En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

ne münasebet!

öyle şey mi olur, ilgisi yok: 'Ümit, ideal, şahsiyet dediğiniz zaman da hep aynı şeyleri mi anlıyorsunuz? Ne münasebet!' -P. Safa.

31 görüntülenme

set çekmek

1) suyun akmasını, toprağın kaymasını önlemek için duvar yapmak; 2) mec. bir işi, bir davranışı, bir isteği önlemek, engellemek.

31 görüntülenme

sararıp solmak

1) giderek daha çok solmak: 'Sokakları dolduran sayılmaz şapkaların zalimce, kurnaz ve namussuz gölgelerinde sararmış solmuş.' -Ö. Seyfettin. 2) mec. sağlığı bozulmak: 'Karısı anlaşılmayan bir illetle sararıp soldu, birkaç ay içinde ölüp gitti.' -Halikarnas Balıkçısı.

31 görüntülenme

uyku dağıtmak

uyumasına engel olmak: Uykumu dağıtmak için birkaç fincan kahve içtim.

31 görüntülenme

yol şaşmak

esk. yol çatallaşıp karışmak.

31 görüntülenme

söz yetiştirmek

1) laf yetiştirmek: 'Kadın, kocasına söz yetiştirmeyi bıraktı, konuk kadına baktı.' -B. Günel. 2) birinin söylediğini başkasına götürmek.

31 görüntülenme

meydana atmak

ortaya çıkarmak.

31 görüntülenme

sırtına almak

1) yüklenmek, çuvalı sırtına aldı; 2) bir giyeceği giymek veya sırtına örtmek: Sırtına bir şey almadan sokağa fırladı.

30 görüntülenme

turşusu çıkmak

1) çok yorulmak: 'Bütün gün çocukların peşinde koşmaktan turşusu çıkmış ihtiyar lalanın karanlık bir köşede horladığı işitiliyordu.' -R. N. Güntekin. 2) ezilmek, parçalanmak: Portakalların turşusu çıkmış.

30 görüntülenme

vurgunu vurmak

vurgun vurmak.

30 görüntülenme

işkenceye sokmak

maddi veya manevi sıkıntı vermek, zora sokmak.

30 görüntülenme

bir kolayını aramak

bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi araştırmak: 'Yanlışını düzeltmek için bir kolayını aramaya başladı.' -M. Ş. Esendal.

30 görüntülenme

sahabet etmek

korumak, kayırmak: 'Sen hayırlı bir mal mısın ki Hatice'yi sahabet edeceksin.' -P. Safa.

30 görüntülenme

türbülansa girmek

çalkantılı hava içerisinde güçlükle yol almak.

30 görüntülenme

bela çıkarmak

kavga çıkarmak.

30 görüntülenme

tedarikte bulunmak

hazırlık yapmak.

30 görüntülenme

askıya çıkmak

1) ipek böceği koza sarmak üzere dallara çıkmak; 2) evlenecek kimselerin durumu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan edilmek.

30 görüntülenme

boğazı açılmak

iştahı artmak.

30 görüntülenme

sansürden geçirmek

her türlü yayını, sinema ve tiyatro eserini denetlemek.

30 görüntülenme

kendini beğenmek

başkalarını küçümseyerek kendini üstün görmek.

30 görüntülenme

tırtıl çekmek

henüz yumuşak olan bir parçayı metal bir tırtılla süslemek.

30 görüntülenme

savaşım vermek

bir amaca erişmek, bir güce karşı koyabilmek için uğraşmak, çaba göstermek, mücadele etmek: 'Sen ancak iyi savlar için savaşım vermekte rahat ederdin.' -H. Taner.

30 görüntülenme

kendini bırakmak

1) kendine özen göstermemek: 'Artık kendini bırakmak zorunda görünür gibi olan amcasının huzurundan çıktılar.' -N. F. Kısakürek. 2) çevre ile ilgisini keserek yalnız bir konuyla uğraşmak: 'O hayalleri kuran da o hatıralara kendini bırakan da bugünkü ben değil miyim?' -N. Ataç. 3) gevşek, rahat bir biçimde kalmak: 'Pencere kenarında, uzun bir mindere kendini bıraktı, gözlerini kapadı, öylece kaldı.' -P. Safa.

30 görüntülenme

can başına sıçramak

çok korkmak.

29 görüntülenme

kameti artırmak

1) yüksek sesle konuşmak; 2) ortalığı velveleye vermek.

29 görüntülenme

sakalına ak (kır) düşmek

sakalı ağarmaya başlamak, yaşlanmak: 'Düşük siyah bıyıklarına, sakalına pek az kır düşmüş olan Selim Paşa, karısından çok genç görünüyordu.' -H. E. Adıvar.

29 görüntülenme

düşman çatlatmak

iyi durum ve başarılarla düşmanı kıskandırmak veya kızdırmak.

29 görüntülenme

sofra donatmak

sofraya bol ve türlü yiyecekler koymak.

29 görüntülenme

sonuç vermek

bir durumun sağlanmasına imkân sağlamak: Çalışmaları sonuç vermedi.

29 görüntülenme

sözü çevirmek

konuşmanın sakıncalı bir biçim aldığını anlaşıldığında başka bir konuya yönelmek, lafı veya konuyu değiştirmek: 'Yüzüm biraz değişmiş olmalı ki Hayri sözünü çevirdi.' -M. Ş. Esendal.

29 görüntülenme