Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

partiyi kaybetmek

1) elde etmeye çalıştığı bir kazancı karşısındakine kaptırmak; 2) başkasıyla çekiştiği bir konuda yenilmek: 'Kızın gözlerinden damla damla yaşlar akıyordu. İmam partiyi kaybediyordu.' -H. E. Adıvar.

42

partiyi vurmak

büyük bir kazanç sağlamak.

101

pas açmak

bir şeyin pasını giderip parlatmak.

102

pas almak

sp. bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşından gelen topu kullanmak: 'Biçimli yerlerde durup paslar alır, ofsayt durumlarında beleş goller çıkarırdı.' -H. Taner.

42

pas atmak (vermek)

1) sp. bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşına top geçirmek; 2) argo karşı cinse umut ve cesaret vermek.

115

pas geçmek

1) bazı iskambil oyunlarında o ele katılmamak; 2) 'geçiniz' demek; 3) argo vazgeçmek, caymak, aldırış etmemek.

47

pas tutmak

1) paslı duruma gelmek, paslanmak; 2) çalışamaz duruma gelmek: 'Hokkaların içinde mürekkep kurumuş, kalemler pas tutmuştu.' -E. E. Talu.

111

pas vermemek

karşı cinse umut ve cesaret vermemek.

39

paskalya yumurtası gibi

yüzüne çok allık süren.

115

pasta çekmek

otomobilleri pasta ile parlatmak.

110

paşa gibi yaşamak

bolluk içinde yaşamak, bey gibi yaşamak.

113

paşa olmak

hlk. fazlaca içki içmiş olmak.

113

pat diye

ansızın: 'İnsan öyle pat diye ölür mü canım, aklınıza nereden geliyor bunlar?' -N. Eray.

108

pata çakmak

argo askerce selam vermek.

112

pata gelmek

1) kâğıt oyunlarında berabere kalmak; 2) ödeşmek, başa baş gelmek.

46

patırtı çıkarmak

kavgaya sebep olmak, kavga çıkarmak.

105

patırtı kopmak

kavga çıkmak, kargaşalık olmak.

44

patırtıya pabuç bırakmamak

tkz. önemli bir tehlike yaratmayacağını bildiği kışkırtmalara, yıldırmalara aldırmayıp bildiğini yapmak.

39

patinaj yapmak

1) tekerlek, tutunma eksikliği sebebiyle ilerlemeksizin aynı noktada dönmek; 2) mec. herhangi bir işte ilerleme kaydedememek, aynı noktada sayıp durmak.

104

patlak vermek

gizli kalması istenen veya beklenmedik bir olay, ansızın ortaya çıkmak: 'İnsanın vuzuhsuzluk içinde her an bir hadisenin patlak vermesini beklemesi kadar fena bir şey tasavvur edilemez.' -E. İ. Benice.

105

patlama!

'sabret, sakin ol' anlamında kullanılan uyarıcı bir söz: Patlama, geliyorum!

104

patron çıkarmak

patronları çizili olduğu modelden kopya yolu ile bir kâğıda geçirip kesmek.

104

pay bırakmak

1) kesme, biçme, yapma sırasında, bir şeyde daha sonra kullanılmak için fazlalık bırakmak: 'Daha güzel günlere pay bırakmak için bir fedakârlık edelim.' -P. Safa. 2) mec. bir ilişkide fazla samimi olmamak, mesafe bırakmak.

106

pay çıkarmak

bir olay veya durumdan gereken deneyimi kazanmak, tutulacak yolu belirlemek: 'Bununla beraber muhtar, bu vakadan köyün davası için bir pay çıkarmayı ihmal etmemektedir.' -R. N. Güntekin.

103

pay vermek

1) hisse vermek, bölüşmede bulunan parçalardan ayırmak: 'Batı, beynini sömürdüğü insanlara kendi uyruklarına sağladığı konfordan pay verip gönül alır.' -H. Taner. 2) mec. küçük büyüğe karşılık vermek, saygısızca davranmak: 'Bunlar analarına, babalarına pay vermişler de böyle taş kesilmişler.' -S. M. Alus.

110

payanda vurmak

payandalamak.

99

paydos borusu çalmak

işi bırakma zamanının geldiğini boru sesi ile bildirmek.

46

paydos demek

yapılmakta olan bir işi bırakmak.

111

paye vermek

değer, önem vermek: 'Onlar, bize bir esirden fazla paye vermemek fikrindedirler.' -H. C. Yalçın.

109

payına düşmek

bölüşmede hisse ayrılmak, belirli bir bölüm verilmek: 'Uşak'a kadar yirmi beş otuz esir de bizim payımıza düştü.' -A. Gündüz.

116