Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

oh olsun!

söz dinlemeyip yanlış davranarak kötü duruma düşenlere 'çok iyi olmuş' anlamında kullanılan bir söz: Oh olsun, benim sözümü dinlemedin!

110

ok atmak

hlk. miras kalan malları paylaştırmak için ad çekmek.

136

ok gibi (yerinden) fırlamak

çok hızlı gitmek: 'Affedersiniz, beni burada görürse kızar diye ok gibi fırladı.' -B. Felek.

117

ok meydanında buhurdan yakmak

1) geniş bir yeri yetersiz bir şeyle ısıtmaya çalışmak; 2) önemli bir iş için yetersiz imkânlardan yararlanmaya çalışmak.

116

ok yaydan (yayından) çıkmak

geri dönülemeyecek bir iş yapmak: 'Amcam, beni bir kahraman gibi müdafaaya çalıştı, çalmadığı kapı bırakmadı. Fakat ok yaydan çıkmıştı.' -R. N. Güntekin.

120

okka çekmek

hacminden umulmayacak kadar okka ağırlığında olmak.

112

okkanın altına gitmek

haksız yere ezilmek, bir zarar veya ceza görmek: 'Eğer gözünü açmaz, bu kör dövüşüne bir nihayet vermezsen muhakkak okkanın altına gidersin.' -R. N. Güntekin.

111

oklava yutmuş gibi

baston yutmuş gibi.

116

okulu asmak (kırmak)

okuldan kaçmak, derslere girmemek.

47

okumayı sökmek

okula yeni başlayan öğrenci, verilen eğitim sonrası okumaya başlamak, okuma becerisini kazanmak.

106

okuyup üflemek

dinî inanca göre bir duayı okuduktan sonra, üfleyerek ruhlara yollamak: 'Gerçi her gece yatmadan evvel okuyup üflerse de çok geçmeden yine uyanır ve kalkardı.' -A. Ş. Hisar.

104

ola ki

olabilir ki, belki: 'Ola ki bir oldubitti yaratmayı kendi çıkarlarına uygun görmüşlerdir.' -S. Birsel.

117

olacak gibi değil

'olamaz, olmuyor, olacağa benzemiyor' anlamında kullanılan bir söz.

102

olacak o kadar

'kabul edilebilir ölçüde' anlamında kullanılan bir söz.

110

olan (olup) biten

meydana gelen olaylar, ortaya çıkan durum veya oluşan her şey: 'Biraz da etrafında olup bitenlere dikkat etsen iyi edersin.' -A. M. Dranas. 'Uzun İhsan Efendi olan biteni çaresizlikle seyrediyordu.' -İ. O. Anar.

113

olan oldu

'iş işten geçti, artık yapacak bir şey kalmadı' anlamında kullanılan bir söz.

113

olanak sağlamak (tanımak)

bir işin olmasına elverişli ortamı hazırlamak.

42

olay çıkarmak

hoş olmayan bir durum yaratmak, hadise çıkarmak.

106

olay yapmak

bir olayı gereğinden fazla büyütmek, sorun çıkarmak.

105

olay yaratmak

ortada herhangi bir sebep yokken bir olaya yol açmak: 'Hınzır sıfır, sağda da olsa solda da olsa olaylar yaratıyor.' -A. Boysan.

38

olayın üstüne gitmek

olayı etraflıca araştırmak.

109

oldu bilmek (saymak)

sorunu çözülmüş bilmek.

37

oldu olacak

hiç olmazsa: 'Oldu olacak bunu makamla söyle de bari biraz eğlenelim.' -O. C. Kaygılı.

52

oldu olacak, kırıldı nacak

hlk. 'her şey olup bitti, iş işten geçti' anlamında kullanılan bir söz.

118

oldu olanlar

'hoş olmayan, kötü birtakım olaylar oldu' anlamında kullanılan bir söz: Bize oldu olanlar!

114

oldubittiye getirmek

geri dönülmesi güç veya olanaksız bir durum yaratmak, emrivaki yapmak.

120

olduğu kadar

1) kabul edilebilir düzeyde; 2) beklenilenin altında.

127

olmayacak duaya âmin demek

gerçekleşmeyecek, sonuç vermeyecek işlerle uğraşmak.

118

olmaz olmaz

'olamayacak, imkânsız şey yoktur' anlamında kullanılan bir söz.

110

olmuş armut gibi eline düşmek

emeksiz ve zahmetsizce eline geçmek.

115