En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

toz kondurmamak

bir şeyde herhangi bir kusurun varlığını kabul etmemek, bir şeyi kusursuz göstermek: 'Toz kondurmadığı devletinin kendisini hatırlamasını sabırla bekliyor.' -E. Atasü.

43 görüntülenme

fırsat bilmek

bir şeyden belli bir amaçla hemen yararlanmak: 'Bazı kişiler üstüme varmak için fırsat kolluyorlar; yalnız eski kamyonlarla katırlardan söz açarsam olabilir ki fırsat bilirler.' -A. Boysan.

43 görüntülenme

işi aksi gitmek

istenilen sonucu elde edememek.

43 görüntülenme

düğünevi gibi

sevinçli ve telaşlı bir kalabalık bulunan (yer).

43 görüntülenme

şerbet içmek

sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda ezilen şerbet içilerek tören yapmak.

43 görüntülenme

emdiği sütü burnundan getirmek

birisine çok sıkıntı çektirmek: 'Bu olanları başka birinden işitecek olursam emdiğin sütü burnundan getiririm.' -B. Günel.

43 görüntülenme

mars olmak

1) tavla oyununda pul toplamaya fırsat bulamadan oyunu kaybetmek; 2) tkz. söz söyleyemeyecek duruma gelmek.

43 görüntülenme

şimşek gibi

çok hızlı: 'Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan / Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan' -Y. K. Beyatlı.

43 görüntülenme

yol göstermek

1) kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek: 'Elinde güçlü bir çıra vardı, onu yüksekte tutarak yolculara yol gösteriyordu.' -N. Araz. 2) mec. ne yapılacağını, nasıl davranılacağını öğretmek: 'Biz benzincinin istihkakını düşeriz, siz de benzini alırsınız diye yol gösterirler.' -M. Ş. Esendal.

43 görüntülenme

dengesi bozulmak

1) dik durumdan düşecek duruma gelmek; 2) tanınan ve bilinen ölçülerin dışına çıkmak; 3) tutum ve davranışlarında tutarlılık olmamak; 4) mec. aralarında ilişki bulunan şeyler arasındaki uyum bozulmak.

43 görüntülenme

kuru hasır (kilim) üstünde kalmak

aç, parasız, evsiz kalmak.

43 görüntülenme

dumanı tepesinden çıkmak

bir acının ateşiyle yanıp tutuşmak.

43 görüntülenme

şafak sökmek

sabahleyin ortalık aydınlanmaya başlamak: 'Şafak sökerken evden çıkıyor, akşam karanlığında dönüyordu.' -R. Enis.

43 görüntülenme

tebdil gezmek

1) tanınmamak için kılık değiştirerek gezmek; 2) mec. değişik görüntüde olmak: 'Anlayana sivrisinek saz düşüncesine dayanan ve tebdil gezen bir şiir yaygınlaştı.' -S. Hilav.

43 görüntülenme

tasvir gibi

çok güzel (kimse): '... beyim, dadılar, tayalarla şımartılmış, kuşsütüyle beslenmiş, beyaz, tüysüz, oğlandan çok kıza yakın, tasvir gibi bir civan.' -H. Taner.

43 görüntülenme

katıla katıla gülmek

aşırı derecede gülmek: 'Bir kahveye yolu düşmüş, kahvede oturanların hepsi katıla katıla gülüyorlarmış.' -B. R. Eyuboğlu.

43 görüntülenme

büyük oynamak

1) çok para koyarak kumar oynamak; 2) mec. büyük risk ve beklentilerle bir işe girişmek.

43 görüntülenme

taş atmak

birine dolaylı olarak iğneleyici, dokunacak bir söz söylemek: 'İkide birde bana bunun için taş atıyordu.' -R. N. Güntekin.

43 görüntülenme

yumruk göstermek

korkutmak, gözdağı vermek.

43 görüntülenme

çekip almak

uzaklaştırmak, uğraşısına son vermek, koparmak: 'Beni tiyatrodan çekip alırken alıştığım yaşayışın giderlerini karşılayıp karşılayamayacağını sonradan anladım.' -N. Cumalı.

43 görüntülenme

denize çıkmak

gezi veya av için kıyıdan ayrılmak.

43 görüntülenme

arayı soğutmak

eski yakınlık, dostluk kalmamak.

43 görüntülenme

hakaret görmek

ağır veya küçültücü davranış görmek, aşağılanmak: 'Hakkı da var, tecavüze uğramayan, hakaret görmeyen kalmıyor.' -A. Gündüz.

43 görüntülenme

kıyamet kopmak

1) kıyamet günü gelmek; 2) mec. bir yerde çok gürültü ve telaş olmak.

43 görüntülenme

göz ucuyla görmek

fark etmek: 'Benim için dualar okuduğunu göz ucuyla görebiliyordum.' -A. Kulin.

43 görüntülenme

yenene içilene bakılmamak

bir şey gidere önem verilmeden bol bol harcanmak: 'Bütün bu hayatın mahrumiyetleri pahasına elde edilmiş para ortaya dökülür, yenene içilene bakılmaz.' -H. E. Adıvar.

43 görüntülenme

derisi kemiklerine yapışmak

çok zayıflamak: 'Bu efendi, derisi kemiklerine yapışmış, gözleri çukura kaçmış, hastaneye yatırılacak kılığa girmişti.' -M. Ş. Esendal.

43 görüntülenme

yüreğini serinletmek

üzüntüsünü azaltmak.

43 görüntülenme

kalem açmak

kalemin ucunu yontup kullanılabilecek bir duruma getirmek.

43 görüntülenme

turşusunu kurmak

'bir şeyin elden çıkarılması gerektiği hâlde buna bir türlü kıyamamak' anlamında kınama yollu söylenen bir söz: 'Bir kısmetin çıkar çıkmaz seni vereceğiz. Turşunu kuracak değiliz ya!' -H. R. Gürpınar.

43 görüntülenme