Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kazık yutmuş gibi

baston yutmuş gibi.

41

kazın ayağı öyle değil

'bir sorun, bir durum sanıldığı gibi değildir' anlamında kullanılan bir söz: 'Doğru söylüyorsun Ali, doğru söylüyorsun ama kazın ayağı öyle değil.' -O. Kemal.

106

kazma gibi

büyük, kocaman (diş).

43

keçe külah etmek

aldatmak, kandırmak.

102

keçe külah olmak

esk. ordudan veya resmî görevden çıkarılmak: 'Askerde, vüzera, rical dairelerinde 'keçe külah olmak' kıyafeti soyulup tardedilmek demek idi.' -A. Rasim.

114

keçesini sudan çıkarmak

güç olan bir işi, durumu yoluna koyarak rahatlamak.

36

keçeyi suya atmak

ar ve namusu hiçe saymak.

113

keçiboynuzu gibi

işi çok, verimi az olan.

109

keçileri kaçırmak

delirmek veya bunalım içinde bulunmak.

114

keçilik etmek

inat etmek.

34

keder çekmek

acı duymak, ızdırap çekmek.

37

keder vermek

üzüntü vermek, kederlendirmek, tasalandırmak.

33

kedi ciğere bakar gibi bakmak (süzmek veya seyretmek)

imrenerek bakmak: 'Derin bir hayranlıkla gözlerini kıza kaptırmış, kedi ciğere bakar gibi süzüp duruyordu.' -H. R. Gürpınar.

108

kedi gibi

uysal ve sokulgan.

96

kedi gibi dört ayak üzerine düşmek

en güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak.

99

kedi ile harara (çuvala) girmek

geçimsiz biri ile iş birliği yapmak.

104

kedi ile köpek gibi

birbirleriyle geçinemeyen, anlaşamayan kimseler için söylenen bir söz.

34

kedi ne, budu ne?

eti ne budu ne.

104

kediye peynir (ciğer) ısmarlamak

güvenilmeyecek birine saklaması için bir şey bırakmak.

43

kefeki tutmak

küflenmek.

101

kefekiye dönmek

delik deşik olmak.

102

kefeni boynunda olmak

her an ölümü göze almak.

104

kefeni yırtmak

ağır bir hastalıkta ölüm tehlikesini atlatmak.

45

kefil göstermek

bir iş için gerekli olan kefili bulmak.

115

kehanette bulunmak

kâhinlik etmek: 'Bunu belirtirken bir kehanette bulunmuş olmuyordum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

105

kehribar gibi

sapsarı, koyu sarı: 'Üstelik tütünler kehribar gibiydi bu yıl.' -N. Cumalı.

99

keklik gibi

güzel, alımlı, hareketli: 'Bir gün evvel keklik gibi seken dipdiri bir insan, bir gün sonra kargabüken yemiş gibi kıvrılmış yatıyor.' -R. N. Güntekin.

107

kelek atmak

argo birisini beklemediği anda hile ve dalavere yaparak zarara sokmak.

108

kelek yapmak

argo oyunbozanlık etmek.

101

keleklik etmek

görgüsüzlük, bilgisizlik nedeniyle karşısındakinin gerçek amacını anlayamamak.

103