Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

tadı kaçmak (gitmek)

1) tatsız bir duruma gelmek: 'Ali giderse bizim evin tadı iyice kaçar.' -O. Kemal. 2) mec. bir şey hoşa gidecek yönlerini yitirmek.

39

tadı tuzu kalmamak (bozulmak)

eski zevki kalmamak, yavanlaşmak: 'Buradan itibaren anladım ki memleketin hiç tadı tuzu kalmamış.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

115

tadı tuzu yok

zevksiz, yavan.

114

tadına bakmak

ağzına alıp tadını denemek, test etmek: 'Ana çorbaya tuz atıyor, baba mancanın tadına bakıyor.' -O. C. Kaygılı.

104

tadına doyum olmamak

1) bir şeyin tadı çok beğenilmek; 2) mec. herhangi bir şey çok beğenilmek: 'Bir orman, tadına doyum olmayan bükülüşlerle denize kadar iniyordu.' -B. R. Eyuboğlu.

41

tadına varmak

bir şeydeki ince güzelliği kavramak: 'Bir kere tadına varanlar, yine ondan ver diye başıma balta kesiliyorlar.' -H. R. Gürpınar.

101

tadında bırakmak

aşırılığa kaçmamak: 'Yeter artık! Her şeyi tadında bırakmalı.' -A. İlhan.

39

tadından yenmemek

çok tatlı, çok hoşa gider olmak.

111

tadını almak

bir şeyin güzelliğini bilir olmak, zevkine varmak.

130

tadını bulmak

tadı yerine gelmek.

107

tadını çıkarmak

bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlardan yeterince yararlanmak: 'Kırlarda karısı ile birlikte çıkacakları uzun at gezintilerinin, ocak ateşlerinin tadını çıkarırdı.' -N. Cumalı.

111

tadını kaçırmak

aşırılığa kaçmak, hoşa gitmeyen bir durum yaratmak: 'Şaka ettiğini ama şakanın tadını kaçırdığını söylüyordu.' -A. Kutlu.

109

tadını tuzunu bulmak

kıvamına gelmek, beklenen ölçülere ulaşmak.

113

tafra satmak

böbürlenmek, büyüklenmek, büyüklük taslamak.

109

tafsilat vermek

bir kimse, bir şey veya durumun özelliklerini, inceliklerini, ayrıntılarıyla anlatmak, uzun uzadıya anlatmak: 'Size bugün uzun uzadıya tafsilatını verecek değilim.' -R. H. Karay.

107

tafsilata girmek

ayrıntılar üzerinde durmak: 'Daha fazla tafsilata girmeyi bugün zararlı gördüğüm için bu konuda susacağım.' -B. Felek.

41

tahakkuk ettirmek

kurum, kuruluş veya kişilerin herhangi bir konuda ödemesi gereken miktarı belirlemek.

37

taharet almak

temizlenmek.

111

tahkime gitmek

herhangi bir anlaşmazlığı, çözülmesini sağlamak için tahkim kuruluna taşımak.

110

tahkire uğramak

hakaret görmek.

108

tahlilden geçirmek

gözden geçirmek: 'Kalabalığı kısa ve kuş bakışı bir tahlilden geçirelim.' -F. R. Atay.

104

tahsil görmek

eğitim almak: 'İyi tahsil görmüş gençlerden bir grup meydana getiririz.' -R. N. Güntekin.

117

tahta çıkmak

hükümdar olmak: 'Sultan Süleyman tahta çıkar çıkmaz, babası namına inşa ettirdiği cami 1522'de bitmiş ve halka açılmıştır.' -Y. K. Beyatlı.

104

tahtaya kaldırmak

öğrenciyi sözlü sınav için sınıftaki tahtanın önüne çağırmak.

114

tahtaya kalkmak

öğrenci sınıfta kara tahta önüne çıkmak.

104

tahttan indirmek

hükümdarlığına son vermek.

115

takas tukas etmek

değiştirmek.

120

takat getirmek

dayanmak, katlanmak.

115

takati kalmamak (kesilmek)

gücü azalmak, bitmek: 'Sonra, artık takati kesilmiş gibi kendini bıraktı.' -R. N. Güntekin.

115