Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

pıt pıt atmak

korku, heyecan vb. bir sebeple kalbi fazla çarpmak.

114

pıtrak gibi

1) üzerinde çok sayıda meyve bulunan (ağaç ve dal); 2) çok sayıda, tanecikli: 'Seher, ela gözlerinden pıtrak gibi yaşlar dökerek ayrılık sahnesini düşündü.' -R. H. Karay.

101

piç olmak

1) tadı bozulmak; 2) boşa gitmek.

38

pide gibi

yamyassı: Minderler pide gibi olmuş.

110

pik yapmak

borsada kâğıtlar tavan yapmak.

104

pike yapmak

1) uçak dik biçimde inmek; 2) bilardoda, masaya dikey durumda tutulmuş isteka ile topa vurmak; 3) suya dalmak.

39

piknik yapmak

kırda yemek yemek ve gezinti yapmak.

105

pikoya vermek

piko yapılması için bazı örtü, çarşaf, çamaşır vb.ni pikocuya götürmek.

100

pilav gibi

dağınık (ev, dolap, masa).

97

pili bitmek

1) aşırı yaşlanmak: 'Seksenini aştıktan sonra da pili bittiği için doğal bir ölümle öldü.' -T. Uyar. 2) gücü kuvveti kesilmek.

102

pimini çekmek

başkasına zarar verecek kötü bir olayı başlatmak.

100

pir aşkına

'karşılık gözetmeden veya karşılık görmeden tam inançla, gerçek bir sevgi ile' anlamında kullanılan bir söz: İki ay pir aşkına çalıştık.

106

pir ol!

şaka 'çok yaşa, var ol' anlamında kullanılan bir beğenme sözü.

30

pire gibi

çevik, çok hareketli, yerinde duramayan.

114

pire için yorgan yakmak

pireye kızıp yorgan yakmak.

106

pireye kızıp yorgan yakmak

önemsiz bir durum karşısında kızarak kendisine daha büyük zarar verecek davranışta bulunmak.

113

pireyi deve yapmak

önemsiz bir olayı büyütmek: 'Kafaları bu işe yatmazsa müşavir beylerle müdür beylerinizin, devlet kapısında pireyi deve yaparlar.' -N. Hikmet.

61

pireyi gözünden vurmak

keskin bir nişancı olmak: 'Hem o kadar nişancıdır ki pireyi gözünden vurur.' -H. R. Gürpınar.

104

pirüpak olmak

tamamen kurtulmak, rahatlamak, huzura kavuşmak: 'Akhöyük'teki nar ağacının yanında bir gün yatarsanız cümle dertlerinizden pirüpak olursunuz.' -Y. K. Beyatlı.

73

pis pis bakmak

karşısındakini rahatsız edici ve sinirli bir biçimde bakmak.

117

pis pis düşünmek

derin ve üzüntülü düşünceye dalmak.

115

pis pis gülmek

başkalarını kızdıracak, sinirlendirecek biçimde gülmek.

109

pişirip kotarmak

bir işi sonuçlandırmak, tamamlamak.

100

pişkinliğe vurmak

kötü bir davranışa veya söze aldırmamak.

33

pişmanlık duymak (getirmek)

pişman olmak: 'Buraya kalkıp geldiğinden dolayı pişmanlık duyuyordu.' -E. E. Talu. 'Gerçekte, hükûmet görevine girmiş olduğuma pek çok pişmanlık getirdim.' -S. Birsel.

37

pişmiş armut gibi (birinin) eline düşmek

olmuş armut gibi birinin eline düşmek.

105

pişmiş aşa (soğuk) su katmak

yoluna girmiş olan bir işi bozmak: 'Biz olanca gücümüzle Batılılaşmaya çalışırken senin bu düşüncelerin pişmiş aşa soğuk su katıyor.' -H. E. Adıvar.

100

pişmiş kelle gibi sırıtmak

dişlerini göstererek yersiz ve aptalca gülmek: 'İşi döndürüp dolaştırıp hicviyelere getiriyor ve onları pişmiş kelleler gibi sırıta sırıta okuyorlardı.' -O. C. Kaygılı.

106

pişmiş tavuğun başına gelmemek

her türlü zarara, kötülüğe, felakete uğramak, çok sıkıntı çekmek: 'Büyük kalabalığa varana kadar sanat eserinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmemiştir.' -B. R. Eyuboğlu.

104