Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

temize çekmek

bir yazının karalamasını temiz olarak yazmak: 'Bizim yazarımız temize çektikten sonra romanı elinde dolaşır dururdu kapı kapı.' -N. Cumalı.

103

temize çıkmak

huk. aklanmak: 'Gazete kendi evin, temize çıktığın gün gelmezsen küserim bak.' -A. İlhan.

103

temize havale etmek

1) uzayıp giden bir işi bitirivermek; 2) yiyeceği yiyip bitirmek; 3) argo kısa yoldan çözümlemek, çabucak bitirmek.

109

temizlik yapmak

1) temizlemek; 2) mec. öldürmek: 'Ovadaki İslam köylerinde nasıl temizlik yapılacağını müzakereye koyuldular.' -Ö. Seyfettin. 3) mec. zararlı şeyleri yok etmek.

46

tempo tutmak

el çırparak veya el ve ayaklarını bir yere vurarak bir müziğe eşlik etmek: 'Parmaklarımızla masanın tahtasında tempo tutuyoruz.' -A. Ağaoğlu.

103

temyize gitmek

mahkemelerce verilen kararın kanun ve usul yönünden incelenmesi için Yargıtaya başvurmak.

114

tenakuza düşmek

birbiriyle çelişen sözler söylemek.

100

tencerede pişirip kapağında yemek

geçinme konusunda var olanla yetinmek.

106

tenceresi (tencereleri) kaynamak

geçimleri az çok yerinde olmak.

117

tenceresi kaynarken, maymunu oynarken

geçimi yolunda, keyfi yerindeyken.

104

teneffüs etmek

soluk almak: 'Sanki teneffüs ettiği havayı kollayan bir tilki gibi tetikte, sihirli ve hamarat görünürdü.' -A. Ş. Hisar.

131

tenha kalmak

1) ıssızlaşmak: 'Onlar gittikten sonra her yer tenha kaldı.' -M. Ş. Esendal. 2) esk. yalnız kalmak.

113

tepeden tırnağa süzmek

herhangi bir sebeple birine dikkatlice bakmak.

123

tepesi aşağı gitmek

işleri bozulup büyük zarara uğramak.

114

tepesi atmak

birdenbire öfkeye kapılmak, öfkelenmek: 'O sırada babalığını anımsıyordu kötü bir düşü anımsarcasına ve kızgınlıktan tepesi atıyordu.' -M. Uyguner.

126

tepesi üstü

başı yere gelmek üzere, tepetakla.

124

tepesinde değirmen çevirmek

tepesinde havan dövmek.

105

tepesinde havan dövmek

üst katta oturan biri, gürültü yaparak alt kattakini rahatsız etmek.

45

tepesinden kaynar sular dökülmek

başından aşağı kaynar sular dökülmek: 'Nazmiye'nin tepesinden sanki kaynar sular döküldü, yooo ... dedi.' -O. Kemal.

46

tepesinin tası atmak

birdenbire çok sinirlenmek.

47

tepetakla etmek (devirmek)

birinin toplumsal veya ekonomik durumunu bozmak.

45

tepetakla gitmek (yuvarlanmak)

hızlı bir biçimde toplumsal ve ekonomik durumu bozulmak.

111

tepki çekmek

olumsuz, sert bir eleştiriyle karşı karşıya kalmak.

30

tepki duymak

bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek: 'Eski alışkanlıkların yanı sıra genel yaşantıya tepki duymuşlardı.' -C. Külebi.

115

tepki göstermek

bir olay veya durum karşısındaki düşüncesini söz veya davranışla belirtmek: 'Önemli olan, tepki gösterdiğimiz şeyden kurtulmanın yoluna bakmak, bu yolu bulmaktır.' -O. Kemal.

114

tepki koymak

bir düşünce veya harekete karşı çıkmak.

112

tepki vermek

herhangi bir etkiye karşı söz veya davranışla karşılık vermek.

115

tepkide bulunmak

tepki göstermek.

109

tepkimeye girmek

kim. bir cisim etkisi altında kaldığı bir şeye karşı tepki vermek.

113

teptim keçe oldu, sivrilttim külah oldu

bir şeyi işine geldiği gibi gösterenler veya yorumlayanlar için söylenen bir söz.

117