Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

esrara dalmak

sırlara gömülmek: 'Sular büsbütün kararınca Boğaz'ın hayatı da büsbütün esrara dalar.' -A. Ş. Hisar.

104

estek köstek etmek

oyalamak, yersiz bahaneler bulmak, işten kaçınmak.

104

eş tutmak

talimde veya oyunda ikişer olmak için arkadaş seçmek.

38

eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek

tkz. güçlü birine kızıp da ondan alamadığı hıncını çevresindekilerden çıkarmak.

111

eşeğin kuyruğu gibi

her zaman aynı durumda kalan, hiç değişikliğe uğramayan: 'Benim aylığım eşeğin kuyruğu gibi ne kısalır ne uzar.' -M. İzgü.

100

eşeğini sağlam kazığa bağlamak

işini güven altına almak.

41

eşek derisi gibi

1) derisi çok kalın; 2) mec. duygusu az, duygusuz.

123

eşek gibi

kaba, düşüncesiz.

41

eşek kadar

hkr. büyük, iri, aşırı derecede gelişmiş.

104

eşek sudan gelinceye kadar dövmek

tkz. adamakıllı dövmek: 'Uslu otur yoksa ufak bir münasebetsizliğini duyarsam eşek sudan gelinceye kadar döverim, kemiklerin kırılır, anladın mı?' -R. H. Karay.

105

eşekten düşmüş karpuza (düşmüşe) dönmek

argo 1) çok şaşırmak, donup kalmak; 2) kötü bir duruma düşmek: 'Bunlar ezberlerindeki mânileri söylerler, dağarcıklarında mâni kalmayınca da eşekten düşmüş karpuza dönerler.' -S. Birsel.

46

eşi manendi (menendi, benzeri) olmamak (bulunmamak, yok)

benzeri olmamak: 'Allah rahmet eylesin, eşi menendi bulunmaz bir adamdı Nazmi Albay.' -A. Ümit. 'Bir iki çıkışı, Arap Kadir'in bir eşi benzeri bulunmadığı gerçeğini ortaya koymuştu.' -K. Korcan. 'Bizim dairenin müdürünün bir eşi benzeri daha yoktur.' -M. İzgü.

113

eşiğine yüz sürmek

bir dilekte bulunmak için bir kişiye yalvarmaya gitmek.

115

eşiğini aşındırmak

işini yaptırmak için bir yere çok gidip gelmek.

107

eşik (eşiğini) atlamak

1) herhangi bir konuyu doyasıya yaşayarak belli bir olgunluğa ulaşmak: 'Sevginin, merhametin eşiğini atlayanlar, ızdırabın gömleğini de kendiliğinden giyinirler.' -A. H. Tanpınar. 2) engelleri aşmak, zorlukları yenmek.

130

eşkıya gibi

yüzü, bakışları ve kılığı korkunç olan.

104

et bağlamak

1) şişmanlamak; 2) yara kapanmak.

101

et tırnak olmak

sıkı aile bağı kurmak.

49

et tutmak

et bağlamak: 'Ye de biraz et, can tut.' -R. H. Karay.

109

ete kemiğe dönüştürmek (büründürmek)

canlandırmak: 'Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş.' -S. İleri.

100

eteğe varmak

yardım istemeye gitmek.

36

eteği ayağına dolaşmak

eli ayağı dolaşmak.

105

eteği kirlenmek

kadının namusuna dokunulmak.

109

eteğinde namaz kılınmak

içi dışı çok temiz kişi olmak.

104

eteğindeki taşı dökmek

bütün bildiklerini açıklamak.

101

eteğinden ayrılmamak

peşini bırakmamak: 'Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu.' -R. H. Karay.

120

eteğinden el çekmek

1) etliye sütlüye karışmamak; 2) birini tacizden vazgeçmek.

113

eteğine düşmek (sarılmak)

yalvarıp yakarmak.

42

eteğine yapışmak (sığınmak)

birinin koruyuculuğu altına girmek.

39

eteğini başına atmak (sarmak)

birini azarlamak, onur kırıcı sözlerle suçlamak.

103