Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

inşirah bulmak

iç açılmak, ferahlamak.

43

intikam almak

öç almak: 'Gözlerimi kapadım ve ilk defa erkeklerden intikam almayı düşünerek kendimi koyuverdim.' -A. Gündüz.

109

inzivaya çekilmek

toplumdan kaçıp hiçbir şeyle ilgilenmeyerek tek başına yaşamak.

114

ipe dizmek

boncuk vb.ni ipliğe geçirmek.

40

ipe gitmek

ölüme gitmek: 'Menfaatine dokunan adam, ipe gitmek için lazım gelen hükümleri giyer.' -F. R. Atay.

114

ipe sapa gelmemek

akla yakın olmamak veya birbirini tutmamak: 'Söyledikleri zaten ipe sapa gelmez şeyler.' -A. İlhan.

109

ipe un sermek

geçersiz birtakım nedenler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak.

140

ipek gibi

1) çok ince, parlak ve yumuşak; 2) güzel, iyi huylu.

116

ipi (birinin) eline geçmek

yönetimi başkasının eline geçmek, kontrolü başkasının elinde bulunmak: 'İpleri Topal Osman'ın eline geçince bir uysallaşır, bir uysallaşır kâfir!' -R. Enis.

34

ipi çözmek

hlk. ilgisini kesmek.

103

ipi kırmak

hlk. savuşup gitmek.

112

ipi koparmak

bağlı bulunduğu kuruluşla veya yakınlığı bulunan kişi ile ilişkisini kesmek.

119

ipi sapı yok

birbirini tutmaz, yersiz, anlamsız.

43

ipin ucunu kaçırmak

tkz. yönetimde veya bir şeyi kullanmada gereken ölçüyü yitirmek: 'Bu kadar çalıştığım hâlde, ölçülerim pek mi aykırıdır nedir, yine ipin ucunu kaçırıveririm.' -O. V. Kanık.

42

ipini kırmak

azmak, ele avuca sığmaz bir durum almak.

104

ipini koparmak

başıboş kalmak.

108

iple çekmek

sabırsızlıkla beklemek: 'Ertesi günün öğleye doğru olan saatlerini iple çekiyordum.' -Y. K. Beyatlı.

47

ipliği pazara çıkmak

kötü nitelik ve suçları ortaya çıkmak.

108

iplik çekmek

1) kumaştan iplik çıkarmak; 2) iplik eğirmek.

106

ipoteği çözmek (kaldırmak)

tutudan kurtarmak: 'Bu ipoteği çözmek sizin elinizde! Bir tek siz çözebilirsiniz onu!' -N. Eray.

100

ipotek altında tutmak

1) tutuda tutmak; 2) baskı altına almak.

104

ipten kazıktan kurtulmuş

her türlü kötülüğü yapacak yaradılışta olan (kimse): 'İşte şimdi gördüğünüz gibi hırsızların, esrarkeşlerin, ipten kazıktan kurtulmuş, gözü kanlı canilerin arasında çilemi dolduruyorum.' -H. Taner.

112

ipten kuşak kuşanmak

yoksul düşmek.

44

ipucu vermek

aranılan gerçeğe ulaştırabilecek şeyle ilgili, onu bulmaya yarayan bilgi vermek.

100

irapta mahalli yok

hiçbir değeri ve önemi yok.

114

iraptan mahalsiz

hiçbir değeri ve önemi yok.

106

irtibat kurmak

bağlantı sağlamak: 'İrtibat kurduğu adamı gören tek kişi benim.' -O. Aysu.

40

irtihal etmek

ölmek.

116

isabet almak

vurulmak, yaralanmak: Düşman uçağı isabet aldı.

109

isabet oldu

'yerinde, tam isteğe uygun' anlamında kullanılan bir söz.

113