Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

helme dökmek

kaynatılmış taneler koyulaşmak.

106

helme gibi

iyice pişmiş.

110

hem de nasıl

pek çok, çok iyi: Ankara'yı sever misin? -Hem de nasıl.

117

hem İsa'yı hem de Musa'yı memnun etmek

istekleri birbirine karşıt olan iki kişiyi birden hoşnut edecek bir davranışta bulunmak.

108

hem kel hem fodul

yetenekli olmadığı hâlde üstünlük taslayanlar için kullanılan bir söz.

105

hem nalına hem mıhına (vurmak)

karşıt olan iki yanı desteklemek: 'Demokrasi ve adalet konusunda, hem nalına hem mıhına, bir başyazı düşünmüştü.' -A. İlhan.

111

hem suçlu hem güçlü

'gerçek suçlu kendi olduğu hâlde başkalarını suçlayan' anlamında kullanılan bir söz.

46

hem ziyaret hem ticaret

'biriyle görüşmeye giden kimsenin, bu gidişten yararlanarak başka bir işi de yapması durumunda söylenen bir söz' anlamında kullanılan bir söz.

117

hemhâl olmak

bütünleşmek, birliktelik özelliği göstermek: 'Çiçeklerle hemhâl olmuş, güya yumuşayarak çadırlar gibi yamru yumru kalmış duvarlar.' -A. Ş. Hisar.

105

hep bir ağız olmak

söz birliği etmek, anlaşarak bir konuda aynı şeyleri söylemek.

106

her aşın kaşığı olmak

her şeye karışmak, her şeye burnunu sokmak.

48

her boyaya girip çıkmak

çeşitli işlerde kısa süre de olsa çalışmış olmak.

41

her boyayı boyadı, bir fıstıki yeşil (mi) kaldı?

yapılması gereken bir şey varken, önemsiz, zorunlu olmayan şeylerle ilgilenildiğinde söylenen bir söz.

112

her derde deva olmak

birçok şeye çare olmak.

121

her gördüğü sakallıyı babası sanmak

şaka görünüşe aldanmak.

98

her kafadan bir ses çıkmak

bir konu üzerinde herkes rastgele konuşmak: 'Her kafadan bir ses çıkıyor, sen kazandın ben kazandım, şans mans deyip gülüşüyorlardı.' -N. Meriç.

106

her lafın altından kalkmak

genellikle yerme veya hakaret sözlerinin altında kalmayıp cevap verebilmek: 'Böyle horoz gibi her lafın altından kalkarsan kocan tuttuğu gibi geri yollar seni.' -A. Kulin.

107

her ne pahasına olursa olsun

ne pahasına olursa olsun.

104

her tarakta bezi olmak

birçok işi veya ilişkisi olmak.

109

her telden çalmak

1) her çeşit işi yapabilir durumda olmak; 2) birçok konuda bilgisi olmak: 'Senin anlayacağın, her telden çalıyor benim çocuklar.' -A. Kulin.

119

herze yemek

tkz. 1) yersiz söz söylemek; 2) gereksiz davranışta bulunmak.

106

hesaba almamak (katmamak)

önem vermemek.

105

hesaba çekmek

bir kişiden, bir kuruldan yaptığı işler için açıklama ve savunma istemek: 'Meclis kapanacak ve orada hükûmeti hesaba çekeceklermiş.' -Atatürk.

111

hesaba dökmek

sayıyla ilgili bir konuyu açıklığa kavuşturmak için kâğıt üzerinde hesaplamak.

109

hesaba gelmez

1) sayılamayacak kadar çok; 2) umulmadık, beklenmedik.

103

hesaba katılmamak

göz önüne alınmamak: 'Gürültü de gürültü hani: Çalgının şamatası hesaba katılmasa seyircinin alkışı yeter!' -A. İlhan.

99

hesaba katmak

dikkate almak, göz önünde bulundurmak: 'Hem benim avukat veya yargıç olmak isteyip istemediğimi de hesaba kattıkları yoktu.' -N. Cumalı.

115

hesaba kitaba gelmemek

sınırsız olmak.

38

hesabı kapamak

alacak verecek bırakmamak.

38

hesabı kapatmak

her türlü ilişkiyi bitirmek, sona erdirmek: 'Bir hesabı daha kapatmış olmanın gönül rahatlığıyla ıslık çalarak indim merdivenlerden.' -S. Dölek.

41