Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

heyecana getirmek

heyecanlandırmak, heyecanlanmasına sebep olmak: 'Nağmeler ve hanende sesleri, uslu ve evcimen halkı heyecana ve galeyana getiriyordu.' -A. Ş. Hisar.

104

heyecana kapılmak

aşırı derecede heyecan, coşku duymak: 'Ne zaman böyle büyük makineler görsem kolay kolay tarif edilemeyen bir heyecana kapıldığımı duyuyorum.' -B. R. Eyuboğlu.

104

heyheyler geçirmek

büyük heyecanlar geçirmek.

49

heykel gibi

1) hareketsiz, duygusuz; 2) çok güzel (vücut).

105

heykelini dikmek

türlü alanlarda üstün başarı gösteren kimselere değerbilirlik göstermek.

106

heyula gibi

pek iri, iri yarı.

35

hezimete uğramak

bozguna veya büyük bir yenilgiye uğramak.

35

hıçkırık tutmak

sürekli olarak hıçkırmak.

95

hık demiş (anasının veya babasının) burnundan düşmüş

'her durumuyla birine çok benziyor' anlamında kullanılan bir söz.

112

hık mık etmek

1) bir işten kaçınmak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak; 2) sorulan bir soruya açık bir anlamı olmayan, belirsiz cevaplar vermek.

134

hık tutmak

hıçkırık tutmak.

101

hıncını çıkarmak

öcünü almak: 'Hıncını çıkarmak için başka vesileler arıyordu.' -R. N. Güntekin.

99

hınç (hıncını) almak

öç (öcünü) almak: 'Fakat bu kadarcık bir mukabeleyle bütün hıncını almış değildi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108

hır çıkarmak

kavga, gürültü çıkarmak.

110

hırgür çıkarmak

kavga etmek, kavga çıkarmak.

102

hırkayı başına çekmek

bir köşeye çekilip çevresiyle ilgisini kesmek.

102

hırlı mıdır, hırsız mıdır?

bir kimsenin ahlakı, kişiliği hakkında kuşku duyulduğunda kullanılan bir söz: Ben onu tanımıyorum; hırlı mıdır, hırsız mıdır?

108

hırs bastırmak

aşırı ölçüde açgözlü duruma gelmek.

110

hırs bürümek

gözünü hırs bürümek.

41

hırsından çatlamak

öfkeyle birlikte aşırı derecede kıskanmak: 'Ben kısa yazamıyorum öykülerimi diye hırsımdan çatlıyorum.' -N. Meriç.

123

hırsını alamamak

öfkesini yenememek.

102

hırsını yenmek

öfkelenmemek için kendini tutmak.

112

hırsız gibi

kimseye görünmeden, gizlice: 'Kapıda feneri söndürüp uzun süre bir hırsız gibi bekledi.' -İ. O. Anar.

114

hırsıza yol göstermek

birine bilmeyerek kötü bir işte yardımcı olmak.

106

hırtlamba gibi giyinmek

gereksiz yere üst üste ve gelişigüzel giyinmek.

102

hırtlambası çıkmak

1) perişan bir biçimde giyinmiş olmak; 2) eşya, çok eskiyip dökülür durumda olmak: Koltukların hırtlambası çıktı.

34

hışırı çıkmak

1) eşya, çok hırpalanıp örselenmek; 2) insan ağır işlerle uğraşıp çok yorulmak.

106

hız almak

atlamak için geri çekilip birdenbire fırlamak.

107

hız vermek

1) hızını artırmak, hızlandırmak: 'Müdür bey yeni yeni fark etmeye başladığı şartların itişiyle kendine biraz hız verdi.' -K. Korcan. 2) mec. isteklendirmek.

113