Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

karda yürüyüp (gezip) izini belli etmemek

kimsenin sezemeyeceği biçimde gizli iş çevirmek: 'Karda yürüyüp izini belli etmemek, cümlesiyle tarif edilen bu sinsilik, hedefine asla varamayan adi bir hiledir.' -P. Safa.

136

karga bok yemeden

kaba çok erken bir saatte.

42

karga gibi

çok zayıf ve esmer (kimse).

114

karga tulumba etmek

birkaç kişi, birini kollarından bacaklarından tutup kaldırmak: 'Emine kalkmak istemiyor, boyuna hıçkırıyordu. Ötekiler hep bir olup onu karga tulumba edince yanıma getirdiler.' -O. C. Kaygılı.

118

kargadan başka kuş tanımamak

bildiğinden veya öğrendiğinden kesinlikle şaşmamak.

46

kargaşa çıkarmak

gürültü patırtıya yol açmak.

97

karı gibi

korkak, dönek (erkek).

109

karılık etmek

1) evli bir kadın kocasına olan görevini yerine getirmek; 2) hkr. erkek için döneklik etmek, hile yapmak.

119

karın doyurmak

1) geçinmek: 'Yoğurtçuda çalışanlar bu türlü karın doyuranları çok görmüşlerdi.' -N. Cumalı. 2) yararı olmak: 'Fakat öpüşmek, sevişmek karın doyurmuyor.' -Ö. Seyfettin.

110

karınca duası gibi

çok küçük, sık ve okunaksız (yazı).

117

karınca yuvası gibi

çok kalabalık.

107

karıncayı bile ezmemek (incitmemek)

çok merhametli, ince duygulu olmak.

45

karısının üstüne evlenmek

karısı varken bir kadınla daha evlenmek: 'Fakat hanımefendi, bugün İstanbul'da karısının üstüne evlenmiş kaç erkek var?' -H. C. Yalçın.

113

karış karış bilmek

en ince ayrıntısına kadar biliyor olmak: 'Buraların girdisini çıktısını, deliğini kovuğunu karış karış bilir.' -H. R. Gürpınar.

111

karış karış dolaşmak

her yeri gezmek: 'Ben Türk köylerini karış karış dolaştım, bilirim.' -A. Gündüz.

112

karina etmek

gemiyi karinası ortaya çıkacak biçimde bir yanı üzerine yatırmak.

120

karinaya basmak

karina etmek.

104

karine ile anlamak

sözün gelişinden çıkarmak.

107

karizmayı çizdirmek

argo var olan etkileyiciliğini kaybetmek.

105

karman çorman etmek

çok karışık ve düzensiz duruma getirmek.

43

karman çorman olmak

çok karışık ve düzensiz duruma gelmek: 'İşler gittikçe kızışıyor, hikâyeler gittikçe karman çorman oluyor, hangi sözü kimin söylediği belli olmuyordu.' -Y. Kemal.

120

karmanyolaya getirmek

soymak: 'Sarhoş buldunuz adamı karmanyolaya getireceksiniz.' -O. Kemal.

112

karnı büyümek

hamile kalmak: 'Felaket bununla bitmemiş, üç ay sonra karnı büyümeye başlamış.' -H. E. Adıvar.

109

karnı tok sırtı pek olmak

geçimi iyi olmak, para sıkıntısı olmamak.

114

karnı tok, sırtı pek

geçim sıkıntısı olmayan insanlar için kullanılan bir söz.

118

karnı zil çalmak

çok acıkmış olmak.

119

karnından konuşmak (söylemek)

1) işitilemeyecek kadar alçak sesle söylemek; 2) uydurarak söylemek.

117

karnını doldurmak

1) çok yemek yemek; 2) argo gebe kalmak.

47

karşı çıkmak

1) dışarıdan gelenleri karşılamaya gitmek: 'Edirne'nin üç şerefelisi de kandillerden kaftanı ile ona karşı çıkmış.' -R. E. Ünaydın. 2) bir düşünceye katılmamak, cephe almak: 'Üniversiteyi bitirince isteğimi babama açtım, önce biraz karşı çıkar gibi oldu.' -O. Aysu.

46