En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

sınır çekmek (çizmek)

1) sınırını belirtmek: '1920 baharı muhteşem bir mart sabahında Sultan Dağları'nın sınır çizdiği Batı Anadolu'ya kan ve barut kokularıyla geliverdi.' -T. Buğra. 2) son vermek.

39 görüntülenme

(birinin) başına gelmek

beklenmedik, şaşırtıcı bir olay veya durumla karşılaşmak: 'Onu dinledikten sonra olanaklı olduğunca ilişkimizi gizleyerek Mine'nin başına gelenleri anlatıyorum.' -A. Ümit.

39 görüntülenme

izzetinefsine yedirememek

onursuz kalmayı kabul edememek, düşkünlüğü veya zavallılığı reddetmek: 'Otele gidip de aptalcasına beklemeyi, yürek çarpıntılarıyla kapıyı gözetlemeyi izzetinefsime yediremiyorum.' -R. H. Karay.

39 görüntülenme

ettiği yanına (kâr) kalmak

yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

39 görüntülenme

(birini, bir şeyi) hor görmek

bir kimseye değersiz gözle bakmak: 'Çenelileri hor görmemeliyiz, gereğinde söze atılmak, konuşmak hatta epeyce konuşmak suspus oturmaktan yeğdir.' -N. Uygur.

39 görüntülenme

hızını almak

1) şiddetini yenmek, yatışmak: Fırtına hızını aldı. 2) yavaşlamak, hızını yitirmek.

39 görüntülenme

kemale ermek (gelmek)

olgunlaşmak.

39 görüntülenme

ununu elemek, eleğini asmak

'geri kalan ömrü süresince yapacak önemli bir işi kalmamak' anlamında kullanılan bir söz: 'Ben unumu eledim, eleğimi astım. Benim gibi evli, çoluk çocuk sahibi adamlara öyle yerlere gitmek yakışır mı?' -H. R. Gürpınar.

39 görüntülenme

ilerisini gerisini hesaplamamak

herhangi bir konuda çok ve ayrıntılı düşünmeden hareket etmek, tedbirsizce, ihtiyarsızca davranmak.

39 görüntülenme

gözün aydın!

sevinçli bir olay dolayısıyla kullanılan bir kutlama sözü.

39 görüntülenme

kemiğine (kemiklerine) kadar

iyice, en son sınıra dek: Soğuk kemiklerimize kadar işlemişti.

39 görüntülenme

efkâr dağıtmak

sıkıntıyı gidermek, üzüntüden uzaklaşmak.

39 görüntülenme

ilham almak

esinlenmek.

39 görüntülenme

kanı içine akmak

derdini dışa vuramamak.

39 görüntülenme

çorbaya sinek düşmek

işin tadı kaçmak, yeteri kadar iyi ve güzel olmadığı anlaşılmak: 'Bu canım yolların, bu sevimli yapıların harcına dünyamızdan nasibini almamış yüz binlerce insanın alın teri karıştığı akla gelince çorbaya sinek düşüyor.' -B. R. Eyuboğlu.

39 görüntülenme

evlerden ırak (uzak)

hlk. ölüm veya kötü bir durumdan söz edilirken dinleyenlerin aynı durumla karşılaşmamalarını dilemek için söylenen bir söz: Evlerden ırak, dağ gibi delikanlı iki günde devrildi gitti.

39 görüntülenme

yalanını yakalamak (tutmak)

bir kimsenin yalan söylediğini anlamak: 'Yalanını yakalamış gibi başını salladı. -Ya o mukaddes sular? Onlara ne diyeceksiniz azizim?' -Ö. Seyfettin.

39 görüntülenme

dili varmak

bir sözü söylemeye gönlü razı olmak: 'Süleyman Kâhyaya söylemeye kimsenin dili varmıyor, gücü yetmiyordu.' -Y. Kemal.

39 görüntülenme

telaşa vermek

davranış ve hareketleriyle çevresindekileri heyecana, aceleye, sıkıntıya sokmak: 'Bir münasebetsizin denizde boğulma taklidi yaparak vapuru telaşa verdiğini uzun uzun anlatmıştım.' -R. N. Güntekin.

39 görüntülenme

eğri (eğri gözle) bakmak

kötü düşünce ile bakmak.

39 görüntülenme

harman savurmak

tahılı samandan ayırmak için dövülmüşünü rüzgâra karşı savurmak: 'Akşam vakti ırgatlarla beraber harman savururum.' -S. F. Abasıyanık.

39 görüntülenme

geçimini doğrultmak

geçinmek için yeteri kadar para kazanmak: 'Biri elbise askısı yapıyor, diğeri de yapılanları satıyor, böylece geçimlerini doğrultuyorlardı.' -S. Ayverdi.

39 görüntülenme

(birinin) derdi günü

çok ilgilenilen, üzerinde çok düşünülen şey: 'Onun derdi günü roman okumak! Dağ başındasın / Derdin günün hasretlik / Akşam olmuş / Güneş batmış / İçmeyip de ne halt edeceksin?' -O. V. Kanık.

39 görüntülenme

uyku basmak (bastırmak)

çok uykusu gelmek: 'İkimiz de esniyorduk, uyku bastırıyordu.' -O. C. Kaygılı.

39 görüntülenme

gurup etmek

güneş, batmak: 'Güneş kuru bir kütük ateşi gibi kımıldayan al alevler arasında gurup ediyordu.' -A. H. Müftüoğlu.

39 görüntülenme

at çalındıktan sonra ahırın kapısını kapamak

iş işten geçtikten sonra önlem almaya kalkışmak.

39 görüntülenme

ağzını bozmak

kaba sözler söylemek, küfretmek: 'Bütün yapma inceliğine karşın kabaydı karısına karşı. Dövdüğü de oluyordu, ağzını bozduğu da.' -O. Rifat.

39 görüntülenme

baltası kütükten çıkmak

bir engelden, bir sıkıntıdan kurtulmak.

39 görüntülenme

ilmik atmak

ilmik yapmak.

39 görüntülenme

(birinin) canını acıtmak

birine acı vermek: 'Korku, canını acıtacak, elle tutulur gözle görülür bir madde oldu.' -N. Hikmet.

39 görüntülenme