Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

olta atmak

1) balık yakalamak için olta takımını suya atmak; 2) mec. tuzak kurmak.

117

oltaya düşmek

hileyle karşılaşmak, oyun veya düzen içine girmek: 'Sersem balık gibi bu oltaya düşeceklerdi.' -H. F. Ozansoy.

106

oltaya gelmek

aldatılmak.

111

oltaya takılmak

tuzağa düşmek.

111

oltaya vurmak

balık yakalanmak.

108

oltayı yutmak

argo aldanmak.

106

oluk gibi akmak

çok bol ve arası kesilmeden gelmek: 'Para oluk gibi akıyordu Nahit'e.' -T. Buğra.

114

olup olacağı

'hepsi bu kadar' anlamında kullanılan bir söz.

42

olupbittiye getirmek

oldubittiye getirmek.

45

olur a!

geniş zaman kipinden sonra gelerek belirsizlik, olasılık anlamı katan bir söz: 'Olur a! Ağası belki sılaya gitmiştir, yerine tabanı yarık biri gelmiştir, ona da mektubu emniyet edememiştir.' -S. M. Alus.

109

olur almak

yetkili makamdan bir uygulamayı yapabilmek için yazılı izin almak.

111

olur şey (iş) değil

'olamaz veya gerçekleşmesi beklenmez' anlamında kullanılan bir söz.

47

olur vermek

yetkili makam bir uygulamanın yapılabilmesi için yazılı izin vermek.

39

oluruna bakmak

bir işin yapılabilirliğini araştırmak, yapmaya çalışmak.

123

oluruyla yetinmek

elde olanları yeterli bulmak, kanaat etmek.

108

omuz kaldırmak

1) bilmez gibi davranmak; 2) kabul etmemek, geri çevirmek.

41

omuz öpüşmek

eşit derecede olmak.

97

omuz silkmek

aldırmamak, önem vermemek: 'Seni hizmetime alacağım, dedim. Âdeta omuz silkerek: -Pekâlâ, dedi.' -F. R. Atay.

115

omuz vermek

1) omzuyla dayanmak; 2) mec. destek olmak: 'Bu, insanı yanlış yollara itelese de bir çıkış noktası bulunmasına omuz verebilir.' -S. Birsel.

123

omuzda taşımak

çok saygı göstermek, yüceltmek, övmek.

43

omuzları çökmek

bitkin, perişan ve yıkılmış bir durumda olmak.

118

omzuna atmak

ceket vb. şeyleri tam olarak giymeden sırtına koymak: 'Kadifeye benzer dokumalı pahalı kumaştan paltolarını omuzlarına atmışlar.' -C. Külebi.

106

on para etmemek

hiçbir değeri olmamak: 'Güzelliğin on para etmez / Bu bendeki aşk olmasa' -Âşık Veysel.

102

on paraya on takla (taklak) atmak

az bir miktar kazanabilmek için bile onursuzca bir sürü şey yapmak.

49

on parmağı boğazında olmak

isteği yapılmadığında sıkıntıya düşmek, düşürmek: 'Haftada iki gün oruç tutmazsan on parmağım boğazında olsun, dedi.' -R. N. Güntekin.

102

on parmağında on hüner (marifet) olmak

elinden her iş gelmek, çok becerikli olmak.

112

on parmağında on kara

herkesi lekelemek huyu olanlar için kullanılan bir söz: 'On parmağınızda on kara, iftira üstüne iftira çalıyorsunuz.' -T. Buğra.

120

ona buna dil uzatmak

herkes için ileri geri konuşmak.

113

onarım görmek

onarılmak: 'Ondan sonra da birkaç kez onarım görmüştür.' -S. Birsel.

113

onu bunu bırak

'bahane arama, mazeret ileri sürme' anlamında kullanılan bir söz.

118