Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

edebiyat yapmak

bir konu üzerinde gereksiz yere süslü sözler söylemek: 'Biz edebiyat yapmıyoruz, gazetecilik ediyoruz, modern gazetecilik!' -M. Ş. Esendal.

97

edep etmek

utanmak, sıkılmak.

108

edep yahu

kötü davranışlarda bulunanlara 'utan, edebini takın' anlamında kullanılan bir söz.

99

edeptir söylemesi

hlk. 'affedersiniz, söylemesi ayıptır ama' anlamında kullanılan bir söz: Edeptir söylemesi, donuna kaçırmış.

116

efendi gibi yaşamak

sıkıntısız, varlık içinde yaşamak.

105

efendiden bir adam

terbiyeli, kibar ve ağırbaşlı kimse.

40

efendime söyleyeyim

1) söz söylerken gerekli kelimeyi bulamayan bir kimsenin kullandığı bir söz: 'Efendime söyleyeyim, sütlü bir mısır kebabı derken bir sivrisinek bulutudur havalanmış çeltik batağından.' -B. R. Eyuboğlu. 2) örnek olarak, mesela.

44

efkâr basmak

tasalanmak, kaygılanmak: 'Efkâr basınca, haftaları ay, ayları yıl diye hesap eder mahkûm.' -K. Korcan.

106

efkâr dağıtmak

sıkıntıyı gidermek, üzüntüden uzaklaşmak.

38

efkârı dağılmak

sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak, rahatlamak, huzur bulmak: 'Ona ne zaman rastlarsanız, konuşsanız içiniz açılır, efkârınız dağılır.' -H. Taner.

103

eflake ser çekmek

çok yüksek olmak.

111

efradını cami, ağyarını mâni

'ne eksik ne fazla, eksiği artığı olmayan' anlamında kullanılan bir söz.

108

eğilip bükülmek

bir kimsenin karşısında sıkıntı, utanç vb. duygularını açığa vuracak hareketlerde bulunmak.

110

eğitim almak

belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetişmek.

103

eğitim vermek

belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirmek.

45

eğreti almak

ödünç almak.

110

eğreti oturmak

bir yerde çok kısa süre kalacakmış gibi oturmak.

103

eğreti vermek

ödünç vermek.

108

eğretiye almak

bir yapının alt bölümünü onarmak için üstünü destekler üzerinde durdurmak.

103

eğri (eğri gözle) bakmak

kötü düşünce ile bakmak.

38

eğri gemi doğru sefer

'kullanılan araç yetersiz ancak yapılan iş isteğe uygun' anlamında kullanılan bir söz.

121

eğrisi doğrusuna gelmek

olmayacak gibi görünen bir iş, bir girişim, rastlantı sonucu olumlu bitmek.

75

ejder gibi

iri yapılı ve korkunç görünüşlü.

116

ejderha gibi

ejder gibi.

100

ek bent olmak

şaşırıp ne diyeceğini bilememek.

48

ekini belli etmemek

eksik, bozuk, yanlış, kusurlu bir işi sağlam, doğru ve doğal imiş gibi gösterme becerisini kanıtlamak: 'Ben doğrusu beğeniyorum, dedi, kadın yağ satıyor, yumurta satıyor, ekini belli etmiyor ya!' -M. Ş. Esendal.

114

ekip biçmek

tarım yapmak.

48

ekmediği yerden biter

umulmayan ve istenilmeyen yerde karşılaşılan kimseler için kullanılan bir söz.

134

ekmeğinden etmek

işinden çıkarmak, işinden atmak.

124

ekmeğinden olmak

geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak: 'Bu anormal gidiş bir yerden patlak verirse ahir ömründe ekmeğinden de olabilirdi.' -K. Korcan.

112