En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yom tutmak

uğurlu saymak.

107 görüntülenme

baş başa vermek

1) iki veya daha çok kimse bir kenara çekilip konuşmak: 'Nahiye müdürü, mebus ve belediye reisi ile baş başa vererek bir şeyler konuşuyor.' -R. N. Güntekin. 2) dayanışmak: 'Neydi onunla böyle sıkı fıkı baş başa vermen, gizli planlar kuracak tenha köşelere çekilmen?' -N. F. Kısakürek.

107 görüntülenme

dama demek

1) gücü kalmayarak bir işi daha ileri götüremeyecek duruma gelmek: 'Konya'ya döndüğüm vakit benim motor, dama Erol Efendi, dedi. Kıtipiyoz bir tamirhaneye verdim.' -A. Gündüz. 2) tükenmek: 'Konyak şişesi dama dedi.' -H. R. Gürpınar.

107 görüntülenme

pancar kesilmek

pancar gibi olmak.

107 görüntülenme

kafası dönmek

1) sıkışık bir durumda sersemlemek; 2) kızıp öfkelenmek.

107 görüntülenme

yaprak gibi titremek

aşırı titremek: Bütün vücudu yaprak gibi titriyordu.

107 görüntülenme

acısı ortaya çıkmak

olumsuz sonucu yavaş yavaş ortaya çıkmak: 'Dur bakalım daha hele, o içtiklerinin acısı bir bir çıkacak ortaya.' -M. İzgü.

107 görüntülenme

avucunun içi gibi bilmek

bir yeri, bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmek: 'Sizin analarınızın, babalarınızın hayat idealini avucumun içi gibi bilirim.' -H. Taner.

107 görüntülenme

pandik yemek

elle sarkıntılığa uğramak.

107 görüntülenme

yorgunu yokuşa sürmek

yapılması güç bir işin, büsbütün güç şartlarda gerçekleştirilmesini istemek.

107 görüntülenme

şüphe yok

kuşku yok: 'Evinde yalnız olduğu ve hiç şüphe yok, birçok işi olduğu hâlde saatlerce benim için o pencerenin önünde duruyor.' -M. Ş. Esendal.

107 görüntülenme

hava değiştirmek

iklimi değişik bir yere gidip bir süre oturmak: 'Hekimleri Seniha'ya biraz yer ve hava değiştirmeyi, biraz kırlarda ve denizlerde gezip eğlenmeyi tavsiye ettiler.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

107 görüntülenme

keramet buyurdunuz (keramette bulundunuz)

'çok doğru söylediniz, çok güzel yaptınız' anlamında kullanılan bir söz.

107 görüntülenme

bilmem hangi (kaç, kim, nasıl, ne)

önemli veya anlatılması gerekli görülmeyen şeyler için kullanılan bir söz: Bilmem hangi dairede kâtipmiş.

107 görüntülenme

cezaya çarptırmak

cezalandırmak: 'Seni yalana tövbe ettirecek bir cezaya çarptırmalıyım.' -R. H. Karay.

107 görüntülenme

ıska geçmek

1) hedefe rast getirememek; 2) üzerinde durmamak, önem vermemek, atlamak: 'Bedenleriyle ilgili gerçekleri ıska geçerler.' -S. Birsel.

107 görüntülenme

kafası ile oynamak

takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak.

107 görüntülenme

elden geldiği kadar

yapılabildiği, olabildiği kadar: 'Müsteşardan kapıcıya kadar bütün nezaret mensupları elden geldiği kadar gayret ettiler.' -R. N. Güntekin.

107 görüntülenme

hava kaçırmak

1) nesneler için içindeki havayı tutamayıp dışarıya vermek; 2) yellenmek.

107 görüntülenme

kafası (kafasına) takılmak

zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak: 'Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.' -T. Buğra.

107 görüntülenme

karakol gezmek

huzur ve güvenliği sağlamak amacıyla dolaşmak, devriye gezmek.

107 görüntülenme

kervana katılmak

bir topluluğa karışmak.

107 görüntülenme

tertibat almak

olacağı düşünülen sakıncalı bir duruma, harekete karşı hazırlık yapmak: 'Yüz sandık cephaneyi Anadolu'ya gönderebilmek için müzakere edip tertibat aldıklarını veya depolardan silah kaçırdıklarını söylüyorlardı.' -M. Ş. Esendal.

107 görüntülenme

âciz kalmak

çok uğraşmasına karşın bir işi yapamamak: 'Kitaplar Taptuk'u anlatmaktan âciz kalır.' -A. Kabaklı.

107 görüntülenme

damarına girmek

birinin hoşlanacağı şeyler yaparak kendisini ona sevdirmek.

107 görüntülenme

tadını çıkarmak

bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlardan yeterince yararlanmak: 'Kırlarda karısı ile birlikte çıkacakları uzun at gezintilerinin, ocak ateşlerinin tadını çıkarırdı.' -N. Cumalı.

107 görüntülenme

liyakat göstermek

başarmak.

107 görüntülenme

selam vermek

1) selamlamak: 'Kapıdan içeri giren adam, topuklarını birbirine vurarak askerce bir selam veriyor.' -E. M. Karakurt. 2) din b. başını sağ ve sol omuzlarına çevirerek namazı bitirmek.

107 görüntülenme

teslim almak

1) teslim edilen bir şeyi almak; 2) tutsak almak.

107 görüntülenme

üstünde durmak

bir işe önem vermek, bir işle yakından ve sürekli ilgilenmek: 'Bir çeşit ezbere okuyoruz, durmuyoruz metin üstünde, fikir üstünde.' -A. Erhat.

107 görüntülenme