Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kaşlarını çatmak

kızmak, öfkelenmek: 'Dönüp ardına baktı, bakmasıyla kaşlarını çatması bir oldu, yüzü kararıverdi.' -B. Günel.

118

kat çıkmak

yapıya kat eklemek.

111

katakulli okumak

yalan söylemek, palavra atmak: 'Her seferki gelişinde bu katakulliyi okursun fakat sözün ardı hep boşa çıkar.' -H. R. Gürpınar.

124

katakulliye gelmek

tuzağa düşmek.

102

katakulliye getirmek

tuzağa düşürmek.

115

katana gibi

iri yarı (kadın).

48

katıla katıla ağlamak

aşırı derecede ağlamak: 'Meğer aradan birkaç ay geçecek ve yine o evde, yine gözlerimizden yaşlar akarak katıla katıla ağlayacakmışız.' -Y. Z. Ortaç.

112

katıla katıla gülmek

aşırı derecede gülmek: 'Bir kahveye yolu düşmüş, kahvede oturanların hepsi katıla katıla gülüyorlarmış.' -B. R. Eyuboğlu.

42

katır gibi

inatçı (kimse).

110

katır kuyruğu gibi kalmak

bir işte ilerlemeden kalmak.

125

katır tepmişe dönmek

çok hırpalanmak, perişan duruma düşmek, felaketin nereden geldiğini anlayamamak.

105

katkıda bulunmak

bir şeyin oluşmasına, gelişmesine veya gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile yardım etmek: 'Bu kitaba kendileri ayrımında olmasalar da pek çok insan katkıda bulundu.' -E. Atasü.

113

katmer kaldırmak

hlk. karışıklık çıkarmak.

112

katmerli katmerli gülmek

üst üste ve ara vermeden aşırı derecede gülmek: 'Harun sarhoşluğun sinirliliğiyle yine göbek ve gerdan titreterek katmerli katmerli gülmeye başladı.' -H. R. Gürpınar.

93

katran gibi

karaya yakın koyu renkte: 'Gece karanlığından daha kesif, katran gibi karanlık bir mübarek daire...' -H. R. Gürpınar.

107

katresi kalmadı (yok)

hiç kalmadı, hiç yok.

101

kav gibi

1) kolaylıkla tutuşacak durumda olan; 2) kuru ve gevrek.

43

kavanoz dipli dünya

üzülmemeyi, biraz boş vermeyi, rahat bir biçimde yaşamayı anlatan söz.

42

kavara çekmek

kaba yellenmek.

83

kavga çıkarmak

kavgaya neden olmak: 'Bir gün hiç yoktan kavga çıkarıp oğlanın ağzını burnunu bir güzel dağıtıverdiler.' -N. Cumalı.

34

kavga çıkmak

dövüş meydana gelmek: 'Sık sık kavga çıkıyordu aralarında, ana avrat küfrediyorlardı.' -C. Meriç.

106

kavga kopmak (patlamak)

dövüş başlamak: 'Softalar arasında kızıl bir kavga kopmuştu.' -F. R. Atay. 'Su yolunda tuğlacılarla konducular arasında kavga patladı.' -L. Tekin.

104

kavgaya girişmek (tutuşmak)

kavgaya başlamak: 'Kendilerine acındırmak için yalandan kavgaya tutuşup birbirlerinin saçlarını başlarını yoldular. Yüzlerini kanattılar.' -L. Tekin.

98

kavil kesmek

sözleşmek: 'Dostumla da kavil kestim / Yalan çıktı ona küstüm' -Halk türküsü.

37

kavis çizmek

yay biçiminde yol izlemek.

38

kavlükarar etmek

1) karar vermek: 'Çeşmeler yaptırdım sular içmeye / Kavlükarar ettim alıp kaçmaya' -Halk türküsü. 2) birlikte söz vermek.

39

kaya gibi

çok sağlam: 'Uçan kâğıt rüzgârın hızını belli eder, kaya onu durdurur. Kaya gibi olunuz!' -N. F. Kısakürek.

38

kayda geçirmek

ilişkili bulunduğu deftere yazmak.

104

kaydını düşmek

yazılı olduğu evraktan çıkarmak: 'Bir idamlık Ali vardı, asıldı / Kaydını düştüler, mühür basıldı' -N. F. Kısakürek.

106

kaygı çekmek

üzüntü, tasa duymak.

104