaldı ki

olacak gibi görülmeyen bir düşünceyi anlatan ifadenin başına getirilen bir söz: O kendisi bilmez, nerede kaldı ki başkasına öğretsin.

35

nesi var

1) 'çok iyi, çok güzel' anlamında kullanılan bir söz: 'Hem nesi var yahu, akça pakça kız.' -S. F. Abasıyanık. 2) hastanın durumunu öğrenmek amacıyla kullanılan bir söz: Cemal'in nesi var? - Nezle olmuş.

37

nesi var nesi yok

bütün serveti, her şeyi: 'Eşkıyalar yolun gerisini de tutmuşlardı. Can maldan tatlı. Herkes nesi var nesi yok efenin önüne döktü.' -Ö. Seyfettin.

110

nesli tükenmek

bitmek, tamamen yok olmak, ortadan kalkmak: 'Oralarda nesli tükenmiş sandığımız âşıklar, halkı coşturmak için ozanların kopuzlarını çalıyorlar.' -O. S. Orhon.

108

neşesi kaçmak

sevinci azalmak, kederlenmek: 'O günden sonra Canan'ın uzun müddet neşesi kaçtı.' -P. Safa.

106