En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

sürgün vermek

filizlenmek.

104 görüntülenme

yoksulluk çekmek

sürekli yoksulluk içinde bulunmak: 'O hep faydasız üzüntüler duyar, sıradan arzularla, varlıklar içinde, yoksulluklar çekerdi.' -A. Ş. Hisar.

104 görüntülenme

köpeğe atsan yemez

'çok kötü (yiyecek)' anlamında kullanılan bir söz.

104 görüntülenme

söz olmak

dedikodu yapılmak veya bir iş hoş karşılanmamak.

104 görüntülenme

yüreğinden geçmek

düşünmek.

104 görüntülenme

ter boşanmak

çok terlemek.

104 görüntülenme

şekil vermek

belirli bir biçime girmesini sağlamak, biçimlendirmek, şekillendirmek: 'O, biraz da bana yardım olsun diye, mektepteki Amerika'dan gelen gazeteleri toplar, getirir, bu işe şekil verirdi.' -H. E. Adıvar.

104 görüntülenme

kör şeytandan bulmak

kaderi kötü olmak.

104 görüntülenme

zihin açmak

zihni daha iyi çalışır duruma getirmek.

104 görüntülenme

avaz avaz bağırmak

var gücüyle bağırmak: 'İspanyol denizcisi hâlâ avaz avaz bağırıyordu.' -H. R. Gürpınar.

104 görüntülenme

ıkınıp sıkınmak

tkz. bir iş yapabilmek için kendini çok zorlamak: Ikınıp sıkındı, bir cevap bulup veremedi.

104 görüntülenme

kösteği kırmak

1) çocuk yürümeye başlamak; 2) bağlı bulunduğu yerle ilişiğini kesmek.

104 görüntülenme

zihni boşalmak

kafası rahat ve dingin olmak: 'Zihnim boşaldıkça daha doğrusu rahat zamanlarımda Türkçenin güzelliklerini, orijinal cilvelerini düşünürüm.' -B. Felek.

104 görüntülenme

yorgunluk (yorgunluğunu) atmak (çıkarmak)

1) dinlenmek: 'Mesela şimdi yorgunluk çıkarmak için yıkanmak istersiniz.' -R. H. Karay. 'Hele trenin yorgunluğunu at bir üzerinden.' -T. Dursun K. 2) yaptığı işten, yorgunluğu unutturan, sevindirici bir sonuç almak.

104 görüntülenme

fark yapmak

üstünlük sağlamak.

104 görüntülenme

gün batmak

güneş batmak.

104 görüntülenme

ısıtıp ısıtıp önüne koymak

daha önce geçmiş bir olayı, bir işi, ileri sürülmüş bir düşünceyi sık sık tekrarlamak.

104 görüntülenme

sel olup akmak

gitmek: 'Nerede kaldı bunlar? Sel olup aktılar mı? / Kapkara bir günümde beni bıraktılar mı?' -F. N. Çamlıbel.

104 görüntülenme

üstten bakmak

kibirli, gururlu bir biçimde.

104 görüntülenme

zihnini oynatmak

çıldırmak, delirmek.

104 görüntülenme

gün kavuşmak

güneş batmak, akşam olmak: 'Gün kavuşurken Handune'nin de hareket derecesi artmış.' -E. E. Talu.

104 görüntülenme

tekme yemek

1) birinin ayağından darbe almak; 2) ihanete uğramak: 'Bu sefer de heriften bir tekme yersen bir daha belini doğrultamazsın.' -M. Ş. Esendal.

104 görüntülenme

rehin almak

bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için bir kimseyi alıkoymak.

104 görüntülenme

küplere binmek

çok öfkelenmek: 'Ertesi günü babam horozun ölüsünü bulunca küplere bindi.' -S. F. Abasıyanık.

104 görüntülenme

günah çıkarmak

1) Hristiyanlar, Tanrı'nın bağışlaması için papaza gidip işlediği günahları anlatmak; 2) mec. kötü davranışlarını, suçlarını açıklamak, anlatmak: 'Sözlerinin ardında sitem vardı ama daha çok günah çıkarıyordu.' -A. Kutlu.

104 görüntülenme

ele alınmaz

çok kötü, berbat.

104 görüntülenme

kötü yola düşmek

kötü kadın olmak.

104 görüntülenme

elden ele geçmek

çok sahip değiştirmek: 'Elden ele geçen ve fiyatı giderek artan bu silahlar eski ve güçsüzdür ama çetecilik için yeterlidir.' -A. Kutlu.

104 görüntülenme

ayağa kaldırmak

telaş ve heyecana düşürmek.

104 görüntülenme

tafsilat vermek

bir kimse, bir şey veya durumun özelliklerini, inceliklerini, ayrıntılarıyla anlatmak, uzun uzadıya anlatmak: 'Size bugün uzun uzadıya tafsilatını verecek değilim.' -R. H. Karay.

104 görüntülenme