Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

isim yapmak

ad yapmak.

110

iskambil kâğıdı gibi devrilmek

birer birer ve birbiri ardı sıra devrilmek.

110

iskâna açmak

kadastrosunu, planlarını ve altyapısını bitirip bir bölgeyi inşaat yapmaya hazır duruma getirmek.

119

iskandil etmek

1) deniz derinliğini ölçmek; 2) soruşturmak, araştırmak: 'Evde kimsenin olmadığını telefonla iskandil ediyorlarmış diyor Bedri.' -O. Rifat. 3) mec. bir işin içyüzünü araştırmak, bilgi toplamak; 4) argo gözetlemek, çevreyi kollamak: 'Cevizlerin altını iskandil ederek böğürtlen yığınının gölgesine sığındı.' -O. C. Kaygılı.

120

iskele almak

1) gemi merdivenleri kaldırılıp harekete hazırlanmak; 2) argo bir erkek, bir kadına sarkıntılık etmek.

44

iskelet gibi

çok zayıf.

107

iskelete dönmek

çok zayıflamak.

93

iskeleti çıkmak

çok zayıflamak.

108

islim tutmak

gerekli koşulların olgunlaşmasını beklemek.

116

ismi (bile) olmamak

adı (bile) olmamak.

113

ismi çıkmak

adı çıkmak: 'Ama siz ecnebiler ismi çıkmış yerlerden hoşlanırsınız.' -S. F. Abasıyanık.

111

ismi geçmek

adı geçmek.

116

ismi gibi bilmek

adı gibi bilmek.

42

ismi lazım değil

'adının anılması gerekmiyor' anlamında kullanılan bir söz.

106

ismi var cismi yok

1) sözü edilen ancak gerçekte var olmayan; 2) adı olmasına karşın görevini, etkinliğini yerine getirmeyen.

51

ismini bağışlamak

adını bağışlamak.

38

ismini cismini almak

adını, kimliğini belirleyip kaydetmek: 'Fabrika sahibinin ismini cismini aldı.' -S. F. Abasıyanık.

111

israfa kaçmak

gereksiz yere aşırı harcamalarda bulunmak.

100

istasyon yapmak

duraklamak, beklemek: 'Bir geçitte bir dakika kadar istasyon yaparak geçit bekçisiyle yârenlik ettik.' -R. N. Güntekin.

102

istavroz çıkarmak

haç çıkarmak: 'Lanet kelimesini her anışında istavroz çıkarıyordum.' -N. Meriç.

105

istediği gibi at koşturmak (oynatmak)

keyfince, istediği gibi davranmak.

46

istek duymak

bir şeye karşı eğilim duymak, arzulamak.

45

istek uyandırmak

istemesine, arzu duymasına yol açmak: 'İnsanda ille de saçını, yanağını okşamak isteğini uyandıran güzel kız çocuklarını andırırdı.' -N. Cumalı.

108

istifayı basmak

herhangi bir sebeple görevinden ani bir kararla çekilmek.

115

istifini bozmamak

aldırış etmeyip durum ve davranışını değiştirmemek: 'Adamcağız o akşam, arkasından bir bisiklet çıngırağı duymuş fakat istifini bozmamıştı.' -H. E. Adıvar.

326

istihareye yatmak

girişilecek bir işin hayırlı olup olmadığını göreceği rüyadan anlamak için abdest alıp dua okuyarak uyumak: 'İstihareye yatmazsın / Doğruca yola girmezsin' -Halk türküsü.

105

istikamet vermek

yön vermek, yöneltmek: 'Son otuz senede tarihe nasıl bir istikamet verdiğimizi görüyorum.' -Y. K. Beyatlı.

115

istikrar bulmak

1) karar kılmak; 2) yerleşmek.

45

istim üstünde olmak

1) buharla işleyen araçlar kalkmaya hazır duruma gelmek: 'Gemi istim üstünde, kalkması yakın. Demir almak için süvari bekleniyordu.' -Z. Selimoğlu. 2) mec. hemen gidecek durumda bulunmak.

111