Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dereyi görmeden paçaları sıvamak

gerektiğinden çok önce veya henüz ortada hiçbir şey yokken hazırlanmaya kalkışmak.

114

derine inmek

bir konu üzerinde uzun uzadıya durup araştırmak.

126

derisi kemiklerine yapışmak

çok zayıflamak: 'Bu efendi, derisi kemiklerine yapışmış, gözleri çukura kaçmış, hastaneye yatırılacak kılığa girmişti.' -M. Ş. Esendal.

42

derisine sığmaz

çok kibirli.

110

derisini yüzmek

1) derisini soymak, sıyırmak; 2) işkence ederek öldürmek; 3) mec. birinin bütün varlığını elinden almak: Tefecilerin eline düşerse derisini yüzerler.

112

dermanı kesilmek (dermandan kesilmek)

yorgunluktan güçsüzleşmek: 'Çok uzak yerlerden geldim, ayaklarımın dermanı kesildi.' -A. Gündüz.

113

ders (dersi) asmak

dersten kaçmak, derse gitmemek: 'Metin'in bu dersi asma teklifi hiç hoşuma gitmedi doğrusu.' -A. Ağaoğlu.

41

ders almak

1) bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek; 2) mec. bir olaydan deneyim kazanmak, ibret almak: 'Demokrasiyle ilgili sorunlara tanık olmuş ve önemli dersler almıştı.' -H. Topuz.

103

ders başı etmek (yapmak)

tatil sonrası öğrenciler yeni öğretime başlamak.

48

ders görmek

bir konu üzerinde bir öğrenci yetkili bir kimseden bilgi edinmek.

122

ders olmak

kötü bir olay bir daha yapmamak üzere örnek olmak, ibret olmak: 'Bu seneki tecrübe aynı zamanda bir de ders oldu.' -H. C. Yalçın.

45

ders vermek

1) öğretmek, yetiştirmek: İyi konuşurdu, ders vermek sanatını bilirdi. 2) azarlamak, sert davranmak, sert bir karşılıkla yola getirmek: 'Evvela kendi kendisini cezalandırdı, sonra kendisi gibi yaşamak istemeyenlere ders verdi.' -P. Safa.

110

ders yapmak

1) sınıfta belli bir programa bağlı olarak herhangi bir konuyu işlemek; 2) sınıfta verilen ödevi daha sonra yapmak.

95

dert anlatmak

derdini dökmek: 'Elimden çeker alır, kime dert anlatırım o zaman?' -A. Gündüz.

106

dert değil

'önemsemeye, üzülmeye değmez' anlamında kullanılan bir söz.

113

dert eğirmek

içinden çıkılması güç bir sorunla uğraşmak zorunda kalmak.

112

dert etmek (edinmek)

bir sorunu veya durumu üzüntü konusu yapmak.

109

dert olmak (kesilmek)

bir kimse veya olay sıkıntı vermek: 'Artık açıkça mahallenin başına dert olmaya başlamış.' -Y. N. Nayır. 'Nereden buraya gelmiş, âlemin başına dert kesilmişti.' -R. H. Karay.

98

dert yanmak

derdini sızlanarak anlatmak: 'Müşteriler ay başında borç ödeyeceklerine Tevfik'e dert yanıyorlar.' -H. E. Adıvar.

37

dertsiz başını derde sokmak

bir derdi yokken gereksiz yere üzüntü veren bir işe girişmek.

111

derya gibi

1) çok bilgili; 2) pek çok.

40

destan düzmek

kahramanlık hikâyesi veya herhangi bir olayı anlatan şiir yazmak.

110

destan gibi

uzun yazılmış (mektup).

42

destan yazmak

olağanüstü kahramanlık, yararlık veya başarı göstermek.

95

destek görmek

yardım edilmek.

111

destek olmak

güç sağlamak, yardımcı olmak: 'Böyle zor bir zamanda, birbirinizi kırmak yerine destek olmalısınız.' -A. Ümit.

104

desteksiz atmak

abartılı konuşmak, yalan söylemek.

97

destursuz atmak

kolay yalan söyleyebilmek, palavra atmak.

97

dev adımlarla ilerlemek

çok çabuk ilerlemek, üst üste başarılar göstermek.

34

dev gibi

iri ve korkunç: 'O kadar kaba saba, öyle dev gibi bir adamdı ki...' -A. Gündüz.

110