En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

tıknefes olmak

nefesi tıkanmak, nefes darlığı olmak.

107 görüntülenme

nefesini tutup beklemek

heyecan, merak veya endişeyle sonucu izlemek: 'Uzun süren ziyaretin sona ermesini, nefeslerini tutup beklemişlerdi.' -A. Kulin.

107 görüntülenme

mahcup çıkarmamak

utandırmamak: 'Her yazdığımı tutan hocayı mahcup çıkarmamak için yazdıklarımı daha ciddi bir öz eleştiri eleğinden geçirir olmuştum.' -H. Taner.

107 görüntülenme

zula etmek

1) çalmak, aşırmak; 2) gizlemek, saklamak.

107 görüntülenme

eli koynunda kalmak

çaresiz kalmak.

107 görüntülenme

rol oynamak

1) oyunda rol almak; 2) mec. birinin bir işte önemli etkisi olmak: 'Bunda ne hocanın bilgisi ne çocuğun çalışkanlığı rol oynar.' -B. Felek. 3) mec. davranışlarda içtenlik olmamak: 'Bu da hile, inanmıyorum; pusuda beklediğine ve rol oynadığına inanıyorum.' -N. F. Kısakürek.

107 görüntülenme

yarışa girmek

yarışmak: 'Mısır'ın değme ağıtçıları bile sanırım vaveylalarında benimle yarışa giremezlerdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

107 görüntülenme

isim yapmak

ad yapmak.

107 görüntülenme

yükseklerde dolaşmak

elde edilmesi güç şeyler istemek.

107 görüntülenme

ders vermek

1) öğretmek, yetiştirmek: İyi konuşurdu, ders vermek sanatını bilirdi. 2) azarlamak, sert davranmak, sert bir karşılıkla yola getirmek: 'Evvela kendi kendisini cezalandırdı, sonra kendisi gibi yaşamak istemeyenlere ders verdi.' -P. Safa.

107 görüntülenme

tırnak göstermek

korkutmak, gözdağı vermek.

107 görüntülenme

yarma gibi

çok iri yarı (kimse).

107 görüntülenme

yas bağlamak

Yas tutmak: 'Yurdumuzda düşmanlar dert ekti, elem biçti / Yas bağlayan milletin gözyaşlarını içti' -E. B. Koryürek.

107 görüntülenme

zül saymak (addetmek)

bir olay veya sözü küçültücü, alçaltıcı, aşağılayıcı olarak değerlendirmek.

107 görüntülenme

şıp diye

1) 'şıp' sesi çıkararak; 2) ansızın; 3) hemen: 'Öyle bir suratla karşılayacak ki seninki hiç istenmediğini şıp diye anlayıp defolacak.' -A. İlhan.

107 görüntülenme

kafasını kurcalamak

zihnini meşgul etmek, düşündürmek.

107 görüntülenme

yas çekmek

yas tutmak: 'Hem yârinden hem yoldaştan hem köyden / Ayrı düşen garip kullar yas çeker' -A. İ. Özkan.

107 görüntülenme

(birine) zevali olmak

zararı olmak, zararı dokunmak.

107 görüntülenme

bucak bucak kaçmak

bir olay, bir durum veya bir kimseyle karşılaşmamaya çalışmak: 'Sen gerçek hayattan bucak bucak kaçıyorsun.' -A. Kulin.

107 görüntülenme

yasa bürünmek (boğulmak, gömülmek)

çok üzülmek: 'Bütün ev halkı yasa bürünmüştü, o gece hiçbirinin gözüne uyku girmedi.' -H. Topuz.

107 görüntülenme

keseneğe vermek

bir şeyin gelirini önceden götürü olarak satmak.

107 görüntülenme

hayalinden geçirmek

olmasını istemek, düşünmek: Fransa'ya gitmeyi hayalinden geçirirdi.

107 görüntülenme

karın doyurmak

1) geçinmek: 'Yoğurtçuda çalışanlar bu türlü karın doyuranları çok görmüşlerdi.' -N. Cumalı. 2) yararı olmak: 'Fakat öpüşmek, sevişmek karın doyurmuyor.' -Ö. Seyfettin.

107 görüntülenme

makara gibi

aralıksız (konuşma).

107 görüntülenme

ayağını giymek

ayakkabısını giymek.

107 görüntülenme

buhrana tutulmak

buhran geçirmek.

107 görüntülenme

kulağına gitmek

duymak: 'Olup bitenler kulağına gitse onlardan önce çarkıma okur ya neyse.' -M. Seyda.

107 görüntülenme

başı sıkılmak (sıkışmak)

herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak: 'Baba dostu bir adam, başı sıkıldıkça Edip Münir ona koşar.' -H. R. Gürpınar.

107 görüntülenme

mukabele okumak

topluluk karşısında dinleyicilerin takip edebileceği biçimde Kur'an'ı okumak.

107 görüntülenme

adalet dağıtmak

kanunların saydığı hakları sahiplerine vermek.

107 görüntülenme