Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

Ermeni gelini gibi kırıtmak

ağır veya yavaş hareket etmek: 'O kuruntularımız, o tafralarımız, o Ermeni gelini gibi kırıtmalarımız pek boşuna demektir.' -S. Birsel.

108

erozyona uğramak

1) aşınmak; 2) mec. değer veya saygınlık kaybetmek.

101

es geçmek

tkz. üzerinde durmamak, boş vermek, önemsememek: 'Ortaya zam falcısı diye biri çıkar da hiç gazeteler, gazeteciler es geçerler mi bu haberi, olayı.' -M. İzgü.

137

esamesi okunmamak

kendisine değer verilmemek, adı anılmamak: 'Sen babasının gönlünü ettikten sonra kızın esamesi mi okunur bre usta!' -O. Kemal.

112

esarette kalmak

uzun süre esir olarak bulunmak.

95

esas vaziyete geçmek

hazır ol durumunu almak: 'Kaldırımın önünde esas vaziyete geçip kasketini çıkardı.' -O. Kemal.

105

esasa bağlamak

belirli bir kurala dayandırmak.

99

esası olmamak

gerçek olmamak, yalan olmak.

91

esasına bakarsan

aslına bakarsan.

100

esen kalmak

ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli olmak: Şen ve esen kalınız.

114

eser kalmamak

hiçbir belirti, iz olmamak: 'Bir şirretleşmiş ki dünkü saygısından eser kalmamıştı.' -A. Kabaklı.

112

esermek besermek

emek vererek ortaya çıkarmak.

100

esip gürlemek

sinirli bir biçimde kızmak, bağırmak.

118

esir almak

1) tutsak etmek; 2) alıkoymak, meşgul etmek.

100

esir düşmek

tutsak olmak: 'Beyhude ölmektense esir düşüp yaşamayı tercih ettikleri için teslim oldular.' -Y. K. Beyatlı.

110

esir etmek

1) tutsak durumuna getirmek: 'Beni bir takım vahşi çapulcular esir edip sımsıkı bağladıkları hâlde memleketlerine götürdüler.' -N. F. Kısakürek. 2) mec. alıkoymak, meşgul etmek.

101

esir yatmak

savaşta düşman eline düşüp uzun süre tutsak kalmak, esarette kalmak.

112

eski ağza yeni taam

turfanda bir şey yenilirken söylenen söz.

98

eski defterleri kapatmak

eski olayları yeniden ele almamak: 'O, eski defterleri çoktan kapatmış, Osmanlıya kucağını açmıştı.' -T. Buğra.

109

eski defterleri yoklamak (karıştırmak)

bir yarar umarak veya başka bir amaçla eski olayları yeniden ele almak.

111

eski hamam eski tas

'hiçbir şeyi değişmemiş, eski durumunda kalmış' anlamında kullanılan bir söz: 'Bereket versin, işi kuru gürültüden ileri gitmediği, her şeyin eski hamam eski tas kaldığı çabuk anlaşıldı.' -K. Tahir.

112

eski hayratı da berbat etmek

bir işi daha iyi bir duruma sokmaya çalışırken büsbütün bozmak.

106

eski kimliğine bürünmek

önceki düşüncelerine dönmek: 'Unutmak istediğim eski kimliğime bürünüvermiştim.' -O. Pamuk.

110

eski köye yeni âdet getirmek

alışılmamış, yadırganan bir yeniliği yapmaya kalkışmak.

115

eski kulağı kesiklerden olmak

görmüş geçirmiş, çok deneyimli olmak.

99

eskisi kadar (gibi)

eskiden olduğu gibi, eskiden olduğu biçimde: 'Doğal güzellikler artık eskisi gibi turist çekmiyor.' -N. Cumalı.

108

eskisini aratmamak

yenisi eskisinin yerini doldurabilmek, yokluğunu sezdirmemek.

105

esmayı üstüne sıçratmak

davranışlarıyla belayı üstüne çekmek.

98

espri patlatmak

konuşma sırasında, beklenilmedik anda, ortama uygun hoş, nükteli veya ilginç söz söylemek.

32

esrar çekmek

esrar içmek.

95