Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

onur duymak

onurlanmak: 'Piyesini sahneye koymaktan büyük onur duyduğunu söyledi.' -C. Uçuk.

141

onuruna dokunmak

birinin gururunu, haysiyetini incitmek.

112

onuruna yedirememek

bir kimse, kendine duyduğu saygıyla bağdaşmayan ve onur kırıcı olay veya davranışlar karşısında tepkide bulunmak, kendine yedirememek: 'Bu haksızlığı onuruna yediremeyen Mustafa, o günden sonra bu okula gitmemek için ayak diredi.' -E. C. Güney.

102

operasyona çıkmak

harekât gerçekleştirmek.

47

oralarda olmamak

işi sezmemiş gibi davranmak, anlamazlıktan gelmek: 'Fakat o hiç oralarda değildi.' -R. N. Güntekin.

37

oralı (bile) olmamak

önemsememek, umursamamak, aldırmamak, ilgilenmemek: 'Hiç oralı olmaz ve hâlinden yakınır.' -S. Birsel.

110

orasına burasına

dağınık olarak, gelişigüzel bir biçimde.

113

orman gibi

gür, çok (saç, kaş vb.).

108

orman taşlamak

bir kimsenin düşüncesini dolaylı olarak öğrenmeye çalışmak.

43

orta katı kiraya vermek

argo gebe kalmak.

46

ortada bırakmak

birini çok güç bir durumdayken terk etmek.

118

ortada fol yok yumurta yok

fol yok yumurta yok.

114

ortada kalmak

1) yersiz kalmak, barınacak yer bulamamak; 2) güç bir durumda veya iki şey arasında kalmak: 'Bu plana göre kadın o sırada oyuncuyu da bırakmış olduğu için ortada kalacak.' -İ. Aral. 3) bir şeyi hiç kimse üzerine almamak.

114

ortadan kaldırmak

1) saklamak; 2) yok etmek. 3) mec. öldürmek: 'Mithat Paşa ve emsalini ortadan kaldırmak için ...' -Y. Z. Ortaç.

97

ortadan kalkmak

yok olmak: 'Herhangi bir taşralı kızın artık saklı kalma olasılığı ortadan kalkmış oluyordu.' -M. Mungan.

108

ortadan sır olmak

kaybolmak, arkada iz bırakmadan gitmek: 'Böylelerinin kirayı biriktirdikten sonra bir para vermeden ortadan sır olanları çoktur.' -H. R. Gürpınar.

115

ortadan söylemek

herkesin içinde, belli bir kimseyi amaçlamadan konuşmak.

37

ortak etmek

bir şeyi paylaşmaya razı olmak, katılmaya onay vermek.

118

ortak olmak

bir şeyi paylaşmak veya bir şeye katılmak: 'Kadınları hayata ortak olmayan millet öksüzdü, yarı kuvvetini kullanamıyor demekti.' -T. Buğra.

46

ortaklık kurmak

şirket, kumpanya açmak veya çalıştırmak: 'Eğer bugün hepimiz bu işe karar verir ve bir ortaklık kurarsak bu gazete çıkar.' -S. Birsel.

113

ortalığı ... götürmek (almak)

kaplamak: 'O gün de bir yağmur yağmıştı, ortalığı sel götürmüştü ya, o gün işte.' -S. F. Abasıyanık.

113

ortalığı birbirine katmak

kargaşa çıkarmak.

112

ortalığı gürültüye (patırtıya) vermek

gereksiz bir telaşa düşürmek.

123

ortalığı kırıp geçirmek

1) herkesi heyecana sürüklemek: 'Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!' -A. İlhan. 2) çok kızarak çevresindekilere bağırıp çağırmak.

120

ortalık ağarmak

sabah olmaya başlamak: 'Bu akşamki gerçek, ortalık ağarmadan tersine döner.' -F. R. Atay.

110

ortalık düzelmek

toplum içindeki karışıklık yok olmak, tedirginlik kalmamak, maddi durum düzelmek: 'Ben de ödünç para bulsam hiç düşünmeden alırım. Ortalık elbet düzelir, öderim.' -M. Ş. Esendal.

114

ortalık kararmak

akşam olmak: 'Ortalık kararana kadar kitap okurdum.' -A. Kutlu.

43

ortalık karışmak

toplumda veya devletler arasında düzensizlik baş göstermek.

111

ortalık sütliman olmak

sakinleşmek, durulmak: 'Tam ortalık sütliman oldu derken, şimdi de bu mektup çıkmıştı karşıma.' -A. Ümit.

120