Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

eteğini çekmek

günah sayılan işlerden uzak durmak.

120

eteğini tutmak

yardım istemek.

31

eteğiyle mum söndürmek

uygun olmayan biçimde iş yapmak, sakar olmak, üstünkörü davranmak.

98

etek açmak

kadın, cinsel arzusunu belirtmek.

106

etek öpmek

yaltaklanmak, dalkavukluk etmek.

107

etek silkmek

1) el etek çekmek; 2) çekilmek, artık karışmamak.

104

etek takmak (giymek)

argo erkek ar, namus, erdem vb. özellikleri bulunmayan duruma düşmek.

37

etekleri tutuşmak

çok telaşlanmak: 'Öğleden sonra vali yine kıza köpüre arayınca komiser Zihni 'nin etekleri iyice tutuştu.' -M. İzgü.

117

etekleri uzamak

yanlışları düzeltmek, ayıbını kapatmak.

103

etekleri zil (ıslık veya çalpara) çalmak

1) çok sevinmek: 'İlk mektebe gittiği gün Gülsüm'ün sevincinden etekleri zil çalıyordu.' -R. N. Güntekin. 2) alınan sevinçli bir haber üzerine telaşa ve heyecana kapılmak.

45

eteklerini indirmek

argo üzerine düşen görevi yerine getirmek.

112

eteklerini toplamak

düzenli, temiz veya namuslu olmak.

111

eti budu yerinde (etine dolgun)

şişmanca, tombul.

38

eti kemiğine yapışmak

çok zayıflamak.

97

eti ne budu ne?

1) 'yaşı küçük' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'imkânları, gücü sınırlı, parası az' anlamında kullanılan bir söz.

107

etinden et koparmak (kesmek)

çok acı vermek.

98

etki bırakmak

kuvvetli bir biçimde etkilemek.

103

etkisini göstermek

etkisini ortaya koymak, belli etmek.

96

etle tırnak gibi

birbirlerine candan bağlı, sıkı ilişkili.

118

etliye sütlüye karışmamak

toplum içindeki çeşitli hareketlerden uzak durmak, hiçbir şeyle ilgilenmemek, tartışmalı konulardan kaçınmak: 'Etliye sütlüye karışmamak ve hiçbir ideal için hiçbir mücadeleye katılmamak onun mizacıdır.' -P. Safa.

98

etme eyleme

bir davranış karşısında 'yapma' anlamında kullanılan bir söz: 'Aman etme, aman etme eyleme, şuradan şuraya tek adım atma, saraydan çıkma!' -N. F. Kısakürek.

102

etmediğini bırakmamak (komamak)

elinden gelen her türlü kötülüğü yapmak.

109

etrafı boş bulmak

kendisini engelleyecek kimse olmamak: 'Vaktiyle etrafı boş bulduğu için mistik sıfatını takınmak istemişti.' -A. H. Çelebi.

101

etten duvar örmek

korumak amacıyla çevresinde kalabalık insan birikmek.

35

etten önce çömleğe düşmek

bir işte bilgisiz veya yetkisiz olmasına rağmen herkesten önce ortaya atılmak.

106

ettiği hayır, ürküttüğü kurbağaya değmemek

yol açtığı zarar, yaptığı iyilikten büyük olmak.

115

ettiği yanına (kâr) kalmak

yaptığı kötülük karşılıksız kalmak, cezasını görememek.

38

ettiğini bulmak (çekmek)

yaptığı kötü davranışın karşılığını görmek.

104

ettiğini yanına bırakmamak

yapılan kötü davranışa karşılık vermek.

112

ettiğiyle kalmak

1) yapmak istediği kötülüğü başarıya ulaştıramayan kimse, başarısızlığın üzüntüsü ve utancı içinde kalmak; 2) yapmak istenilen kötülük amacına ulaşamamak.

109