En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

Hak getire

'yoktur, bulunmaz, ne arar' anlamında kullanılan bir söz.

46 görüntülenme

eli boş gelmek

1) armağansız gelmek; 2) umulan şeyi getirmeden gelmek.

46 görüntülenme

eğitim vermek

belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirmek.

46 görüntülenme

ellerde gezmek

1) elden ele dolaşmak; 2) mec. el üstünde tutulmak, saygı ve sevgi görmek.

46 görüntülenme

fıstıki makamla

ağır ağır, yavaş yavaş: 'Akşam serinliğinde fıstıki makamla Sarıyer'in yolunu tuttum.' -O. C. Kaygılı.

46 görüntülenme

şahsiyat yapmak

söz edilen konudan uzaklaşarak olumsuz yönleriyle kişiler üzerinde durmak.

46 görüntülenme

(birinin) tüyleri diken diken olmak

üşümekten veya korkmaktan vücuttaki kılların dipleri kabarıp kıllar dikilmek: 'Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım.' -A. Ağaoğlu.

46 görüntülenme

(bir şey) yüzü görmemek

...-den yoksun olmak, uzak bulunmak: 'Yüzyıllardan beri sabah yüzü görmemiş uçsuz bucaksız kıraç topraklar.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

46 görüntülenme

şaka götürmemek

1) bir durum veya iş hafifsemeye, dikkatsizliğe gelmemek: 'Rica ederim gülmeyiniz, iş pek naziktir, şaka götürmez.' -H. R. Gürpınar. 2) şakadan hoşlanmamak.

46 görüntülenme

iğne deliğinden Hindistan'ı seyretmek

küçük bir olaydan büyük anlamlar çıkarmak.

46 görüntülenme

ders olmak

kötü bir olay bir daha yapmamak üzere örnek olmak, ibret olmak: 'Bu seneki tecrübe aynı zamanda bir de ders oldu.' -H. C. Yalçın.

46 görüntülenme

(bir yere) baş tutmak

elebaşı olmak.

46 görüntülenme

kalıp gibi uyumak

kımıldamadan uzun ve derin bir uyku uyumak.

46 görüntülenme

işten güçten vakit bulamamak

çok yoğun çalıştığı için zaman ayıramamak.

46 görüntülenme

birbirini yemek

iki veya daha çok kimse birbiriyle uğraşmak, birbirine kötülük etmek: 'Birbirimizi yiyecek zaman değil çocuklar.' -R. N. Güntekin.

46 görüntülenme

kefeni yırtmak

ağır bir hastalıkta ölüm tehlikesini atlatmak.

46 görüntülenme

keleş keleş sırıtmak

pis pis gülmek: 'Asker kaçağı vatan hainlerinin keleş keleş sırıtan yüzlerini hayalliyordu.' -O. Kemal.

46 görüntülenme

gözü (gözleri) okşamak

göze hoş görünmek: 'Kadıköy'den Fenerbahçe'ye kadar olan saha, gözleri okşayan bağlarla örtülüdür.' -B. Akyavaş.

46 görüntülenme

öneride bulunmak

önermek, teklif etmek.

46 görüntülenme

yakınlık kurmak

sıkı ilişki içinde bulunmak, ilgi ve destek vermek: 'Ben merhumla yakınlık kurmuş bahtiyarlardan değilim.' -B. Felek.

46 görüntülenme

(bir şey olmaya) yüz tutmak

1) bir şey, olmak üzere bulunmak: 'Duvarları sıvasız, kepenkleri boyanmadan bırakıldığı için çürümeye yüz tutmuş evde Hatice nine oturuyordu.' -N. Cumalı. 2) giderek biçim ve renk değiştirmek: 'Hepimiz gölgelenmeye yüz tutan ateşe gözlerimizi dikmiştik.' -S. F. Abasıyanık.

46 görüntülenme

(birinden, bir şeyden) aşağı kalmamak

herhangi bir nitelik bakımından geri olmamak: 'Karısı kibarlıktan yana ondan aşağı kalmıyordu.' -H. Taner.

46 görüntülenme

ağzından çıt çıkmamak

hiçbir şey söylememek.

46 görüntülenme

işten (bile) değil

çok kolay: '... gürültüler ve rezaletler çıkarmak onun için işten bile değildi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

46 görüntülenme

hindi gibi kabarmak

gururlanmak, kurumlanmak, büyüklük taslamak.

46 görüntülenme

meşakkate katlanmak

güçlüğe, sıkıntıya dayanmak, göğüs germek.

46 görüntülenme

at oynatmak

1) atla hüner göstermek; 2) mec. yarışmak: Ben onunla at oynatamam. 3) mec. bildiği ve istediği gibi davranmak: 'Bizde ilk kurulan parlamento da Avrupa'daki benzerleri gibi, özel menfaatlerin gizlice at oynattığı bir alan olmakta gecikmemiş.' -H. Taner.

46 görüntülenme

ezbere almak

dikkat etmeden satın almak.

46 görüntülenme

(birine) ceza kesmek

görevli, para cezası yazmak.

46 görüntülenme

voli çevirmek

1) voli ile balık avlamak; 2) argo tuzağa düşürmek: 'Öyle bir voli çevir ki hem senin hem de bizim işimize yarasın.' -H. R. Gürpınar.

45 görüntülenme